CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, 2026'nın ilk yedi ayında enflasyonun yüzde 19,86'ya yükseldiğini belirterek ücretlerdeki erime, bireysel borçlardaki artış ve icra dosyalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, ücret ve aylıklardaki değişim ile vatandaşların borçluluk durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kış, 2026 yılının ilk yedi ayında enflasyonun yüzde 19,86 seviyesine ulaştığını, gelirlerdeki artışların fiyat artışları karşısında alım gücünü korumakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Kış'ın paylaştığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) verilerine göre, 1 Ocak-21 Ağustos 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 6 milyon 555 bin yeni dosya geldi.
Geçen yılın aynı döneminde bu sayı 6 milyon 458 bin olarak kaydedilirken, yeni dosya sayısındaki artış 97 bin oldu.
Aynı dönemde 4 milyon 550 bin dosyanın sonuçlandırıldığı veya işlemden kaldırıldığı belirtilirken, icra dairelerinde açık durumda bulunan toplam dosya sayısının 26 milyona ulaştığı aktarıldı.
Derdest dosya sayısının da son bir yılda 1 milyon 562 bin arttığı ifade edildi.
Kış, borçluluk verilerinin bireysel kredi ve kredi kartı ödemelerindeki sorunlara da işaret ettiğini belirtti.
Buna göre yılın ilk altı ayında 638 bin kişinin bireysel kredi, 836 bin kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındığı kaydedildi.
Her iki borç türü nedeniyle takipte bulunan kişiler tekil olarak değerlendirildiğinde, altı aylık dönemde 1 milyon 117 bin kişinin icra takibiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Önceki yıllarda takibe alınmasına rağmen borcunu ödemeye devam edemeyen vatandaşların sayısının ise 4 milyon 400 bine yükseldiği ifade edildi.
Haziran sonu itibarıyla bankalar ve finans kuruluşlarının takibinde 2 milyon 769 bin, varlık yönetim şirketlerinin takibinde ise 2 milyon 314 bin kişinin bulunduğu aktarıldı.
Kış, 2026 yılının ilk yedi ayındaki yüzde 19,86'lık enflasyonun geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 19,08'lik oranın üzerinde olduğuna dikkat çekti.
En düşük emekli aylığının temmuz ayında 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltildiğini belirten Kış, artışın yaklaşık 420 liralık bölümünün ilk ayda enflasyon karşısında eridiğini savundu.
Kış, en düşük emekli aylığı ile açlık sınırı arasındaki farka da dikkat çekerek, emeklilerin gelirlerinin temel ihtiyaçlar açısından yetersiz kaldığını ifade etti.
Ocak ayında 28 bin 75 lira olarak belirlenen asgari ücrete yılın ikinci yarısında ara zam yapılmamasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Kış, ilk yedi aylık fiyat artışlarının asgari ücret üzerindeki karşılığının 5 bin 576 liraya ulaştığını belirtti.
Kış, ücretlerin aynı seviyede kalmasına karşın temel tüketim kalemlerinde fiyatların yükseldiğini ifade ederek, asgari ücretlilerin alım gücünün korunmasına yönelik adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Kamu çalışanları ve emeklilerine temmuz ayında enflasyon farkının yanı sıra yüzde 7 oranında zam yapıldığını hatırlatan Kış, söz konusu artışın bir bölümünün temmuz ayındaki fiyat artışları karşısında eridiğini belirtti.
Eş ve çocuk yardımlarıyla birlikte düşük memur aylığının 70 bin 218 liraya yükseldiğini aktaran Kış, bu tutarın yaklaşık 1.250 lirasının bir ay içerisinde enflasyon nedeniyle alım gücü açısından kaybedildiğini ifade etti.
Kış, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının yüksek faiz yükünden arındırılarak daha uzun vadeli ve ödenebilir koşullarda yapılandırılması gerektiğini belirtti.
Daha önce TBMM Başkanlığına sundukları kanun teklifinde de borç ve faiz yükünün azaltılması yönünde düzenleme önerdiklerini ifade eden Kış, temerrüt faizleri, gecikme bedelleri ve icra masraflarının oluşturduğu yükün hafifletilmesini istedi.
Kış ayrıca asgari ücretin artırılması, en düşük emekli aylığının açlık sınırı seviyesine yükseltilmesi ve kamu çalışanlarının enflasyon kaynaklı kayıplarının telafi edilmesi gerektiğini kaydetti.
Ekonomi politikalarında vatandaşların gelir ve alım gücünü artırmaya yönelik adımların önemine işaret eden Kış, borçların yapılandırılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirtti.
Kış, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanma ihtiyacının azalması ve gelirlerin yaşam maliyetleri karşısında daha güçlü hale gelmesi gerektiğini ifade ederek, ekonomi politikalarının gelir dağılımı ve alım gücü üzerindeki etkilerinin dikkate alınması çağrısında bulundu.
Yorum Yazın