Bir şehrin kültürel zenginliği yalnızca tarihi yapılarıyla değil, yetiştirdiği sanatçılarla ve onların bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülür.
Osmaniye, bu hafta sonu Hemite’de düzenlenecek Çukurova Uluslararası Yaşar Kemal Kültür Sanat Günleri ile kültürel hafızasını yeniden hatırlamaya ve edebiyat çınarlarından birine duyduğu vefayı göstermeye hazırlanıyor.
Geçtiğimiz hafta sonu tertip komitesinin düzenlediği basın toplantısında, bu anlamlı organizasyonun nasıl ortaya çıktığına ilişkin önemli ayrıntılar paylaşıldı.
Anlatılanlar arasında en dikkat çekici noktalardan biri, etkinliğin dayanışmayla hayata geçirilmesi oldu.
Perşembe günü başlayıp pazar gününe kadar sürecek festivalin edebiyatı, sanatı ve Çukurova’nın kendine özgü ruhunu bir araya getirmesi bekleniyor.
Ancak bu etkinliği yalnızca birkaç günlük bir program olarak değerlendirmek, bana göre, taşıdığı anlamı eksik bırakmak olur.
Çünkü Osmaniye ve çevresi, Türk kültür ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinin eserleriyle iz bıraktığı, anlatılarıyla hafızalarda yer edindiği bir coğrafyanın parçası.
17. yüzyılda Türkmen obalarında Karacaoğlan’ın sazından dökülen koşmalardan, 19. yüzyılda Dadaloğlu’nun dik duruşlu koçaklamalarına; İnce Memed efsanesiyle destan yazan Yaşar Kemal’den, mizahı ve çocuk edebiyatını ustalıkla harmanlayan Muzaffer İzgü’ye kadar pek çok değerin yolu bu topraklardan geçti.
Yeşilçam’ın unutulmaz yapımcıları Arif ve Abdurrahman Keskiner kardeşlerden, Hanımın Çiftliği ve Bereketli Topraklar Üzerinde ile Çukurova insanının kaderini kağıda döken Orhan Kemal’e kadar usta isimlerin hamurunun yoğrulduğu yerdir burası.
Her biri, yaşadığı dönemin insanını ve toplumunu farklı bir pencereden anlatırken kültürün yalnızca sanatçıların değil, toplumun ortak birikimi olduğunu da gösteriyor.
Yaşar Kemal’i bu mirasın önemli simgelerinden biri yapan ise Çukurova’nın insanını, doğasını ve yaşam mücadelesini evrensel bir anlatımla dünyaya taşımasıdır.
Tam da bu noktada, böylesine anlamlı bir organizasyonun hayata geçirilmesi için emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor.
Farklı kurumların, sivil toplum kuruluşlarının ve kentteki duyarlı isimlerin ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelmesi, Osmaniye adına kıymetli bir kazanım.
Dileğim, festivalin planlandığı şekilde, herhangi bir aksaklık yaşanmadan tamamlanması; Osmaniyelilerin yanı sıra kent dışından gelecek konukların da bu kültür buluşmasından güzel anılarla ayrılması.
Daha da önemlisi, bu organizasyonun yalnızca bir hafta sonuyla sınırlı kalmaması ve Osmaniye’nin kültür-sanat hayatında kalıcı bir yer edinmesi.
Yorum Yazın