Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya ekonomisinin 2026'nın ilk yedi ayındaki performansını değerlendirerek ihracat, kredi, tarım, finansman ve su yönetimine ilişkin önemli mesajlar verdi.
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya ekonomisinin 2026 yılının ilk yedi ayındaki görünümünü değerlendirdi.
Antalya ihracatının yüzde 14,2 artışla 1,38 milyar dolara ulaştığını belirten Çandır, kredi ve tahsilat sorunlarının ise giderek ağırlaştığına dikkat çekti. Çandır, yeni Orta Vadeli Program'da tarımın stratejik sektör olarak ele alınmasını istedi.
ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda Antalya ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeler ele alındı.
ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye ihracatının yüzde 4,2 artışla 141 milyar dolara ulaştığını, Antalya ihracatının ise yüzde 14,2 yükselerek 1,38 milyar dolara çıktığını söyledi. Antalya'nın ihracat performansının Türkiye ortalamasının 10 puan üzerinde gerçekleştiğini belirten Çandır, kentin ihracatında tarımın belirleyici rolüne dikkat çekti.
İlk yedi ayda tarımın toplam ihracattaki payının Türkiye'de yüzde 15, Antalya'da ise yüzde 59 olduğunu kaydeden Çandır, sanayinin payının Türkiye'de yüzde 82, Antalya'da yüzde 26, madenciliğin payının ise Türkiye'de yüzde 3, Antalya'da yaklaşık yüzde 12 olduğunu belirtti.
Çandır, “Türkiye'nin ihracatını sanayi, Antalya'nın ihracatını ise tarım sürüklüyor.
Dolayısıyla tarım Antalya için yalnızca bir üretim alanı değildir.
Tarım; ihracatımızın, istihdamımızın, lojistiğimizin ve kent ekonomimizin temel unsurlarından biridir” dedi.
Antalya'nın tarım ve gıda ihracatının 817 milyon dolara ulaştığını belirten Çandır, yaş meyve ve sebze ihracatının miktar bazında yüzde 14 gerilemesine rağmen değer olarak yüzde 24 artarak 497 milyon dolara yükseldiğini söyledi.
Süs bitkileri ihracatının da yüzde 2 artışla 43,6 milyon dolara ulaştığını kaydetti.
Temmuz ayı verilerinin Antalya'daki işletmelerin üretim ve ticarete devam ettiğini ancak finansman baskısının ağırlaştığını gösterdiğini ifade eden Çandır, ödeme ve tahsilat sorununa dikkat çekti.
Yılın ilk yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarının Türkiye'de yüzde 18, Antalya'da yüzde 25 arttığını belirten Çandır, karşılıksız çek tutarındaki artışın Türkiye'de yüzde 52, Antalya'da ise yüzde 85'e ulaştığını söyledi.
Temmuz ayında Antalya'daki karşılıksız çek tutarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 99 arttığına dikkat çeken Çandır, “Ticaret hacmimiz büyürken, ödeme ve tahsilat sorunu çok daha hızlı büyüyor” ifadelerini kullandı.
Şirket kuruluşlarında ise daha olumlu bir görünüm bulunduğunu belirten Çandır, yılın ilk yedi ayında Antalya'da kurulan şirket sayısının yüzde 7 arttığını, kapanan şirket sayısının ise yüzde 12 azaldığını söyledi. Temmuz ayında Türkiye'de şirket kuruluşları yüzde 3 gerilerken Antalya'da yüzde 12 arttı.
Kredi verilerini de değerlendiren Çandır, Haziran itibarıyla toplam nakdi kredilerin Türkiye'de yüzde 38, Antalya'da yüzde 42 arttığını, takipteki alacaklarda ise Türkiye'de yüzde 81, Antalya'da yüzde 89 artış yaşandığını bildirdi.
Antalya'da kredi kullanımının ticaret ve inşaat sektörlerinde yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde yüzde 30 arttığını belirten Çandır, Antalya'nın turizm kredilerinde Türkiye toplamının yüzde 41'ini oluşturduğunu söyledi.
Yılın ilk altı ayında nakdi kredilerin Antalya'da yüzde 14,3, Türkiye'de yüzde 13,8 arttığını, aynı dönemde enflasyonun yüzde 18 seviyesinde bulunduğunu belirten Çandır, kredi hacminin yılbaşından bu yana reel olarak daraldığını ifade etti.
Hane halkı kredilerinde de benzer bir tablo olduğunu belirten Çandır, Antalya'da konut kredilerinin yüzde 50, diğer tüketici kredilerinin yüzde 43, bireysel kredi kartlarının yüzde 46 arttığını, taşıt kredilerinin ise yüzde 22 gerilediğini söyledi.
Çandır, “Kredi büyüyor ancak ödeme gücü aynı hızda büyümüyor. Takipteki alacakların kredi hacminden çok daha hızlı artması, işletmelerimizin finansman yükünün ağırlaştığını gösteriyor” dedi.
İşletmelerin kullandığı kredilerin önemli bölümünün yeni yatırımlardan ziyade mevcut faaliyetleri sürdürmek ve borç çevirmek amacıyla kullanıldığını belirten Çandır, uygun maliyetli, uzun vadeli ve erişilebilir finansmana ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program'ın iş dünyası açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Çandır, tarımın OVP'de stratejik sektör olarak ele alınmasını istedi.
Üreticinin yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Çandır, tüccar ve sanayicinin ise yüksek finansman maliyeti ve kur baskısıyla mücadele ettiğini söyledi.
Çandır, OVP'nin üreticiyi üretimde, tüccarı ticarette, sanayiciyi ise üretim ve ihracatta tutacak bir çerçeve ortaya koyması gerektiğini belirterek desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması çağrısında bulundu.
Dış pazarlardaki gelişmelerin Antalya ihracatı açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Çandır, Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında Karadeniz'de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların dış ticaret açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Rusya'ya yapılan yaş meyve ve sebze sevkiyatlarında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergah olduğunu hatırlatan Çandır, “Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği Antalya ihracatını da doğrudan ilgilendiriyor. Ticaret yollarının açık ve güvenli tutulması, ihracatımızın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor” dedi.
Tarımsal ticarette son dönemde öne çıkan konulardan birinin konkordato olduğunu belirten Çandır, Antalya Halinde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde endişeye neden olduğunu söyledi.
Ancak birkaç firmanın konkordato ilan etmesinin sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Çandır, bankaların sektör bazlı genelleme yapmak yerine firmaların kendi mali yapılarını ve ödeme performanslarını dikkate alması gerektiğini ifade etti.
Çandır, üreticinin ürününü teslim ettikten sonra alacağını zamanında tahsil edememesinin finansal sıkıntının diğer işletmelere de zincirleme şekilde yansımasına neden olduğunu belirterek konkordato sisteminin üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınmasını istedi.
Antalya'da hububat hasadının tamamlandığını belirten Çandır, Türkiye genelinde de hasadın önemli bölümünün geride kaldığını söyledi.
Antalya'da verimin bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Çandır, sahilde aşırı yağıştan etkilenen alanlarda dekara 200-400 kilogram, Elmalı Ovası'nda su altında kalan arazilerde 150-200 kilogram seviyesinde verim alındığını, bakımlı arazilerde ve yaylada ise verimin genel olarak dekara 400-600 kilograma ulaştığını ifade etti.
Yüksek rutubet ve özellikle orman arazilerine yakın bölgelerde görülen süne nedeniyle bazı bölgelerde kalite sorunları yaşandığını belirten Çandır, artan akaryakıt ve gübre maliyetlerinin üreticinin gelecek sezon ekim kararlarını olumsuz etkilediğini söyledi.
Çandır, “Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü üreticiyi bugün desteklemezsek, yarın yalnızca üreticiyi değil; gıda arzını ve tüketiciyi de daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya bırakırız” diye konuştu.
Susam üretimine de değinen Çandır, ithal ürünlerin fiyat avantajı ile özellikle Mısır'dan gelen susamın Antalya'da üretilen yerli susamla renk bakımından benzerlik göstermesinin coğrafi işaretli Manavgat Altın Susamı açısından rekabet riski oluşturduğunu söyledi.
Yerli üretimin korunması ve Manavgat Altın Susamı'nın rekabet gücünün artırılması gerektiğini belirten Çandır, “Coğrafi işaret tescili tek başına yeterli değildir. Coğrafi işaretli ürünün üreticisini korumak, ürünün piyasadaki değerini artırmak, markalaşmasını sağlamak ve haksız rekabete karşı korumak da gerekiyor” dedi.
ATB'nin 2026 yılı faaliyet programında “Su”yu ana tema olarak belirlediğini hatırlatan Çandır, suyun artık yalnızca çevre meselesi olmadığını, tarım, turizm, sanayi, kent yaşamı ve Antalya ekonomisinin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.
Bu kapsamda 15-16 Eylül tarihlerinde “Antalya Su Diyaloğu: COP31'e Giden Yol” başlığıyla sektörel toplantılar düzenleneceğini belirten Çandır, tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi alanlarında mevcut durum, sorunlar ve çözüm önerilerinin ele alınacağını ifade etti.
Çandır, 23 Eylül'de ise “Antalya Su Zirvesi”nin gerçekleştirileceğini açıkladı. Zirveyle Antalya'nın su konusundaki ortak iradesinin, çözüm önerilerinin ve somut hedeflerinin bir araya getirilerek COP31'de açıklanacak ortak bir su eylem çerçevesinin oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.
“Üretimimizi korumak, ticaretimizi güçlendirmek zorundayız”
Önümüzdeki dönemin temel hedeflerini de paylaşan Çandır, Antalya'nın ekonomik geleceğinin sektörler arası bütünlük içinde planlanması gerektiğini vurguladı.
Çandır, “Temel hedefimiz açık: Üretimimizi korumak, ticaretimizi güçlendirmek ve ürettiğimiz değeri artırmak. Antalya'nın geleceğini artık sektörleri birbirinden ayrı düşünerek planlayamayız. Tarımımız turizmle, turizmimiz ticaretle, ticaretimiz ihracatla; bütün bunlar da teknoloji, finansman ve sürdürülebilirlikle buluşmak zorunda” dedi.
ATB organ seçimleri için başvuru yapılacak
Çandır, konuşmasının sonunda ATB organ seçimlerine ilişkin de bilgi verdi.
5174 sayılı Kanun gereği oda ve borsaların organ seçimlerinin Ekim-Kasım aylarında yapılması gerektiğini belirten Çandır, ATB organ seçimlerinin Ekim ayında gerçekleştirilmesi amacıyla ilgili seçim kuruluna başvuru yapılacağını açıkladı.
Toplantıda ayrıca Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü ile Büyük Taarruz'un 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla Sultan Alparslan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm kahramanlar saygı, minnet ve rahmetle anıldı.
Alanya, Gazipaşa, Kaş ve Kumluca başta olmak üzere yurdun çeşitli noktalarında meydana gelen orman yangınlarından etkilenen vatandaşlara da geçmiş olsun dileklerini ileten Çandır, yangınlarla mücadele eden ekip ve gönüllülere teşekkür etti. Orman yangınlarının doğal alanların yanı sıra su kaynaklarını, tarım alanlarını, kırsal ekonomiyi ve yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirten Çandır, ormanların korunması ve zarar gören alanların yeniden kazanılmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı.
Yorum Yazın