28 Eylül 2026, Pazartesi
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6

Prof. Dr. Arslan: “Terörsüz Türkiye tarihi bir fırsat”

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Prof. Dr. Arslan: “Terörsüz Türkiye tarihi bir fırsat”
Abone ol
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Terörsüz Türkiye” sürecindeki kanun teklifini hukuki, siyasi, toplumsal, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla değerlendirerek kalıcı barış için toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü öğretim üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Teklifin 40 yıllık terör sorununun çözümü açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, sürecin başarısının yalnızca yasal düzenlemelerle ölçülemeyeceğini söyledi. Arslan, uzun yıllar süren çatışmaların ardından kalıcı barışın sağlanabilmesi için toplumun hafızasında oluşan yaraların sarılması ve farklı kesimler arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kanun teklifinin, terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi şartıyla belirli suçlara karışmamış kişiler açısından ceza infazlarının ertelenmesini öngördüğünü ifade eden Prof. Dr. Arslan, düzenlemenin af niteliğinde olmadığını vurguladı.

Arslan, “Bu bir af yasası değildir. Suçları ortadan kaldırmıyor, sadece çok sıkı şartlara bağlı olarak yargı süreçlerini durduruyor.

Teklif, ‘önce silah, sonra hukuk’ diyerek örgütün fiilen tasfiye olmasını hukuki mekanizmanın önüne koyuyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yaklaşımın sürecin kalıcılığını hedefleyen ve caydırıcılığı koruyan bir çerçeve oluşturduğunu belirten Arslan, terör sorununun çözümünün siyasi iradenin ötesine taşınarak hukuki bir zemine oturtulmasının önemli olduğunu kaydetti.

Düzenlemenin yürürlüğe girmesinin süreci daha kurumsal bir yapıya taşıyacağını ifade eden Prof. Dr. Arslan, devlet tarafından belirlenen şartları yerine getirenlerin hukuk güvencesine alınacağını söyledi.

Arslan, bu yönüyle sürecin yalnızca siyasi bir mutabakat olarak değil, devlet kurumları ve Meclis denetiminde ilerleyen, zamana yayılan bir devlet projesi niteliği taşıdığını belirtti.

Prof. Dr. Arslan’a göre sürecin güvenilirliği açısından en kritik başlıklardan biri, terör örgütünün tasfiye edildiğinin hangi kriterlerle doğrulanacağı.

Teklifte iki aşamalı bir mekanizma öngörüldüğünü aktaran Arslan, ilk aşamada PKK/KCK terör örgütü ve bağlı oluşumlarının fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerektiğini ifade etti.

İkinci aşamada ise bu durumun Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasının öngörüldüğünü belirten Arslan, her iki aşama tamamlanmadan yasanın ilgili hükümlerinin işletilemeyeceğini söyledi.

Arslan, “Silah bırakma ve örgütsel tasfiye tek başına yeterli değildir; bu durumun devlet tarafından resmen doğrulanması zorunludur.” dedi.

Teklifte ağır suçların kapsam dışında tutulmasının önemli bir denge unsuru olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle terör örgütü faaliyetleri kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile belirli tarih öncesinde işlenen müebbet hapis gerektiren bazı suçların düzenlemeden yararlanamayacağını ifade etti.

Bu yaklaşımın şehit aileleri ve gazilerin adalet duygusunun korunması açısından önemli olduğunu söyleyen Arslan, teklifin geliştirilmesi gerektiğini düşündüğü bir noktaya da dikkat çekti.

Prof. Dr. Arslan, düzenlemeden yararlanacak kişilerin yalnızca cezalarının ertelenmesini beklememesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti ile bütünleşme yönündeki iradelerini açıkça ortaya koymaları gerektiğini savundu.

Arslan, “Devletle ve milletle bütünleşme” şartının sürece eklenmesinin, kimlik siyaseti yerine vatandaşlık aidiyetini güçlendirecek önemli bir güvence olacağını belirtti.

Şehit ailelerinin haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Arslan, bunun devletle barışmak isteyen vatandaşların sürece katılımını engelleyen bir unsura dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Yasal düzenlemenin hayata geçirilmesinin Türkiye açısından yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, ancak silahların susmasının toplumsal hafızadaki acıların ortadan kalkması anlamına gelmediğini söyledi.

Arslan, çatışmaların uzun yıllar devam ettiği toplumlarda psikolojik etkilerin kalıcı olabileceğine dikkat çekerek, sosyal psikolog Daniel Bar-Tal’ın “çatışma kültürü” yaklaşımına atıfta bulundu.

İnsanların geçmişte yaşanan acılar üzerinden bugünkü gelişmeleri değerlendirebildiğini belirten Arslan, bu nedenle toplumdaki farklı kesimlerin kaygılarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.

İYİ Parti, Zafer Partisi ve “242 Aydın Bildirisi”ne imza atan isimlerin itirazlarının bu çerçevede anlaşılabilir olduğunu belirten Arslan, milliyetçi kesimlerdeki temel kaygılardan birinin sürecin Türkiye’nin bölünmesine yol açabileceği endişesi olduğunu ifade etti.

Arslan, bu kaygılara verilecek yanıtın ise sürecin Türkiye’nin bölünmesini değil, bütünlüğünü güçlendirmeyi amaçladığını ortaya koymak olması gerektiğini söyledi.

Toplumun yeni sürece hazırlanmasının kritik öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, Gordon Allport’un “Temas Hipotezi”ne dikkat çekti.

Arslan, uzun süre çatışma, korku ve acılar üzerinden şekillenen toplumsal algıların yalnızca siyasi açıklamalarla değişmeyeceğini belirterek, güvene dayalı yeni toplumsal deneyimlerin önemini vurguladı.

Her temasın otomatik olarak barış üretmeyeceğini söyleyen Arslan, adalet duygusunun zedelendiği ve güvenin bulunmadığı ortamlardaki temasların toplumsal kuşkuları artırabileceğini kaydetti.

Bu nedenle devletin süreci topluma doğru dil, üslup ve araçlarla anlatması gerektiğini belirten Arslan, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden gelen eleştirilerin yapıcı biçimde ele alınmasının toplumsal uzlaşının güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Terörden etkilenen bölgelerde ekonomik açıdan da yeni fırsatların ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, terörün Türkiye’ye oluşturduğu maliyetlerin azalmasıyla kaynakların kalkınma, altyapı ve refah artışına yönlendirilebileceğini söyledi.

Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yatırım ve istihdam açısından yeni bir dönemin başlayabileceğini ifade eden Arslan, Nusaybin Sınır Kapısı ve Kalkınma Yolu Projesi gibi başlıkların bölgesel ekonomik iş birliği açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirtti.

Terör örgütünün tasfiyesinin Türkiye’nin dış politikasına da yansıyabileceğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, Suriye ve Irak’taki terör unsurlarına yönelik politikaların yeni bir aşamaya evrilebileceğini söyledi.

Sınır ötesi güvenlik endişelerinin azalması halinde Türkiye’nin komşu ülkelerle istikrar ve ekonomik iş birliğine daha fazla odaklanabileceğini belirten Arslan, bölgesel ekonomik bağlantıların güçlenebileceğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Havva Kök Arslan, kanun teklifinin Türkiye için tarihi bir fırsat sunduğunu ancak hukuki düzenlemelerin yanı sıra toplumsal ve psikolojik hazırlığın da yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Arslan, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu süreç, Türk ve Kürt kardeşlerinin değil, devlet ile vatandaşlarının barışmasıdır. Türkiye, bu coğrafyada güven ve refahı tesis edecek kadim bir devlet geleneğine sahiptir. Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ tanımı, bu sürecin pusulası olmalıdır.”

Mevcut teklifin aidiyet boyutunun güçlendirilmesi gerektiğini savunan Arslan, “Devlette ve Millette Bütünleşme” şartının eklenmesi ve yargıyı idarenin vesayetinden kurtaracak düzenlemelerin yapılması halinde Türkiye’nin daha huzurlu ve müreffeh bir geleceğe ilerleyebileceğini ifade etti.

Kalıcı normalleşmenin yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını vurgulayan Arslan; eğitim, medya, sivil toplum çalışmaları ve ortak kültürel projeler başta olmak üzere farklı araçların devreye sokulması gerektiğini söyledi.

Arslan, “Eleştiri, sürece karşı olmak değil, tam tersine sürecin daha sağlam temellere oturması için yapılan yapıcı bir katkıdır.” dedi.

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Başkan Çerçioğlu, yangında bisikleti yanan Hazalın yüzünü güldürdü Önceki Haber

Başkan Çerçioğlu, yangında bisikleti yan...

Eskişehirdeki Frig Sergisine 6 yaşındaki minik ressam damga vurdu Sonraki Haber

Eskişehirdeki Frig Sergisine 6 yaşındaki...

Yorum Yazın

aaaaa

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar