27 Eylül 2026, Pazar
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Mail:

Borsada Küçük Yatırımcının Parasına Kim Göz Dikiyor?

Fonlar konuşuluyor.

Fonlar üzerinden yapıldığı iddia edilen işlemler konuşuluyor.

Soruşturmalar konuşuluyor.

Milyonlar konuşuluyor.

Milyarlar konuşuluyor.

Peki...

Hisse senetleri?

Onları ne zaman konuşacağız?

Borsa dediğimiz yer kumarhane değildir.

Olmamalıdır.

Birilerinin istediği zaman fiyatı yukarı taşıdığı, istediği zaman aşağı bastığı bir oyun alanı hiç değildir.

Borsa sermaye piyasasıdır.

Şirketler kaynak bulur.

Vatandaş tasarrufunu değerlendirir.

Ülkenin üretimine ortak olur.

Teoride böyle.

Peki ya uygulamada?

Piyasada yıllardır bir tabir var.

“Balina.”

Büyük para.

Büyük yatırımcı.

Büyük pozisyon.

Buraya kadar sorun yok.

Çünkü çok paranızın olması suç değil.

Çok hisse almanız da suç değil.

Satmanız da suç değil.

Ticaret yapmanız da suç değil.

Ama mesele büyüklük değil.

Mesele, piyasanın doğal fiyat oluşumuna müdahale edilip edilmediği.

Mesele, küçük yatırımcının yanıltılıp yanıltılmadığı.

Mesele, insanların önceden hazırlanmış bir oyunun içine çekilip çekilmediği.

Bir hisse yükseliyor.

Yüzde 5...

Yüzde 10...

Yüzde 30...

Derken sosyal medya hareketleniyor.

“Daha yeni başlıyor.”

“Uçacak.”

“Roket geliyor.”

“Hedef şu.”

“Patron sağlam.”

“Tahta güçlü.”

Küçük yatırımcı görüyor.

Okuyor.

İnanıyor.

Alıyor.

Sonra?

Hisse aşağı geliyor.

Bu düşüşün her örneği manipülasyon değildir elbette.

Borsa yükselir.

Borsa düşer.

Kazanan olur.

Kaybeden olur.

Ancak fiyat hareketi yatırımcıyı yanıltmak amacıyla oluşturulmuş işlemlerden kaynaklanıyorsa işin hukuki niteliği tamamen değişir. Nitekim Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi, fiyat, fiyat değişimi, arz veya talep konusunda yanlış ya da yanıltıcı izlenim oluşturmayı amaçlayan belirli işlemleri “piyasa dolandırıcılığı” kapsamında düzenliyor. https://spk.gov.tr

Bir de sosyal medya dünyası var.

Telegram.

WhatsApp.

X.

YouTube.

Özel gruplar.

Kapalı odalar.

Ücretli üyelikler.

“VIP grup.”

“Premium grup.”

“Özel analiz.”

“Gizli hisse.”

İsimler değişiyor.

Yöntem değişiyor.

Fakat sorulması gereken soru değişmiyor:

Bu kişi gerçekten analiz mi yapıyor, yoksa karşısındaki yatırımcıyı kendi işleminin parçası hâline mi getiriyor?

Düşünün.

Binlerce kişinin bulunduğu bir grubunuz var.

Önce bir hisse hakkında sürekli olumlu konuşuyorsunuz.

Sonra:

“Yarın alıyoruz.”

diyorsunuz.

Saat veriyorsunuz.

Seviye veriyorsunuz.

Hedef veriyorsunuz.

İnsanlar alıyor.

Talep oluşuyor.

Peki siz ne yapıyorsunuz?

İşte kritik soru bu.

Çünkü SPK, geçmiş incelemelerinde sosyal medya gruplarında “al” yönünde tavsiye veren bazı kişilerin, aynı sırada kendilerinin veya ilişkili kişilerin sahip olduğu payları daha yüksek fiyatlardan sattığı örnekler tespit edildiğini kamuoyuna duyurdu. https://spk.gov.tr

Bu artık yalnızca benim sorduğum bir soru değil.

Düzenleyici kurumun da dikkat çektiği bir risk.

Bir kişinin sosyal medyada hisse hakkında görüş açıklaması tek başına suç değildir.

Bunu özellikle ayıralım.

İnsanlar ekonomi konuşabilir.

Borsa konuşabilir.

Şirket bilançosunu değerlendirebilir.

Kendi düşüncesini paylaşabilir.

Ancak yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgiyle yatırımcı kararlarını etkilemek ve bundan menfaat sağlamak başka bir şeydir. SPK'nın açıklamasına göre, bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığında bu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. https://spk.gov.tr

Yani eleştirdiğimiz şey fikir özgürlüğü değil.

Aldatma iddiası doğuran organize davranışlar.

Bir başka mesele de ücretli gruplar.

İnsanlardan aidat alınıyor.

Abonelik parası alınıyor.

Sonra hisse isimleri veriliyor.

“Buradan alın.”

“Şurada satın.”

“Bekleyin.”

“Satmayın.”

“Malınızı kaptırmayın.”

İyi de...

Bu hizmeti veren kişi kim?

Yetkisi ne?

Sorumluluğu ne?

İnsanları hangi bilgiyle yönlendiriyor?

Kendisinin aynı hissede pozisyonu var mı?

Yakınlarının hesabı var mı?

Tavsiye verdikten sonra kendisi ne yapıyor?

Asıl denetlenmesi gereken noktalardan biri budur.

SPK, yatırım danışmanlığı konusunda yetkili kuruluşlarla çalışılmasının önemini özellikle vurguluyor ve sosyal medya telkinlerinin yatırımcıları başkalarının işlemlerine talep oluşturan bir araca dönüştürebileceği konusunda uyarıyor. https://spk.gov.tr

Teknoloji gelişti.

Artık her şey kayıt altında.

Emir saati belli.

Alış belli.

Satış belli.

Hesap belli.

Para transferi belli.

Sosyal medya paylaşımının saati belli.

Mesajın gönderildiği dakika belli.

Dolayısıyla ciddi bir incelemede sorulabilecek soru çok basit:

Önce kim aldı?

Sonra kim tavsiye etti?

Kalabalık ne zaman aldı?

Ve tavsiyeyi veren ne zaman sattı?

Bu zincir hukuka aykırı bir düzenek ortaya koyuyorsa gerekeni bağımsız kurumlar ve yargı belirler.

Bizim görevimiz kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değil.

Ama bu soruların sorulmasını istemek de yatırımcı adına son derece meşrudur.

Çünkü küçük yatırımcının parası “küçük” değildir.

Birisi için 50 bin liradır.

Birisi için 500 bin.

Birisi için emekli ikramiyesi.

Birisi için yıllarca biriktirdiği maaşı.

Birisi çocuğunun geleceği için biriktirmiştir.

Birisi ev almak için.

Birisi emekliliği için.

Rakam küçük olabilir.

Emek büyük.

Sermaye piyasasında güven kaybolursa yalnızca yatırımcı kaybetmez.

Borsa kaybeder.

Şirketler kaybeder.

Ekonomi kaybeder.

Sermaye piyasalarının temelinde güven vardır.

İnsanlar karşılarında adil bir piyasa olduğuna inanmalıdır.

Oyunun kurallarının herkes için aynı olduğuna inanmalıdır.

Büyük paranın küçüğü ezemeyeceğine inanmalıdır.

Bu nedenle mesele yalnızca fonlar değildir.

Hisse senetlerindeki olağandışı hareketler de konuşulmalıdır.

Sosyal medya grupları da konuşulmalıdır.

Yetkisiz yönlendirmeler de konuşulmalıdır.

Yanıltıcı paylaşımlar da incelenmelidir.

Nitekim SPK'nın Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesinin görevleri arasında olağandışı fiyat ve miktar hareketleri ile piyasa dolandırıcılığı ve piyasa bozucu eylemleri izlemek, incelemek ve denetlemek bulunuyor. https://spk.gov.tr

Kimseyi ismiyle hedef göstermiyorum.

Çünkü suçun tespitini sosyal medya değil, yetkili kurumlar ve yargı yapar.

Ama bir vatandaş ve gazeteci olarak soruyu soruyorum:

Birileri gerçekten sosyal medya gücünü kullanarak yatırımcıları belirli hisselere yönlendiriyor mu?

Önceden aldıkları hisselere takipçilerini çekip daha sonra kendi hisselerini onlara satıyorlar mı?

Gruplardan toplanan ücretler yasal ve şeffaf mı?

Yatırım tavsiyesi niteliğindeki faaliyetlerin gerekli yetkileri var mı?

İşte bunlar araştırılmalı.

Belgesi varsa ortaya konulmalı.

Suç varsa gereği yapılmalı.

Suç yoksa insanlara da haksız yere damga vurulmamalı.

Hukuk budur.

Borsaya yatırımcı lazım.

Manipülatör değil.

Analiz lazım.

Dedikodu değil.

Şeffaflık lazım.

Kapalı kapılar ardında talimat değil.

Ve en önemlisi...

Küçük yatırımcının parasının sahipsiz olmadığı hissi lazım.

Çünkü borsada kaybedilen yalnızca para değildir.

Bazen yılların emeğidir.

Bazen bir ailenin geleceğidir.

Bazen de bir insanın piyasaya duyduğu güvendir.

Para yeniden kazanılır.

Ama güven?

Onu yeniden kazanmak çok daha zordur.

Yorum Yazın

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar