2026’nın ilk 8 ayında 286 gıda ürününde taklit ve tağşiş tespit edildi. En fazla uygunsuzluk et ve et ürünlerinde görülürken bitkisel yağ ve süt ürünleri de öne çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen denetim ve ihbarlar kapsamında, 2026 yılının ilk 8 ayında 286 gıda ürününde taklit ve tağşiş tespit edildi.
Uygunsuzlukların en yoğun görüldüğü grup et ve et ürünleri olurken, bitkisel yağlar ile süt ve süt ürünleri de dikkat çeken kategoriler arasında yer aldı.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk 8 ayına ilişkin gıda denetim sonuçlarını değerlendirdi.
Gürer, açıklanan verilerin gıda güvenliği açısından denetimlerin önemini ortaya koyduğunu belirterek, tüketicilerin ekonomik koşullar nedeniyle daha uygun fiyatlı ürünlere yöneldiği bir dönemde ürünlerin içeriğinin de önem taşıdığını ifade etti.
2026 yılının ilk 8 ayında tespit edilen 286 uygunsuzluğun 162’si et ve et ürünlerinde görüldü. Bu ürünlerde kanatlı eti ve sakatat kullanımının yanı sıra farklı hayvan türlerine ait etlerin tespit edildiği örnekler de yer aldı.
Gürer, 162 et ve et ürünü içerisindeki 37 üründe tek tırnaklı hayvan eti tespit edildiğini belirterek, tüketicilerin bilgisi dışında farklı hayvan türlerine ait etlerin ürünlere katılmasının gıda güvenliği ve tüketici hakları açısından önem taşıdığını söyledi.
Gıda sektöründeki üretim ve satış noktalarının genişliğine dikkat çeken Gürer, denetim kapasitesinin artırılmasının ve uygunsuzlukların tekrarlanmasını önleyecek yaptırımların uygulanmasının önemine işaret etti.
Gıda denetimlerinde ikinci önemli başlık bitkisel yağlar oldu. 2026 yılının ilk 8 ayında 43 bitkisel yağ ürününde farklı tohum yağlarının birbirine karıştırıldığı yönünde uygunsuzluk tespit edildi.
Bitkisel yağlarda yapılan bu tür değişikliklerin ürünün niteliğini ve tüketicinin ödediği bedelin karşılığını doğrudan etkilediğini belirten Gürer, tüketicinin satın aldığı ürünün etiketinde belirtilen içeriğe uygun olmasının önemini vurguladı.
Süt ve süt ürünleri kategorisinde ise 33 uygunsuzluk tespit edildi. Bu gruptaki ürünlerde nişasta, jelatin ve bitkisel yağ gibi maddelerin bulunduğu örnekler tespit edildi.
Gürer, süt ürünlerinde yapılan hilelerin tüketicinin satın aldığı ürünün niteliği konusunda yanıltılmasına yol açabileceğini belirterek, üretimden satış aşamasına kadar gıda zincirinin etkin şekilde kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.
Denetimlerde arıcılık ürünleri de dikkat çeken kategoriler arasında yer aldı. 2026’nın ilk 8 ayında arıcılık ürünlerinde 21 uygunsuzluk tespit edildi.
Bunun yanı sıra meyve ve sebze işleme ürünlerinde 12, baharatlarda 6, şekerli mamullerde 3, bitki çayı ve kahve grubunda 3, pastacılık ürünlerinde 2, kuruyemiş ve çerezlerde ise 1 uygunsuzluk belirlendi.
Bitki çayı ve kahve grubunda tespit edilen 3 uygunsuzluğun gıda boyası kullanımından kaynaklanması da dikkat çekti.
Gıda ürünlerinde tespit edilen taklit ve tağşiş vakalarının yalnızca halk sağlığı açısından değil, tüketicinin bütçesi açısından da önem taşıdığı belirtiliyor.
Artan yaşam maliyetleri nedeniyle tüketicilerin alışveriş sırasında fiyat karşılaştırması yaptığı ve daha uygun fiyatlı ürünlere yöneldiği bir dönemde, satın alınan ürünün içerik ve kalite açısından beyanına uygun olması ekonomik açıdan da önem kazanıyor.
Gürer, tüketicinin ödediği bedel karşılığında gerçek ve güvenilir ürüne ulaşmasının temel bir tüketici hakkı olduğunu belirterek, gıda güvenliğinin ekonomik boyutunun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Gürer, 2026 yılının yalnızca ilk 8 ayında 286 üründe uygunsuzluk tespit edilmesinin gıda denetimlerinin sürdürülmesinin önemini gösterdiğini belirtti.
Denetimlerin yanı sıra tekrar eden ihlaller konusunda caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini ifade eden Gürer, gıda sektöründe kurallara uygun faaliyet gösteren işletmelerin de korunması gerektiğini söyledi.
Gürer, taklit ve tağşiş yapan işletmelerle mevzuata uygun üretim gerçekleştiren işletmelerin birbirinden ayrıştırılmasının, sektörde güvenilir üretimin desteklenmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.
Gıda güvenliğinin sağlanması için denetimlerin üretimden satışa kadar tüm aşamalarda etkin biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Gürer, belediyelerin gıda denetimindeki rolünün artırılması ve laboratuvar altyapısının güçlendirilmesi yönündeki görüşlerini de dile getirdi.
Gürer ayrıca, gıda sektöründeki işletme sayısının yüksekliğine dikkat çekerek mevcut denetim kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gıda ürünlerinde taklit ve tağşişle mücadelenin yalnızca uygunsuz ürünlerin kamuoyuna açıklanmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Gürer, denetim ve yaptırım mekanizmalarının birlikte işletilmesi gerektiğini söyledi.
Gürer, tüketicilerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan gıda denetim sonuçlarını takip etmesinin de önem taşıdığını belirterek, güvenilir ve sağlıklı gıdaya erişimin herkes için temel bir hak olduğunu ifade etti.
Yorum Yazın