Sağlık alanında faaliyet gösteren 19 sendika ve iki aile hekimliği dernekleri Federasyonu’nun katılımıyla kurulan Sağlık ve Sosyal Hizmet Birlik ve Mücadele Platformu (SABİM) 1 ve 2 Ağustos’ta, tüm yurtta iş bırakma kararı aldığını duyurdu.
Sağlık alanında faaliyet gösteren 19 sendika ve iki aile hekimliği dernekleri Federasyonu’nun katılımıyla kurulan Sağlık ve Sosyal Hizmet Birlik ve Mücadele Platformu (SABİM) 1 ve 2 Ağustos’ta, tüm yurtta iş bırakma kararı aldığını duyurdu.
Konuyla ilgili sendikalar Osmaniye Devlet Hastanesi avlusunda bir basın açıklaması yaptı.
Diğer sendikalar adına basın açıklamasını okuyan Genel Sağlık İş Osmaniye Şube Başkanı Mustafa Kemal Taş,
“Siz değerli halkımız ve hastalarımız ayrı yönlerimizi bir kenara bırakarak sağlık ve sosyal hizmet kolunda görev yapan kamu çalışanlarının ortak taleplerini, haklı mücadelemizi, daha sesli duyurabilmek, birlikteliğimizi ortaya koyabilmek adına SABİM platformu çatısı altında bir araya geldik.
Toplu sözleşme taleplerimizi belirleyerek platformun büyük çoğunluğunun katılımıyla 1-2 Ağustos'ta ülke genelinde iş bırakma kararı aldık” diye konuştu.
“Çünkü ölüyoruz. Öldürülüyoruz. Ekonomik olarak açlık sınırındayız. Tükeniyoruz” diyen Taş açıklmasına şöyle devam etti:
“Tırnak makasıyla AVM'lere dahi girilemeyen bir zamanda silahla polikliniğe girip sağa sola ateş edebilen kişilerle iç içeyiz. Şiddetin gölgesinde hizmet üretmeye çalışırken her an bu silahtan çıkan bir kurşunla hatta başımıza indirilen bir oksijen tüpüyle.
Gelecek bir bıçak darbesiyle öldürülebiliriz. Şiddeti engellemek için sadece kanunların yeterli olmayacağını biliyoruz.
Rant alanına dönüştürülen ve kışkırtılan sağlık talebi saygının yok edilmesi, eksik istihdamla verilmeye çalışılan hizmet, sanal kuyruklar, beş on dakika muayene süreleri, şiddeti üreten bu sistemin kendisi biliyoruz.
“Sağlıkçılar olarak mezarda emekliğe mahkum ediliyoruz”
Çeşitli kalemler altında ödenen ve emekliliğe yansıtılmayan ek ödemelerle avutuluyoruz, kandırılıyoruz. Gerçek enflasyon karşısında bizlere sadece yüzde on yedi buçuk zam reva görülürken, emekliliğimize yansımayan, seyyanen cam ile eğitimli olmak cezalandırılıyor.
Ve mezarda emekliliğe mahkûm ediliyoruz. Alım gücümüz büyük bir hızla azalıyor. Fazla çalışma ücretimiz iş hukukuna göre normal mesaimizin iki katı olması gerekirken yarısını alıyoruz.
Çocuklarımız için sağlıklı beslenme koşullarını sağlayamıyoruz. Eğitim masraflarını, kiralarımızı bile ödemekte zorlanıyoruz
Uluslararası aile hekimliği uygulamaları ile ilgisi olmayan düzenlemeler yetersiz aile sağlığı merkezi gider ödemeleri yetersiz aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları sorunu çözülmüyor
düşük tavan katsayısı ve destek ödemesiyle aile sağlığı çalışanları yok sayılıyor. Ve birçok angarya iş ile seksen beş milyon vatandaşın koruyucu sağlık hizmeti ihmal ediliyor.
“Aile hekimliği uygulaması liyakatsiz kişiler eliyle geriye gidiyor”
2010 yılından bu yana sayısız başarı elde etmiş aile hekimliği uygulaması liyakatsiz eller sebebiyle geriye gitmeye devam ediyor. Beş bin iki yüz elli sekiz sayılı aile hekimliği kanununa göre
düzenlemek yerine altı yüz elli yedi sayılı kanuna göre ceza verilerek anayasal haklar görmezden geliniyor. Liyakatsiz ve art niyet, yönetimdeki etki alanını giderek arttırıyor.
“Çalışanlar olarak memurum demekten utanır hale geldik”
Sağlık sistemindeki kargaşa ve huzursuzluk nedeniyle hekimlerimiz, hemşirelerimiz, ebelerimiz, teknikerlerimiz, teknisyenlerimiz, genel idare, teknik ve yardımcı hizmetler sınıfındaki çalışanlar gibi sağlık ekibinin hiçbir üyesi artık nefes alamıyor.
Nefes alamıyorum. İmdat demeyen kimse kaldı mı aramızda? Daha ne kadar dibe vurabiliriz? Artık göğsümüzü gere gere hekimim, hemşireyim, ebeyim, sağlık çalışanım demeyi geçtik. Çalışanlar olarak memurum demekten utanır hale geldik.
Ayrıca Sarısen'in toplu sözleşme teklifinde ileri sürdüğü dayanışma aidatını kabul etmiyoruz. Sendikal ikramiyenin barajlara bağlanmasını kabul etmiyoruz. Yetkili sendika tarafından kullanılan ve ayrımcılığa yol açan tabip dışı ifadesini kabul etmiyoruz
"Yapılan zulümlere artık yeter diyoruz"
Ne yapacağız? Kafamızı öne eğip boş ver. Böyle gelmiş, böyle gider. Başımı derde sokmayayım mı diyeceğiz. Yoksa bize yapılan zulme, sesimizi çıkarıp, tepkimizi mi göstereceğiz
Tabii ki demokratik tepkimizi meşru zeminde göstererek, hep beraber, tek bir ağızdan artık yeter. Hakkımızı verin diyeceğiz. Biliyoruz ki sağlık en temel haktır. Sağlık hizmetleri bir ekip işidir ve bir bütündür.
Ülkemizde oluşacak ideal sağlık sisteminin en büyük destekçisi olan bizler hastalarımızın nitelikli tedavi olma, bakım alma ve iyileşme hakkını savunduğumuzun bilinmesini arzu ediyoruz.
“Pandemide verdiğimiz fedakârca hizmet unutulmasın”
Pandemide depremlerde ve her türlü zorlu şartlarda halkımıza ve hastalarımıza verdiğimiz fedakarca hizmetin unutulmamasını istiyoruz
Nitelikli sağlık hizmeti için verilecek bu mücadelede sadece kendimiz için değil hastalarımız için de mücadele ettiğimizin bilinciyle tüm halkımızı yanımızda olmaya davet ediyoruz”
Yorum Yazın