Toplum: tarihsel gelişme içinde, aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir uygarlığı olan, yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan ortak yasalara uyarak bir arada yaşayan insanların tümüne toplum diyoruz.
Toplumsal düzeni sağlayan kurallar ise şunlardır:
Din kuralları,
Ahlak kuralları,
Örf ve âdetler,
Hukuk kuralları.
Ne varki günümüzde toplumu düzenleyen kurallardan en önemlisi ve en etkilisi yazılı hukuk kurallarıdır. Bu oluşturulan hukuk kuralları toplumun dinine, ahlakına, örf ve adetine uygun olmak durumundadır.
Ahlak, temel düşünce olarak iyiye; örf ve âdetler alışılagelmiş biçimde davranmaya; din kuralları, mutlak iyi olan Allah’a; hukuk kuralları ise adalete yönelmiş olma ile belirginleşirler.
Hukuk, örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya kişilerin yine kendilerinin meydana getirdikleri topluluklarla ve bu toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, kişilerin hukuki güvencesi ve temel insan haklarını korumak amacıyla oluşturulan ve devlet gücü ile desteklenen bağlayıcı, genel ve devamlı yazılı kuralların bütünüdür.
Hukuk kuralları bireyler arası ve birey/devlet arasındaki ilişkileri düzenler. Hukuk bireyin korunmasını ve toplumsal adaletin sağlanmasını hedefler. Hukuk kuralları ile toplumsal değişme ve gelişme arasında çift yönlü bir ilişki olmalıdır.

Hukuk kuralları toplumsal değişme ve gelişmeye paralel olarak hazırlanmalı ve bunu yaparken toplumun yapısı ve toplumsal ilişkiler de göz ardı edilmemelidir.
Toplumlar din içinde doğar, bürokrasi içinde ölürler gibi acı bir hakîkati kendi cemiyetine bakarak söylemiştir (Ahmet Kabaklı). Can alıcı nokta ise burada başlıyor. Toplumu oluşturan insanların bir dini vardır, diniyle birlikte oluşturduğu ahlakı ve ahlak ile dininin gereği bir yaşam tarzı yani örfü ve adetleri vardır. Yasa koyucular DİN-AHLAK-ÖRF VE ADETLERİ ile bir araya geldiği üçlü saç ayağına göre hareket etmelidirler. Çünkü hukuk kuralları toplum içinde; barışı, eşitliği, güveni, özgürlüğü, adeleri tesis etmek için yapılmaktadır.
Kısaca;
BARIŞ; bireylerin ve grupların güçlerini sınırlamak, birbirlerini yok etmelerini önlemek ve bunlar arasında adalete dayalı bir denge sağlamaktır.
EŞİTLİK; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir kuralını tesis etmelidir.
GÜVEN; Hukuk, toplum içinde, güçlünün zayıfı ezmesini önler.
ÖZGÜRLÜK; hukuk düzeni içinde söz konusu olabilir. Hukuk, sınırlı fakat sürekli bir özgürlük sağlar.
ADALET;Hukuk adaletin hizmetinde olan bir toplumsal yaşam düzeni olarak nitelendirilebilir. Hukuk toplumsal yaşamda öncelikle güvenliği ve adaleti amaç edinmiştir.
Toplumsal düzeni bize uymayan Avrupa Birliği uyum müktesebatı çerçevesinde Dinimize, ahlakımıza, örf ve adetlerimize uymayan İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ile cinsiyet tercihi adı altındaki Erkek Erkeğe/Kadın Kadına ilişkiler toplumun hukuk kuralları altında ezilmesine vesile edilmemelidir.
Adaletin, güvenin, barışın, eşitliğin, liyakatin, refahın ve huzurun olduğu, insanların mutlu olduğu daha iyi bir Türkiye istiyorum.