İnsan Bedeni ve Ruhu İle Parçalanmaz Bir Bütündür.
Değerli okuyucularım saygı ve selamlarımı sunarak yazıma başlıyorum. Dinimiz islam ve kültürümüz örf ve adetimize uymayan Ramazan ayında dinimizin emrini anlatan Diyanet İleri Başkanının zina ve eşcinsellik haram ve lanetlenmiştir ayetini hutbe irad etmesinin yargıya taşınması hepimizi çok derinden yaraladı. Bu gün üzülsekte sebep ve sonuçlarının analizini affınıza sığınarak sizlerle paylaşmak istedim.
İslam’ın eşcinsellik ile bu yaklaşımını insan onuru, saygınlığı açısından değerlendirecek olursak; İslam insanın değil, insanlığın onur ve saygınlığını kabul ederek, genel toplumsal faydayı özel bireysel tercihlerinin önüne geçirmektedir. Çünkü İnsanın Mükerremliği İslam’ın insana bakışının temelinde “Biz insanı mükerrem kıldık” ayeti yer almaktadır. Mükerrem, ikrama mazhar olmuş demektir. İnsanı bu ayet bağlamında değerlendirirsek; insan bedeni ve ruhu ile parçalanmaz bir bütündür, bu bütünlük içinde diğer yaratılmışlardan farklı özeliklere sahip kılınarak şereflendirilmiştir ve bu mükerremliğinin korunması da yaradılışının korunmasına bağlanmıştır. Kuran’da insanın ilk yaratılışı “fıtrat” kelimesi ile ifade edilir.
“Andolsun, biz insan oğlunu şerefli kıldık. Kendilerine güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” İsra 17/70.
“Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanlar üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Rum 30/30. Bu ayet, bütün insanların yaratılışında uyulan genel bir kanuna işaret etmektedir.
Dinimiz İslam, kişinin kendisinin duygu bakımından kadın veya erkek olarak ne hissettiğine değil bedensel olarak yaratıldığı kimliğe bakar. Bu nedenle bedensel yapıdan bağımsız cinsiyet yönelimlerini kabul etmez ve onunla ilgili hukuki bir statü belirlemez. Çünkü insan keremli bir varlık olarak en güzel kıvamda yaratılmıştır. Bu yaratılışın dışına çıkmak, insana verilen şerefi azaltmak ve yok etmek anlamına gelir. Bu nedenle Kur’an, eşcinsel ilişkiyi, kötülüğü, çirkinliği, değerden düşmüşlüğü ifade eden “seyyiet”, “fahişe” ve “habâis” kelimeleri ile tanımlamıştır. Bu kelimeler, eşcinsel ilişki ile kişinin üstün yaratılışını hoş ve çirkin bir fiil ile bozduğunu ifade etmektedir.
“Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikâhlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?”, Hûd, 11/78. Bir peygamberin çok acı imtihanı.
İslamiyet’in eşcinselliğe yaklaşımındaki sertliğin temelinde, eşcinselliğin doğal bir davranış haline dönüşmesini ve eşcinselliği kabul etmeyen diğer kesime bu ahlakı tavrı doğal bir davranış şekli olarak kabul etmesi için baskı oluşturmasını engellemek yatmaktadır. Bugün insan hakları bağlamında eşcinselliğin hak olarak ortaya çıkması ve uluslararası sözleşmelerde yer bularak devletleri bu ilişkiyi doğal bir ilişki şeklinde tanıması için zorlaması, İslamiyet’in bu konudaki sert tutumun ne kadar haklı bir gerekçeye dayandığını bize göstermektedir.
Eşcinselliği çıkaranlar normal evli bir kişi gibi kabul edilip onların sahip olduğu bütün haklara sahip olmayı istemektedirler. Eşcinselliğin hukukileşmesi, neslin devamını gelmesini engelleyecektir. Dinimizin belirlediği öncelikten birisi, toplumsal yararı öne çıkartan neslin korunması ilkesidir. Çünkü Allah’ın koyduğu düzen, toplumların devamı için meşru yoldan nesillerin çoğalması ile gerçekleşir.
Bu bağlamda çoğunluğu aile mefhumunun çöktüğü AVRUPA’da olmak üzere aynı cinsiyetle evlilik Arjantin, Hollanda, Belçika, Kanada, İspanya, Güney Afrika, Norveç, İsveç, İzlanda, Portekiz, Danimarka, Fransa, Brezilya, İngiltere gibi birçok ülkede yasal (SERBEST) zemin bulmuştur.
Buna karşılık Nijerya, Pakistan, Sudan, Somali, Suudi Arabistan, İran, Hindistan, Kenya, Libya, Cezayir, Tanzanya, Malezya gibi birçok ülkede ise yasa dışı (YASAK) kabul edilmektedir.
Türkiye’de de vatandaşların % 99’unun müslüman olması hasebiyle dinimizin emrinde bu yönde olduğundan derhal yasaklanmalıdır.
Amma ve lakin Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Konseyinin Danışma Meclisi olan Parlamenterler Meclisi (AKPM), Strasbourg’da tavsiye kararı olarak, eşcinselliğin suç tanımından çıkartılmasını istemiş ve eş cinselliğe yönelik ayrımcılığın insan haklarına aykırı olduğunu ilan etmiştir.
DİKKAT ! TAVSİYE KARARI ile Eşcinsellik, belirtildiği gibi kişilik hakkı olarak kabul edilmesi ile eşcinselliğe karşıt bir tutum, insan onurunu ihlal anlamına gelmektedir. Örneğin farklı cinsel yönelimi olanlar kendi seslerini duyurabilmek için 24-30 Haziran olarak belirledikleri haftaya onur haftası ismini vermişlerdir. Böylece eşcinseller, insan onuru bağlamında haklarını talep ederek, hak taleplerini meşru zemine oturttukları görülmektedir. Bu gün AB (Avrupa Birliği) AHİM’in eşcinsellik ile ilgili davalarda 8. Maddeyle (özel ve aile hayatına saygı hakkı) İnsan hakları çerçevesinde özel hayata müdahale sayılmıştır. Neticede Türkiye’de de bu eylemi yapma hakkını elde etmişlerdir.
Kur’an’da Lut kavminin fiilinden yola çıkılarak livata, erkekler arası ilişki olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle daha çok livata fiiline yönelik cezai müeyyideler üzerinde durulmuştur.
“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” Şu’ara, 26/166
Doğuştan çift cinsiyetliler vardır. Onlarla ilgili zaten en küçük bir hor görme düşünülemez. Bu tür sıradışılıklar altı parmaklı doğmak gibidir. Ne iyidir ne de kötüdür.
Bazı insanlar genetik ve çevresel koşulların etkisi altında LGBT eğilimler gösterebilir. Burada devreye geleneksel toplum girerse “O eğilimleri terbiye edin, minimize edin, yaygınlaşmasın” diyecektir.
Avrupa Konseyinin Danışma Meclisi olan Parlamenterler Meclisi (AKPM), Strasbourg’da tavsiye kararının ve müslüman Türk milleti ile doku uyuşmazlığı olan Avrupadan ithal 6284 sayılı İstanbul sözleşmesi iptali edilmesiyle birlikte LBGT,’nin yasaklanması gerekmektedir.
Diyanet İşleri Başkanımızın Cuma hutbesi ülkemizin % 99 Müslüman olarak görenler bizler bağlayıcıdır. Diyanet'e yapılan saldırı, İslam'a ve devletimize yapılan saldırıdır.