Bu gün itibarı ile dünyada ileriye doğru riskli olan be belirsizliğe evrilebilecek vahim durum ile karşı karşıyayız. Bu durum ülkemizde de hissediliyor. Korona virüsünden dolayı işyerleri kontrollü olarak açılıyor. Fabrikalar, lokanta vs açılmaya başlıyor.
Temennimiz de o yöndedir. Benim burada vurgulamak istediğim durum dünya ve ülkemizde gıda, tarım hayvancılıkta bu bu mihvaldeki sanayinin yeteri kadar üretim yapılamadığını görmüş olduk. Şu an itibarı ile işsiz insan sayısı en yüksek seviyelerdedir. Üretim az tüketimde ise normal seviyesinde devam ermektedir.
Genelde üretimden köyünden memleketinden koparılan insanlar emek karşılığı çalıştırıldığından evde ekmek yemek yapmayan veya yapamayan insanlar ortaya çıktı. Market sepetine bakıyorsun hazır çorbalar, hazır pastalar daha doğrusu kaliteden ziyade kısa yoldan karın doyuracak yiyecekleri aldığı görülüyor. Bu durumun nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz.
Günümüz teknolojisi, internet, televizyon, sosyal medya siteleri insanları ablukası altına almış durumdadır.
Evde doğal tarhana-mercimek çorbası- mayalı kömbe (börek) saçta bazlama-gözleme yapılmalıdır. Sabah güzel kokulu doğal çorbayı içerken çayın hazır olması gerekir. Maalesef evden ebeveynler alındı çocuklar çocuk yuvasına mahkum edildi.
Özetlemek gerekirse global kültür istîlâsı, nefsâniyeti tahrik eden reklâmlar, lüks ve israfı kamçılayan modalar, televizyon ve internetin menfî telkin ve propagandaları, müthiş bir mânevî erozyon ve kirlenmeyi beraberinde getirdi. İnsanların akıl ve gönül dünyaları karmakarışık oldu. Amaç ile araç birbirine karıştı. Hakkʼa kulluk çerçevesinde hayatın idamesi için yiyip içmek yerine, yiyip içip tüketmek için yaşanır oldu. Kalpler dünyanın esiri, nefisler şehevî arzuların kölesi hâline geldi. Ruhlardaki tatminsizlik, insanlığı şahsi ve toplumsal buhranlara sürükledi. Bütün uhrevî-insancıl ve toplumsal endişelerden uzak, âdeta âhiretsiz bir dünya anlayışı, insanların zihinlerine ve gönüllerine gölge oldu.
Netice olarak, işsizlerin durumu göz önünde, sıkıntı hat safhada, bu işsizleri devlet bir yere kadar sırtlayabilir. Bu emek karşılığı çalışan işçileri vasıfsız durumdan kurtarmamız gerekiyor. İnsanları Üretime dayalı sistemde yetiştirmesi gerekir. Meslek öğretilmesi ve meslek öğrenmeye yönlendirilmesi önemlidir.
“Meslek insanların elinde altın bileziktir.”
Kısıtlı kaynaklar ile hayatına devam ettiren aylık sabit ücrete razı olarak geleceği ile ilgili plan yapmada zorlanan insanlar, yani günübirlikçi durumundaki insanlar aç kalmasın açıkta kalmasınlar. Hülasayı kelam insanlarımız yevmiyeci duruma düşmesin, evinde üretimde bulunabilsin. Köyüne dönmelerine toprağı ile buluşmalarına yardımcı olunsun. Küçük ve Orta Ölçekli işletmelere gerekli destek verilmelidir. Üreten insanların boş zamanı olmaz. Boş zaman olmayıncada Sosyal medyada zaman gereksiz yere harcanmaz, insanlardan gereksiz reklamlardan arınarak tüketici toplumu olmaktan kurtulacaktır.