Milyonlarca kişinin aynı amaçlarla farklı sofralarda buluştuğu 11 ayın sultanı ‘’RAMAZAN’’ çok şükür geldi.
Malum hava sıcak, her ne kadar sıcak olsa da havaların rabbimizin izni ile oruç tutmamıza uygun bir ortam hazırlaması bizim hakkımızla oruç tutmamıza müsaade ediyor.
Nefislerimizin terbiye edildiği, bolca hayır işlemeye çalıştığımız bu ayda şehir hareketlendi, mutfaklar bambaşka oldu. Özenle hazırlanan sahur ve iftar sofralarında uzun zamandır birbirini görmeyen insanların ve akrabaların bir masa etrafında toplandığını görmek, pencerelerin gecelere ışık saçması ne güzel. Osmaniye’mizde Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Gelenek Görenek Ramazan Etkinlikleri’ ne katılmak ne güzel. Üstelik 7 farklı noktada etkinliklerin düzenleniyor olması da sevindirici.
Malumunuz ben Osmaniye’nin yerel radyosu Radyo 80’de yayın yapmaktayım. Cumhuriyet Meydanı’nda Ramazan Çarşısı diye adlandırılan yerde Radyo 80 ailesi olarak bizde dört tarafı camla çevrili olan bir ‘’Mobil Stüdyo’’ kurduk. 24 saat canlı yayınlarımızı gerçekleştirdiğimiz Mobil Stüdyo’muza gelenlerle Ramazan sohbetlerini gerçekleştiriyoruz.
Kimi siyasetçi, gazeteci, muhabir, kimi bu şehrin yaşlısı genci ve çocuğu. Her birinin farklı bir heyecanı var. Farklı bir düşüncesi var. Muhabbetlerimizde genellikle Osmaniye’mizin daha güzel olabilmesi için öneriler var gibi görünse de belediyenin yaptıklarını, politikalarını eleştirenler de var.
Güzel fikirler var.
Mesela, bir siyasetçi abimiz çarşı içerisindeki Palalı Süleyman Caddesi’nin yer altına alınması gerektiğini bununla birlikte Cumhuriyet Meydanı’nın daha aktif şekilde kullanılabileceğini ve çarşı içerisindeki trafiğin daha da rahatlayacağını söylüyor. Yapılabilir mi bilmem ama güzel bir fikir. Hatta diğer caddelerinde öyle olmasını istiyor. ‘’İnsanlar rahat yaşayabilmeli’’ bu şehirde diyor. Bunu bu şehrin ileri gelenleri de istiyor sanırım.
Bir gazeteci abimiz, Osmaniye’nin çarpık kent olduğuna dikkat çekiyor. Kendince haklı olabilir. Şehrin dağa doğru gitmesi gerektiğini ve dağ yamaçlarının imara açılması gerektiğinden bahsediyor ve ekliyor; bu şehrin Osmaniye Evleri’ne ihtiyacı var diyor. Belediye’nin bu evleri oluşturabilmesi için bir proje hazırlatmasını istiyor. Dağ yamaçlarında ‘’Osmaniye Evleri’’ olsun diyor. Kentin dokusuna uygun aynı tipte, genişlikte düzende. Orta yaş üstü sanırım bunu bir hayal olarak görüyor ama keşke olsa diye bitiriyor cümlelerini. Gazeteci abimin bu söyledikleri bence ‘’Harika fikir’’ diyorum. Belediye’nin bu proje ile kendisine gelir sağlayabileceği bile geliyor aklıma.
Bir başka gençle yaptığımız röportajda ise şehrin caddelerinin büyümesini istiyor. Bu şehrin Tramvay hattına ihtiyaç duyacağını ve bunun için hazırlık yapması gerektiğini söylüyor. Şehrin büyüdüğünü, daha sosyal etkinliklere ihtiyacı olduğunu belirtiyor.
Elbette eleştiriler de var. Kısa şekilde sıralayacak olursam.
-Osmaniye yapılaşmanın çarpıklığından bahsediliyor.
-Yeni Osmaniye diye tabir edilen Fakıuşağı Mahallesi’nin durumundan yakınan var.
-Alt yapı sorunu diz boyu diyen de var.
Röportajlarda dikkatimi çeken nokta şu; Ramazan ayındayız ve Osmaniyeliler eleştirilerini yıkıcı değil yapıcı yönde yapıyor. Çözüme ulaşma yolunda bir çaba gerektirdiği ve bu çabayı Osmaniyelinin gösterdiği için bu sevindirici. Bu şehir hepimizin. Birlikte her şeyin üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum.
Bu yolda Osmaniyeli için çalışan Osmaniye Belediye Başkanı Sayın Kadir Kara’ya Mevlana’nın şu dizleri ile seslenmek ve yazımı noktalamak isterim.
‘’Hiçbir zaman geç kalmadınız,
Kaç kere yoldan dönmüş de olsanız,
Kaç kere döndürülmüş de olsanız,
Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız,
Hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız,
Kendinizin ‘’Yüreğiniz’’ tarafından kabul edileceğine inanmıyor da olsanız
Siz yine de ‘’kendinize, yüreğinize’’ yürüyünüz…
Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın.’’
Saygılarımla…
Malum hava sıcak, her ne kadar sıcak olsa da havaların rabbimizin izni ile oruç tutmamıza uygun bir ortam hazırlaması bizim hakkımızla oruç tutmamıza müsaade ediyor.
Nefislerimizin terbiye edildiği, bolca hayır işlemeye çalıştığımız bu ayda şehir hareketlendi, mutfaklar bambaşka oldu. Özenle hazırlanan sahur ve iftar sofralarında uzun zamandır birbirini görmeyen insanların ve akrabaların bir masa etrafında toplandığını görmek, pencerelerin gecelere ışık saçması ne güzel. Osmaniye’mizde Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Gelenek Görenek Ramazan Etkinlikleri’ ne katılmak ne güzel. Üstelik 7 farklı noktada etkinliklerin düzenleniyor olması da sevindirici.
Malumunuz ben Osmaniye’nin yerel radyosu Radyo 80’de yayın yapmaktayım. Cumhuriyet Meydanı’nda Ramazan Çarşısı diye adlandırılan yerde Radyo 80 ailesi olarak bizde dört tarafı camla çevrili olan bir ‘’Mobil Stüdyo’’ kurduk. 24 saat canlı yayınlarımızı gerçekleştirdiğimiz Mobil Stüdyo’muza gelenlerle Ramazan sohbetlerini gerçekleştiriyoruz.
Kimi siyasetçi, gazeteci, muhabir, kimi bu şehrin yaşlısı genci ve çocuğu. Her birinin farklı bir heyecanı var. Farklı bir düşüncesi var. Muhabbetlerimizde genellikle Osmaniye’mizin daha güzel olabilmesi için öneriler var gibi görünse de belediyenin yaptıklarını, politikalarını eleştirenler de var.
Güzel fikirler var.
Mesela, bir siyasetçi abimiz çarşı içerisindeki Palalı Süleyman Caddesi’nin yer altına alınması gerektiğini bununla birlikte Cumhuriyet Meydanı’nın daha aktif şekilde kullanılabileceğini ve çarşı içerisindeki trafiğin daha da rahatlayacağını söylüyor. Yapılabilir mi bilmem ama güzel bir fikir. Hatta diğer caddelerinde öyle olmasını istiyor. ‘’İnsanlar rahat yaşayabilmeli’’ bu şehirde diyor. Bunu bu şehrin ileri gelenleri de istiyor sanırım.
Bir gazeteci abimiz, Osmaniye’nin çarpık kent olduğuna dikkat çekiyor. Kendince haklı olabilir. Şehrin dağa doğru gitmesi gerektiğini ve dağ yamaçlarının imara açılması gerektiğinden bahsediyor ve ekliyor; bu şehrin Osmaniye Evleri’ne ihtiyacı var diyor. Belediye’nin bu evleri oluşturabilmesi için bir proje hazırlatmasını istiyor. Dağ yamaçlarında ‘’Osmaniye Evleri’’ olsun diyor. Kentin dokusuna uygun aynı tipte, genişlikte düzende. Orta yaş üstü sanırım bunu bir hayal olarak görüyor ama keşke olsa diye bitiriyor cümlelerini. Gazeteci abimin bu söyledikleri bence ‘’Harika fikir’’ diyorum. Belediye’nin bu proje ile kendisine gelir sağlayabileceği bile geliyor aklıma.
Bir başka gençle yaptığımız röportajda ise şehrin caddelerinin büyümesini istiyor. Bu şehrin Tramvay hattına ihtiyaç duyacağını ve bunun için hazırlık yapması gerektiğini söylüyor. Şehrin büyüdüğünü, daha sosyal etkinliklere ihtiyacı olduğunu belirtiyor.
Elbette eleştiriler de var. Kısa şekilde sıralayacak olursam.
-Osmaniye yapılaşmanın çarpıklığından bahsediliyor.
-Yeni Osmaniye diye tabir edilen Fakıuşağı Mahallesi’nin durumundan yakınan var.
-Alt yapı sorunu diz boyu diyen de var.
Röportajlarda dikkatimi çeken nokta şu; Ramazan ayındayız ve Osmaniyeliler eleştirilerini yıkıcı değil yapıcı yönde yapıyor. Çözüme ulaşma yolunda bir çaba gerektirdiği ve bu çabayı Osmaniyelinin gösterdiği için bu sevindirici. Bu şehir hepimizin. Birlikte her şeyin üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum.
Bu yolda Osmaniyeli için çalışan Osmaniye Belediye Başkanı Sayın Kadir Kara’ya Mevlana’nın şu dizleri ile seslenmek ve yazımı noktalamak isterim.
‘’Hiçbir zaman geç kalmadınız,
Kaç kere yoldan dönmüş de olsanız,
Kaç kere döndürülmüş de olsanız,
Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız,
Hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız,
Kendinizin ‘’Yüreğiniz’’ tarafından kabul edileceğine inanmıyor da olsanız
Siz yine de ‘’kendinize, yüreğinize’’ yürüyünüz…
Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın.’’
Saygılarımla…