08 Ekim 2026, Perşembe
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
Murat Deniz Demirci

Murat Deniz Demirci

Mail: [email protected]

Acil Serviste 45 Dakika

Gerek İletişim Fakültesindeki öğrencilik yıllarımda gerekse meslek hayatım boyunca kalemimi kullanırken her zaman bir ilkeyi göz önünde bulundurdum: Kamu kurumları ve orada çalışan emektarlar hakkında haksız veya peşin hükümlü bir eleştiri kaleme almamak...

Bilirdim ki sistem ne kadar aksarsa aksasın, o çarkın dönmesi için çabalayan, gecesini gündüzüne katan birileri vardır. Ve günün sonunda hepimiz insanız; anlayış ve empati, eleştiriden önce gelmelidir.

Ancak öyle anlar vardır ki, bir basın mensubu olarak aksaklıkları dile getirmek, "zülf-i yâre dokunmak" kaçınılmaz bir sorumluluk hâline gelir.

Daha dün akşam yaşadığım bir olay, beni bu sorumlulukla karşı karşıya bıraktı.

Mevsim malum; yazın kavurucu sıcaklarından sonbaharın serinliğine ani geçiş yapınca çoğumuz gibi ben de şifayı kaptım.

Ailemin de haklı ısrarıyla akşam saatlerinde Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yolunu tuttuk.

Acil servisin kapısından içeri girdiğimde karşılaştığım tablo açıkçası ürkütücüydü: Üç poliklinik ve önünde tabiri caizse mahşeri bir kalabalık...

Hastalar, hasta yakınları, ayakta durmakta zorlananlar... Biz de sıraya girdik.

Zaman ilerledikçe acil servisteki belirsizlik ve kaos daha da belirginleşti.

İçeri giren çıkmak bilmiyor, çıkan bir süre sonra tekrar içeri giriyordu.

Sıranın düzenini, takibini sağlayacak ne bir yönlendirme ne de bir görevli vardı.

Biraz ötedeki bankta migren nöbeti geçiren bir hasta kıvranırken, onun yerine sırada okul üniformasıyla bekleyen gencecik evladı vardı.

Ne çevredeki hastalarda bir öncelik tanıma inceliği vardı ne de o kalabalıkta empatiye yer kalmıştı. Yalnızca fiziksel değil, vicdani bir sıkışmışlık da yaşanıyordu.

Yaklaşık yarım saattir ayakta beklediğimiz sırada, Suriyeli olduğunu öğrendiğim bir çiftin sıradakileri gözetmeksizin doğrudan içeri girdiğine şahit olduk.

"Sıraya neden girmediler?" diye sorduğumuzda, çevredeki hastalardan birinin "Suriyelilerin sıra beklemeden girme hakkı var" şeklindeki yönlendirmesiyle karşılaştık.

Oysa eve gelince yaptığım araştırmada İletişim Başkanlığı daha önce konuyla ilgili açıklama yapmış ve böyle bir ayrıcalık veya uygulama olmadığını belirtmişlerdi.

Sonuç mu? Yaklaşık 45 dakika boyunca ayakta, o kalabalığın ve havasızlığın içinde bekledikten sonra anneme dönüp "Hadi gidelim, ben daha iyiyim" demek zorunda kaldım.

Muayene olamadan eve döndük.

Burada amacım asla "Hastaneye gittim de benimle ilgilenmediler" siteminde bulunmak değildir. İnsanlar hastaneye keyiflerinden değil, rahatsızlıklarından dolayı gidiyor.

Sıcaktan terlediğiniz, düzenin olmadığı, isteyenin fütursuzca öne geçebildiği bir ortam; sağlık hizmetinin niteliğine ne de bu ülkenin onurlu, başı dik vatandaşlarına yakışıyor.

Sağlık sistemimizin ve acil servislerimizin iyileştirilmesi, hem sağlık çalışanlarımızın üzerindeki ağır yükü hafifletmek hem de vatandaşın insan onuruna yaraşır bir hizmet alabilmesi için şarttır.

Bizimki bir şikâyet değil; daha iyi, daha düzenli ve daha adil bir sağlık hizmeti için samimi bir itirazdır.

Yorum Yazın

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar