06 Ekim 2026, Salı
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6

Bahçeli’den 2028 Mesajı: “Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP”

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Bahçeli’den 2028 Mesajı: “Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP”
Abone ol
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmasını istediklerini açıklarken, 2028 için “Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı” mesajını verdi.

MHP Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin Türkiye’nin ve bölgenin hayrına olacağını belirterek, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için TBMM’de uygun zamanda “seçimlerin yenilenmesi” kararı alınması çağrısında bulundu.

Bahçeli ayrıca MHP’nin yasamadaki temsil gücünü artırmayı hedeflediğini açıklayarak, önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü “Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı” sözleriyle açıkladı.

Bahçeli, Türkiye’nin önündeki dönemin yalnızca seçimlerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, 2028’i büyük reformların hayata geçirileceği bir dönemin miladı olarak değerlendirdiklerini söyledi.

Bahçeli, “Yağmur Stratejisi” olarak adlandırdığı yeni siyasi yaklaşımın ise yasama, yürütme ve yargının uyum içerisinde çalışmasını, istikrarın korunmasını ve güçlü devlet kurumsallığının tesis edilmesini esas aldığını ifade etti.

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi konusunda Anayasa’nın 116’ncı maddesine işaret etti.

MHP lideri, Erdoğan’ın bir kez daha Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için TBMM’de uygun zamanda ve azami mutabakatla “seçimlerin yenilenmesi” kararı alınması gerektiğini belirtti.

Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bununla beraber, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır.

Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır.

O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan’dadır.

Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır.

Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir.

Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır.

Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır.

Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur:

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır.

Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır.

Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir.

Türkiye hasımlarının beklediği ve umduğu istikrarsızlık yaşanmamış, belirsizlik, kaos ve kargaşaya yatırım yapanların hesabı boşa çıkmış olacaktır.

Burada şunun da altını çizmek gerekir ki; bizim meselemiz şahısların siyasî kariyeri değil, devletin devamlılığı, siyasetin istikrarı ve en nihayetinde ‘Lider Ülke Türkiye’nin’ inşa ve ihyasıdır.”

Bahçeli, 2028 yılının yalnızca bir seçim tarihi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin önünde büyük reformların bulunduğunu söyledi.

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın Meclisteki milletvekili çoğunluğunun korunması gerektiğini belirterek, MHP’nin yasamadaki temsil gücünü artırmayı hedeflediğini açıkladı.

Bahçeli, MHP’nin yasama hedeflerini üç başlıkta sıraladı:

“Birincisi ‘Temsil gücüdür’. Bu çerçevede oy oranımızı artırmak, milletvekili sayımızı çoğaltmak, Türkiye’nin birinci partisi olmaktır.

İkincisi ‘Kurumsal güç’tür. Yasama organının kurumsal yapısı içinde, yönetim organlarında daha fazla görev almak, daha etkin hale gelmektir.

Üçüncüsü ise ‘Siyasal güç’tür. Bu şekilde yasama faaliyetlerinde ve politika belirlemede daha etkin ve belirleyici olmak, Partimizin stratejik hedeflerini, ekonomik ve sosyal politika önceliklerini hayata geçirmektir.”

Bahçeli, bu hedeflerin ardından önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şöyle açıkladı:

“Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı.”

Bahçeli, bu formülün yürütmenin yanı sıra yasamanın da güçlü, denetleyici, üretken ve belirleyici olması gerektiğine ilişkin stratejiyi ortaya koyduğunu söyledi.

Bahçeli, konuşmasında MHP’nin Türkiye’nin yapısal sorunlarını aşarak kalıcı bir refah düzeni kurmak amacıyla “Yağmur Stratejisi” geliştirdiğini de açıkladı.

Bahçeli, yağmurun farklı inanç sistemleri ve kültürel öğretilerde arınmayı, temizlenmeyi, tazelenmeyi, yenilenmeyi, bolluk ve bereketi temsil ettiğini belirterek stratejinin temel yaklaşımını şöyle anlattı:

“Milliyetçi Hareket Partisi olarak tarihin kutlu çağrısı, coğrafyanın mesuliyeti, siyaset kurumunun yeniden inşası, toplumsal yaşamın ihyası ve devlet kapasitesinin arttırılması için ‘Yağmur Stratejisini’ hayata geçirmeyi Türk siyasetindeki mümtaz konumumuzun bir gereği olarak görüyoruz.

‘Yağmur Stratejisi’, Partimizin ‘Üç Hilal’inden aldığımız ilhamla, yasama, yürütme ve yargıdan oluşan üç temel erkin ahenk içinde çalışmasına ve istikrarın sürdürülmesini esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kurumsallığına dayanmaktadır.

Devleti oluşturan bu anayasal erklerin kuvvetler ayrılığı esasında bağımsız ve uyum içerisinde milli kaynak, imkân ve kabiliyetlerin seferber edilerek bereketin ve bolluğun milletimizin üzerine yağmasını öngörmektedir.

Bununla birlikte, yağmurun yıkıcı etkiye sahip bir sele dönüşmesi de engellenmelidir.

Güvenlikte, ekonomide ve demokraside tahribata yol açılmaması için etkili bir denge ve denetim sistemi uygulanmalı bu çerçevede Yasamada güçlü bir Milliyetçi Hareket Partisi kurumsallığı tesis edilmelidir.”

Bahçeli, “Yağmur Stratejisi”nin temel ilkesinin istikrarın korunması olduğunu belirterek, stratejinin başarısının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kazanımlarına sahip çıkılmasına ve Cumhur İttifakı’nın Türkiye’yi milli hedefler doğrultusunda ileri taşıma kararlılığını sürdürmesine bağlı olduğunu söyledi.

Bahçeli, yeni yasama yılında “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusundaki çalışmaların yoğunlaşacağını belirtti.

Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terör sorunuyla mücadele ettiğini ifade eden Bahçeli, önlerinde tarihi bir fırsat bulunduğunu söyledi.

Bahçeli, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Temel hedefimiz, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır.

40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir.

Terör ve silah yerine; adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hâkim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz.

Milletimizin kararı nettir. O da, bu topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir.”

Bahçeli, yeni yasama yılında “Terörsüz Türkiye” hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesi, demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve sosyo-ekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacağını belirtti.

Bahçeli, Türkiye’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık iddiaları nedeniyle toplumsal güven erozyonu tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Bahçeli, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin iddiaların siyasi görüş veya makam ayrımı yapılmaksızın soruşturulması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.

Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.

Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir.

Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir.

Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

Bahçeli, konuşmasının dış politika bölümünde Birleşmiş Milletler’in mevcut yapısını eleştirdi.

“Dünya 5’ten büyüktür” sözünü hatırlatan Bahçeli, Birleşmiş Milletler’in küresel sorunlar karşısında yeterli mekanizmalara sahip olmadığını savundu.

Bahçeli, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerleri, hukuk ve adaleti esas alan reform anlayışına öncülük edebileceğini ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasına da tepki gösteren Bahçeli, Netanyahu’yu sert sözlerle eleştirdi.

Bahçeli, şöyle konuştu:

“81’nci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur.

Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir.

Diyorum ki; Hitlerin kendisini ‘insan hakları savunucusu’, Mussolini’nin kendisini ‘özgürlük havarisi’, Stalin’in ise ‘demokrat’ olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun ‘Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz’ demesi de ‘Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi’ de o kadar gerçekçidir.”

Bahçeli, İslam ülkelerinin İsrail karşısında ortak bir tavır ortaya koyması gerektiğini belirterek, daha önce önerdikleri “Kudüs İttifakı” veya Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücü oluşturulmasını savundu.

Bahçeli, Türkiye’nin küresel sistemde yaşanan dönüşüm karşısında güvenliğini demokrasiyle, kalkınmasını hukukla, toplumsal barışını adaletle ve bölgesel etkinliğini güçlü devlet kapasitesiyle birlikte ilerletmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli, siyasi tartışmalarda zaman ve enerji kaybına yer olmadığını belirterek, Türkiye’nin yapısal sorunlarını aşarak kalıcı refah düzeni kurması gerektiğini ifade etti.

Bahçeli, konuşmasının son bölümünde şu mesajı verdi:

“Dünyanın belirsizliğe sürüklendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı istikrardır.

Uluslararası sistemin kuralsızlaştığı, çatışmaların ve risklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı kudrettir, millî birliktir.

Bu nedenle, 2028’e giderken meseleyi yalnızca ‘Kim Cumhurbaşkanı olacak ya da iktidara hangi parti gelecek’ sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz.

Bize göre asıl sorulması gereken soru, ‘Türkiye, dünyanın yeniden şekillendiği bu tarihî döneme hangi siyasi liderlik ve hangi devlet tecrübesiyle girecektir?’ şeklinde olmalıdır.”

Bahçeli, MHP’nin “Yağmur Stratejisi” ile yasama, yürütme ve yargıda güçlü devlet kurumsallığını hedeflediğini belirterek, Türkiye’de “bolluk ve bereketin, huzur ve refahın, kardeşlik ve dayanışmanın, milli birlik ve bütünleşmenin” hâkim olacağı bir dönem öngördüklerini söyledi.

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Zafer Partili Ulaştır; “Şeffaflık Sorunu Dile Getirmekle Tamamlanmaz” Önceki Haber

Zafer Partili Ulaştır; “Şeffaflık Sorunu...

Müzik Dünyasında RESET Zamanı! “Pembe Rüya” ile Geldiler Sonraki Haber

Müzik Dünyasında RESET Zamanı! “Pembe Rü...

Yorum Yazın

aaaaa

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar