6 Şubat depremlerinin o dehşet verici hatırasının üzerinden üç yıl geçti. Bu üç yıl, Türkiye gibi toplumsal hafızası "unutma" üzerine kurulu bir coğrafyada, aslında hem çok uzun hem de çok kısa bir süre.
Bugünlerde Osmaniye’ye baktığımızda ise, modern siyasetin o çok sevdiği "yıldızlar geçidi" (ya da bir tür siyasal spektakül) fenomenine tanıklık ediyoruz.
Geçtiğimiz haftadan bu yana kent, siyasal iktidarın ve muhalefetin en üst kademelerince ziyaret edildi. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ile başlayan, ardından Ömer Çelik ile devam eden bu ziyaretler silsilesi, kuşkusuz sadece bir "geçmiş olsun" temennisinden ibaret değil. Burada, devletin "orada olduğu" ve "muktedir olduğu" imajının pekiştirilmesi refleksini de okumak mümkün.
Bu noktada, ana muhalefetin kente dâhil olma biçimine de bir parantez açmak gerekiyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ziyareti öncesinde, milletvekili Asu Kaya’nın sergilediği performans, aslında Türkiye’deki klasik "teşkilat" alışkanlıklarının (o her şeyi merkezden bekleyen, atıl yapı) dışında bir dinamizm arz ediyor. Kaya, yerel bir karargâh kurarak, siyasal olanı sokağa, yani dükkân dükkân dolaşarak doğrudan "insan" ölçeğine indirgemeyi başarmış görünüyor.
Bu, modern demokratik katılım açısından da bir mikro-örnek.
Haftanın finali ise, kuşkusuz sembolik sermayesi en yüksek olanı: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bu toprakların kültürel dokusuyla hemhâl olmuş (ve tabii ki Osmaniyeli olması hasebiyle kentin "evladı") Devlet Bahçeli’nin ziyareti. AVM caddesindeki o "bayram hazırlığı" atmosferi, devasa platformlar ve kentin kendini bu denli büyük bir şevkle hazırlaması, aslında bir tür toplumsal psikolojiye işaret ediyor.
Şehir, bu ziyaretler aracılığıyla bir yandan "yaralarından kurtulduğunu" rüştünü ispat edercesine göstermek isterken, diğer yandan da merkezin (Ankara’nın) gözündeki yerini sağlama almayı amaçlıyor gibi.
Şimdilik görünen o ki, Osmaniye siyasetin "yıldızlar geçidine" sahne oluyor. Umalım ki bu gösterişli ziyaretlerin sonunda kazanan Osmaniye halkı olsun.
Çünkü depremin üçüncü yılında bu insanların kalıcı huzura ve somut adımlara ihtiyacı var.
Bakalım Cuma günü o kürsüden ne müjdeler çıkacak, hep beraber göreceğiz.
Yorum Yazın