Kelimelere geçerli anlamından öte manalar yüklemekte üstümüze yok. Tıpkı “laiklik” gibi şimdi de “intikam” kelimesini yanlış yerde kullanıyoruz.
Her kelimeye farklı anlam yüklemedeki başarımızı, intikam kelimesinde gösterdiğimiz gibi, her kelimeye siyasi anlam yükleyerek de farklı bir başarı elde etmeyi de beceriyoruz.
Son başarımız “intikam” veya devamında gelen kelimeyle birlikte oluşan “intikam duygusu” kavramı…
Bu söze göre birileri intikam alıyor, içinde biriktirdiği kini, eline yetki geçtiğinde kusmaya başlıyor. Gücü elinde bulunduranın zamanında yaptığı zulümlere, güç eline geçince karşılık veriyor.
Ergenekon ve sonrasında darbecilerin yargılanmasında AK Parti hep “intikam duygusu”yla suçlandı.
Özellikle CHP’nin başını çektiği “suçlama” ekibine göre, AK Parti geçmişle hesaplaşırken, bunu intikam duygusuyla yapıyor. (Sanki intikam duygusu olmazsa destek verecekmiş gibi…)
Moda deyimle “Velev ki intikam olsun” deyip, devam edelim.
Bilindiği gibi intikam, öç almaktır, öç alma duygusudur.
Öç ise kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi diye tarif edebiliriz.
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek insanı büyütmez ama kötülüğe iyilikle karşılık vermek insanları büyütür.
Şu anda yapılanların tamamı kötülüğe iyilikle karşılık vermenin tam adıdır.
Ortada bir intikam var mı, elbette var.
Öç alma içgüdüsü yaygın bir şekilde gözüküyor mu, tabii ki gözüküyor.
Kötülüğe kötülükle karşılık verme derseniz, işte o yok.
Eğer öyle olsaydı, bütün darbeciler ve darbeye teşebbüs edenler yargılanmaz; kırk katır mı, kırk satır mı diye istedikleri sorulurdu.
Bugün yargılananların hangisi, ellerinde yetki olduğunda masum insanları suçlarından ötürü cezalandırdı?
Bu cezalandırmayı yaparken, bunu hukukun içerisinde kalarak mı yaptı?
İnsanların tamamı bir şekilde cezalandırıldı ama hiç birisinin cezası hukuki kurallar içerisinde olmadı.
İnsanların geleceğini çaldılar en önce…
Ceza vermek için kılıf buldular.
Hatta kiminin cezasını vermek için yargılamaya gerek bile duymadılar, kiminde de mahkemelere emrederek “yargılayın, derhal mahkûm ettirin” diye çok çevik bir emir verdiler.
Kendi sahneye koydukları oyunda, kendi figüranlarının kışkırtmasıyla ortaya çıkana “suç” dediler.
Kanunları kendi “kıt akıllarınca” yorumladılar.
Kavramlara çok büyük manalar yükledi, kendiler bu kavramları kalkan olarak kullandılar.
Ve koca bir millete kin kustu, nefret saçtı ve zulmettiler…
Hiç birisinde yasalar çalışmadı, kanunlara uyulmadı, yargılamalar adil olmadı.
1960’da başlayan bu hukuksuzluk, 28 Şubat’ta kadar devam etti. Her seferinde suç işleyenleri “kahraman” gösterenler de vardı.
Bir gecede zengin olanlar, bir gecede sefil kalanlar, bir gecede hayatı kararanlar veya Karun kadar zengin olanlar gördük.
Devleti soydular, milleti soydular, insanlığı bir yana bıraktılar ve bütün zalimlikleri kendi insanına layık gördüler.
Ve o zaman güç ellerindeydi.
Bu güç, aslında milletin kendilerine emanet ettiği güçtü ve emanete hıyanet eden hainlerden başkası da değillerdi.
Şimdi ellerinde o güç yok.
Demokrasi rayına oturmaya başlıyor.
Omuzu kalabalık da olsa, başı püsküllü de olsa, cebi dolu da olsa, makamlardan makam beğenmiş de bulunsa cezasını çekmeye başlıyor.
Bir farkla ki, o zaman ceza çektirdikleri bunu hukuksuz bir şekilde yapıyordu.
Şimdi ise ortada bir hukuki durum var, yargılanma var, ifade verme var, savunanları var.
Aslında, şu anda yapılan, onlara insanlığı öğretmekten başka bir şey değil.
Kötülüğe kötülükle karşılık vermeye uymayan bir yapıya sahibiz.
Eğer yargı veya hükümet, 28 Şubat’la veya 12 Eylül’le hesaplaşırken, bunu yargısız şeklide yapacak bir yol bulsaydı ilk defa CHP Genel Başkanına hak verecek duruma gelirdik.
Aksine, onların hukuksuz cezasına karşılık, şimdi hukuki bir durum söz konusu.
Bu da onlara hem aşiret devleti olmadığımızı, hem insan olduğumuzu, hem de hiçbir suçun cezasız kalamayacağını öğretme açısından bir derstir.
Velev ki, intikam olsun.
Neden intikam alınır, kötü bir iş yapandan…
Karşımızda duranlar, dün bu millete zulmedenlerden başkası mı?
Değilse eğer, dün yaptıklarının cezasını bugün çekecekler.
Fark ise onlar kanunları çiğneyerek, insanlık dışı bir şekilde millete zulmetmişti.
Şimdi kanunlar çerçevesinde ve merhamet duygusuyla cezaları verilecek.
Kemal beyin korkmasına gerek yok…
Zaten o, Dersim’le yüzleşmekten bile köşe bucak kaçan birisi.
Dersim’i yapanların başına bomba yağdırmasına gerek yok, yapılanın insanlık dışı olduğunu söyleyip, itibarlarının iade edilmesini istese en büyük intikamı almış olacak ama nerdeeee?
Twitimden seçmeler
İnandığını söylemekten çekinenler, bir süre sonra söylediğine inanmaya başlar.
twitter.com/naifkarabatak