“İnsanların helak eden 5 etken vardır, nefis, şeytan, cehalet, önyargı ve taassuptur.”
Diyarbakır Ulu Cami'de dini sohbetlerde bulunan Ramazan Böçkün'ün dini sohbetleri vaazları sosyal medyada tıklanma rekorları kırıyor.
Sebebi ise;
camiyi ziyarete gelen bir kadına kendi ifadesiyle “Burası müze değil bu kıyafet ile camiye girmeniz uygun değildir” demesiyle ve kadının ise yine 08 Ocak 2017 tarihinde “Bu şekilde dolaşamazsınız ince giyinmişsiniz, içinizi görüyorum” gibi sözlerle taciz, takip, ifşa eyleminde bulunduğu şikayeti üzerine başlatılan soruşturma, 01 Şubat 2017 tarihinde cinsel taciz suçundan iddianame hazırlanmıştır. Mahkeme sürecinde babasınında Ramazan ÖÇGÜN’ün cezai sorumluluğunun olup olmadığı ile ilgili valiliğe ve İl Sağlık Müdürlüğüne müracaatı neticesinde Şahıs Dicle Üniversitene sevk edilmiş ve şizofren raporu verilmiştir. Yargılama sonucunda atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit bulunmakla birlikte söz konusu rapor nedeniyle TCK 32/1 maddesi gereğince cezai sorumluluğunun bulunmadığına ve 57. Madde gereği 14 Mayıs 2020 tarihinde Elazığ Şehit Fethi SEKİN Şehir Hastanesine tedavi amacıyla sevk edilmiştir.
Bende sizler gibi sosyal medyadan basından ve Diyarbakır’da ulaşabildiğim kişilerden edindiğim bilgiye göre
43 yaşında olan Ramazan Böçkün, küçük yaşlardan itibaren İslam'ı araştırıp dini kitaplar okumuş ilmi ile amil öğrendiği bilgileri Kur’an ve Sünnet ışığında anlattığını, Babası tarafından Hz. Ömer’e dayandığı, anne tarafından ise Peygamber efendimize dayandığı v Seyyit olduğu, kendi halinde mümkün mertebe Ulu Camiye gelenlere islamı yumuşak lisan ile anlattığı için bir “Veli” buna mukabil İslami gerçekleri olduğu gibi anlattığı için ibadete değilde ziyaret amacıyla gelenlerce hoş karşılanmadığını, alay edildiğini "Deli" olarak değerlendirildiği bilgisini aldım.
Genel manada ise herkesin dini sohbetlerini severek dinlediği anlattıkları bilgileri yazdıklarını ve video çekim yaparak yayınlamaları neticesinde Ramazan Böçkün, Ramazan hoca ismi ile nam salmıştı.
Onu tanıyanlar deli olmadığını, dini vaaz ve tebliğde bulunduğu için rahatsız olanların iftira atıp hastaneye yatırıldığını söylüyorlar.
RAMAZAN BÖÇKÜN kendi dilinden;
“Misyonerler, her tarafta İslam'a karşı faaliyet yapıyorlar. Para karşılığı insanları Hristiyan yapmaya kalkıyorlar. Bunlar görmezlikten geliniyor. Ben kimseden zorla İslam'ı kabul etmelerini istemiyorum. Öneri sunuyorum. Ben onlara yumuşak bir dille buranın Camii ve Harem-i Şerif olduğunu anlatıyorum. Edeple gelen lütufla gider diyorum.”
"Hak, insanların nefsine acı geliyor"
“Diyarbakır'da doğdum 5 yıldır camiye geliyorum. Karşı çıkmalar, alaylar, hakaretler oldu. Hak insanların nefsine acı geliyor, insanların tahammülü yok. Dünyaya herkes kendi penceresinde baktığı için de tahammül yok. Kimi hasetlikten, kimi ise ilah ve rabbinin menfaatinin çıkarının ve kibrinin kaybolmasından sakındığı için tehlikede gördüğü için tepki meydana geliyor. Efendimizi Mekke'den neden kovmuşsalar bizi de buna benzer sebeplerden dışlıyorlar. Ben Kur'an ve sünnetten mesajları söylüyorum. Kur'an sadece namaz ve orucu söylemez, Kur'an'da ilim, bilim, edep, terbiye, ahlak, kadın, hayvan ve insan hakkı, dünya, ahiret gibi her konu hakkında ayet var, gerek doğrudan, gerek dolaylı yollarla. Biz de bu ilahi mesajları anlatmak istiyoruz, bu yüzden de mücadele ediyoruz. Ben bunları anlatıyorum, zorlarına gidiyor, "Bizi rahatsız etme" diyorlar. İnsan kendini rahatsız etmezse, kendini yormazsa kendini düzeltemez. İnsan kendini rahatsız etmez ise para kazanamaz, para kazanmamayan yemek yiyemez başkalarına muhtaç olurlar"
"İnsanlar tembelliğe alışmış"
“Düşünmek sorumluluk getiriyor. İnsanlar düşünmek istemiyor, hem rahata alışmış hem de tembelliğe. Biri bir şeyleri harekete geçirmek istiyorsa onları rahatsız etmesi lazım. Geçimimi haftada bir mezarlıklarda ağaçları buduyor, tesbihçilere yardımcı oluyor helal yoldan rızkımı kazanıyorum. Bazen Ulu Cami bazen farklı yerlere gider sohbetlere girer günümüzü geçirmeye çalışırız. Eskiden tepki verenler sonradan zamanla anladılar yanlışlarını. İnsanların helak eden 5 etken vardır, nefis, şeytan, cehalet, önyargı ve taassuptur. Bizim konuyla alakalı ön yargı oluyor. Ön yargı bir şeyi araştırmadan incelemeden üstün körü karar vermek, bu da insanlara sıkıntı ve pişmanlıklar verir.”
“Biz bir günde bu hale gelmedik, yaklaşık olarak 28 yıl gibi bir süreçle oldu. Şu an İngilizce, Kürtçe, Türkçe ve piyasada dolaşan kelimelerin tamamının hangi dilde olduğunu biliyorum. Ben anlayarak okumaya çalışıyorum"
Sosyal medyayı sallayan Ramazan Hoca hakkında bilgileri ve videoları izlemenizi öneriyorum.