20 Eylül 2026, Pazar
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
Murat Deniz Demirci

Murat Deniz Demirci

Mail: [email protected]

Osmaniye’nin İki Simgesi

Osmaniye, sadece bir coğrafya parçası değil; Türkmen aşiretlerinin iskan politikalarıyla şekillenmiş, Ahmet Cevdet Paşa’nın Fırka-i İslahiye ile attığı temeller üzerine yükselen bir tarihsel katmandır.

Burası, Dadaloğlu’nun o sert, ödün vermez "meydan okuma"sı ile Karacaoğlan’ın her gördüğü güzele yazdığı o lirik, yumuşak şiirlerin yan yana durabildiği bir sentez mekanıdır.

Yaşar Kemal’in Çukurova’sının kalbi, abdalların, ozanların ve İstiklal Harbi’nde Mamure’yi işgalciye dar edenlerin toprağı...

Fakat bu kadim memleketin sınavı, tarih boyunca olduğu gibi asri zamanlarda da çetin geçmeye devam ediyor.

Pandemi ve orman yangınlarının o boğucu atmosferinden henüz çıkmışken, 6 Şubat depremi ruhlarımızda onulmaz, derin yaralar açtı.

Evet, devletin refleksleri ve halkın dayanışmasıyla "hızlıca ayağa kalkmayı" bir şekilde başardık; ancak kentin "hafıza mekanları" söz konusu olduğunda, sanki zamanın akışı bir yerde durdu ya da fena halde yavaşladı.

Bugün Osmaniye sokaklarında dolaşan birinin gözü, kentin iki büyük emanetini arıyor.

Biri, Hacı Bicik Ağa ve Hüseyin Efendi’nin 140 yıllık mirası, halkın tabiriyle "Büyük Cami" yani Envar-ül Hamit Camii; diğeri ise 1910’dan bu yana binlerce çocuğun hayata ilk adımını attığı, okuma-yazmayı öğrendiği o kadim yapı, 7 Ocak İlkokulu. İlginçtir, depremin üzerinden üç koca yıl geçmiş olmasına rağmen bu iki yapı ne ibadete ne de eğitime tam anlamıyla kazandırılabildi.

Üstelik 7 Ocak İlkokulu’nda, çalışmalar belli bir noktaya gelmişken çıkan yangın, sanki talihsizliğin üzerine eklenen bir ironi gibi duruyor.

Mesele sadece bir "inşaat" meselesi değil, bir "tarihsel devamlılık" meselesidir.

Komşu illere baktığımızda; Hatay’ın simge yapılarından Habibi Neccar Camii restore edilip kapılarını açmışken, Kahramanmaraş’ta 580 yıllık Ulu Cami ve 5 asırlık Boğazkesen Camii cemaatiyle buluşmuşken, Osmaniye’nin bu iki değerine kavuşamaması kabul edilebilir bir durum değildir.

580 yıllık koca bir çınarın Kadir Gecesi’nde kapılarını açabildiği bir coğrafyada, Osmaniye’nin "Büyük Cami"sinin en azından bir bayram sabahına yetişememiş olması, üzerinde durulması gereken bir "yavaşlık" sorunudur.

Şüphesiz çalışmalar devam ediyor; restorasyonun o hassas, sabır isteyen doğasını biliyoruz.

Ancak bir kenti kent yapan, binaların betonundan ziyade o binaların içindeki anılardır.

Osmaniyeli, o anılarını bir an evvel geri istiyor. Kentin hafızasını tazelemek, sadece fiziksel bir onarım değil, aynı zamanda o kente olan borcumuzdur.

Umarız ki bu "restorasyon ritmi", halkın beklentisiyle bir an evvel senkronize olur ve Osmaniye’nin bu iki incisi, yeniden hayata döner.

Yorum Yazın

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar