19 Eylül 2026, Cumartesi
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
Murat Deniz Demirci

Murat Deniz Demirci

Mail: [email protected]

Osmaniye’de Adım Başı El Açma Seansı…

Türkiye’nin pek çok köşesini, farklı vesilelerle arşınlamış biriyim.

Söz gelimi İstanbul; hani o "taşı toprağı altın" denilerek üzerine bin türlü efsane sosu dökülen koca metropol...

İstanbul’un bu durumu, nüfusu bazı Avrupa ülkelerini aşan devasa bir yapının doğal (!) bir yan ürünü sayılarak, bir parça "metropol kaosu" parantezine alınabilir.

Peki ya bizim Osmaniye? Nüfusuyla, ölçeğiyle daha "kontrol edilebilir" olması beklenen bu kentteki manzaraya ne demeli?

Daha dün Atatürk Caddesi’nde, yani kentin kalbinin attığı o ana arterde yürürken fark ettim ki; adım başı bir talep, bir "el açma" seansı ile karşılaşıyorsunuz.

Ekmek isteyeni mi dersiniz, yemek peşinde olanı mı, yoksa doğrudan nakit transferi talep edeni mi...

Üstelik bu arkadaşlarımızın ilginç bir "face control" (yüz tarama) mekanizması geliştirdiklerine dair ciddi kuşkularım var.

Herkesten istemiyorlar; muhtemelen kişinin yüz hatlarından, yürüyüş temposundan veya o anki dalgınlığından "potansiyel verici" analizini saniyeler içinde yapabiliyorlar.

Bir nevi sokak sosyolojisi uzmanlığı! Sosyal medyada kentin nabzını tutan sayfalara baktığınızda, bu mesainin artık hastane bahçesine kadar sirayet ettiğini görüyorsunuz.

Asıl mesele ise, bu tablonun kentin diğer "alışılagelmiş" düzensizlikleriyle birleşince ortaya çıkardığı manzara.

Biz Osmaniyeliler olarak; kaldırımda sizden yol isteyen bisikletlere, sağına soluna bakmadan arabanın önüne atılan o meşhur şarjlı motosikletlere, kırmızı ışık yanınca sanki özellikle hedeflenmiş gibi yaya geçidinin tam üzerine kamp kuran otomobillere zaten "alıştırıldık".

Daracık kaldırımlara malını yığıp vatandaşa slalom yaptıran esnafın yarattığı o engelli parkurda yürümek, artık günlük egzersizimizin bir parçası oldu.

Lakin, bu "kentli olma" saygısından mahrum bırakılmışlık listesine bir de bu yoğun dilenci baskısını eklemeyin.

Bir kenti "kent" yapan şey, sadece binalar veya asfalt değildir; o alanın nasıl kullanıldığı, yayanın güvenliği ve huzurudur.

Bizi her şeye alıştırdınız da, bari bu "adım başı dilenci" manzarasını bir kural, bir kader gibi kanıksatmayın.

Çünkü bir yerden sonra alışmak, görmezden gelmek değil; o kenti zihnimizde terk etmektir.

Yorum Yazın

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar