19 Eylül 2026, Cumartesi
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
Murat Deniz Demirci

Murat Deniz Demirci

Mail: [email protected]

Muhalefet İçin 'Dijital Hapishane'den Firar Vakti

Bugün biraz "siyasetin magazinini" değil, bizzat "siyasetin kendisini" konuşalım istiyorum.

Öyle sıkıcı sosyal medya atışmalarını değil, hayatın tam içini, sokağın nabzını...

Geçen gün bir dost meclisinde oturuyoruz. Konu döndü dolaştı demokrasinin o meşhur "denge ve denetleme" mekanizmasına geldi.

Hepimiz biliyoruz ki; bizim gibi demokrasilerde iktidarın icraatı kadar, muhalefetin o icraata attığı "çentik" de kıymetlidir.

Ama burada ince bir çizgi var.

Muhalefet dediğin şey, sadece "iktidarın yaptığına bahane bulma kulübü" müdür?

Yoksa kamu yararı için bir "denetim laboratuvarı" mı?

Şimdi gelin, bu mevzuyu genel siyasetin o karmaşık, o boğucu "girdaplı yollarından" çekip çıkaralım.

Daha yerele, daha dokunulabilir bir yere indirelim.

Benim asıl merak ettiğim, asıl canımı sıkan şey şu:

Bilhassa Ana Muhalefet kadroları, o meşhur "sosyal medya hapishanesinin" dışına çıkmak için daha neyi bekliyor?

Ekranda birkaç yüz "like" almak, gerçek hayatta bir vatandaşın derdine derman olmaya yetiyor mu?

Sanmıyorum. Siyaset, klavye başında değil, çamurlu ayakkabılarla yapılır.

Bakın açık söylüyorum; sadece Ankara’nın ağzına bakarak yapılan, genel merkezden gelen toplu açıklama metinlerine hapsolmuş bir siyasetten bu vatandaşa "hayır" gelmez.

Gelmediğini de defalarca gördük.

Şunu unutmamak lazım: Muhalefet, sadece eleştiren değil, iktidara "namzet" olan yapıdır.

Yani "Ben daha iyisini yaparım" diyenlerin adresidir.

Ve bu iş sadece genel başkanların omuzlarına yıkılamaz. Bu bir koro işidir, bir orkestra işidir.

Partinin en üstünden en alt kademesine kadar her bir neferin, "iktidar adayı" ciddiyetiyle hareket etmesi gerekir.

Soruyorum: Yereldeki o kadrolar, mahalle mahalle, sokak sokak gezmek yerine neden hala sosyal medya ile meşgul?

Vatandaş, Ankara’daki polemikleri değil, kendi mutfağındaki yangını, kendi mahallesindeki sorunu konuşan bir muhatap arıyor.

Eğer gerçekten bir değişim isteniyorsa, önce o dijital hücrelerden bir firar etmek lazım.

Ankara’nın steril havasından çıkıp, yerelin o tozlu ama samimi gerçekliğine dönmek şart.

Çünkü demokrasi, sadece sandık günü hatırlanan bir ritüel değil; her gün, her mahallede yeniden inşa edilen bir yaşam biçimidir.

Sizce de bu "sosyal medya konforu" artık biraz fazla uzamadı mı?

Bir düşünün derim...

Yorum Yazın

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar