Tüm dünyada olduğu gibi güzel memleketim Türkiye'de koronavirüs vakası var ve yaşanıyor. Halen hastalarımız mevcut vakalara rastlanıyor ve insanlarımız bu salgınlardan dolayı hayatlarını kaybediyor. Devletimiz bu virüs ile ilgili olarak müthiş bir başarı sağlamıştır. Genel manada baktığımızda ise vatandaşlarımızda mümkün mertebe kurallara uymaya riayet ediyor. Bu salgın hastalık insanlarımızı psikolojik yönden bayağı etkiledi ve bunun sonucu olarak depresyon geçiren insanlara da rastlanılıyor. Korku varmı elbette var ve olacaktır. Ama “Korkunun ecele faydası yoktur.” Kişilerin tedbir aldıktan sonra günlük rutin işlerine devam etmesi lazım yoksa korku kişileri yönetmeye başlar. Normal durumlarda insanların korkularını yönetmesi lazım. Korku kişiyi yönetiyorsa, korku onun hayatında hakim olmuştur. İnsan hayatında inanç-sevgi-saygı-kaygı ve korku önemli bir yer tutmaktadır. Bu olgular insanın kararlarını en çok etkileyen duygulardır.
Toplu taşıma araçları ve tekrar açılacak AVM’lerde bulaşıcı hastalık olması nedeniyle ortamda hapşıran bir kişiden diğer herkesin tedirgin olması çok doğaldır. Bu, deprem olduktan sonra çıkan ufak bir seste etraftaki kişilerin korkup sıçramasına benzer. Çünkü korku vardır. Korku duygusu, insanın hayatta kalması için, tehlikelere karşı kendisini korumasıyla ilgilidir ve insanın hayatında kararlarını en çok etkileyen duygu, sevgi duygusundan sonra korku duygusudur. İnsanın büyük kararlar vermelerinde, evliliklerinde, seyahatlerinde kısacası her şeyinde korkunun büyük rolü oluyor.
Kişilerin tedbir aldıktan sonra günlük rutin işlerine devam etmesi lazımdır. Yoksa normal durumlarda insanların korkularını yönetmesi lazım. Bir insanın hayatında kendi doğruları lider olmalıdır, korkuları değil. Korkularının etkisiyle hareket eden insanlar, hayatlarındaki birçok fırsatı kaçırır. Biz insan olarak korkularımızı bilmemiz gerekir. Böylece korkusunu tanıyan kimseyi korkuları yönetemez. Korkuyu iyi yönde kullanırsak bizi doğru yöne yönlendirir fakat yanlış yönde kullanırsak fırsatları kaçırmamıza neden olur. Korona salgını var ve biz bunu biliyoruz, tedbirimizi alacağız kurallara uyacağız. Daha doğrusu bıçak kemiğe dayandı deyip teslim olmayacağız. Buna mukabil bu hastalık geldi saldım çayıra mevlam kayıra misali rehavete kapılmadan, kaderimde var ise ben ölürüm kaderimde yoksa bu hastalık bana vız gelir de dememeliyiz. Biz salgına karşı şahıs olarak kendimizi koruyarak toplumun sağlığınıda önceleyerek rehavete kapılmadan uygun olan şartları yerine getirmeye çalışalım.
Her şeye rağmen hayat devam ediyor.