Dünya ile birlikte bizlerle iletişim içerisinde olan insanlar ile görüştüğümde veba salgınının aşırı baskısı altında kendilerini sorgulamaya başladığını görüyorum. Sorgulama ise genelde şahsi eylemlerinde veya şahsi maneviyatlarında olduğuna şahit oluyorum. Bu veba salgınını insanların yanlış yapmasından dolayı Allah’ın korona ile cezalandırdığı kanaatindeler. Bir diğer husus ise diğer insanların ve bazı toplumsal olayların neticesi eski kavimlerin helakı vs olduğu gibi düşünülüyor. Bu salgın meselesiyle ilgili hem şahsi ve hem de toplumsal olarak sosyal, ekonomik, tarım, madencilik, imalat ve her türlü üretim, kültür ve ülke genelinde cennet köşeleri olan vatanımızın turizminden bahsedene ben pek rastlamadım. Çünkü üretim yapan çiftçilerimiz kalmadı, tarlalar boş, toprak sahipsiz, hayvancılık durmuş durumda. Bu karantina vesilesinin devamı durumunda her türlü açlık ve sefaletin gelebileceği kaygısını taşımaya başladı insanlar.
Hep kendilerini eleştiriyor ve hem de kendimiz ve toplum olarak yaptığımız yanlışları şartlı kabullendirildiğimiz için aynı şekilde devam ederiz diyorlar ve ekliyorlar. Hesap sorarcasına ey Devlet madem sokağa çıkma diyorsun biz birilerinin emrinde ve ücret karşılığı çalıştığımız için ücretimi vereceksin diye düşünüyorlar. Tabiki herkesin kendi çerçevesinde haklılık payı vardır. Bu ücret karşılığı çalışan insanların çoğunluğunun köyden, kırsal kesimden geldiğini görüyorum. Çoğu ara iş elamanı veya işçi pozisyonundalardır.
Asıl sorgulanması gerekenin ise ben bu insanları köyden niye şehirlere yönlendirdim diye devletimizin, diğer yönden de bu insanların ben niye köyümü, evimi/barkımı tarlamı/takımımı bıraktım diye sorgulaması gerekiyor. Bu minvaldeki fikirlerimi sizlerle diğer yazılarımda paylaşmaya çalışacağım.
Şahsi ve dini boyuttaki sorgulamalar ile ilgili olarak sohbet ettiğimiz bir kardeşimiz biz o kadar yanlışı yaptıkta yaptık, yaptıkta yaptık diyerek şöyle sıralıyor.
Allah’ın emir ve yasaklarına olan İmandan uzaklaştık, ibadetleri terkettik, Tesettürü modaya çevirdik, Eşlerimize kötü davrandık, Hayvanlara işkence yaptık, Zinayı yaygınlaştırdık, İçkiyi alenileştirdik, Büyüklere saygıyı kaldırdık, TV'lerin dizilerini ahlaksızlaştırdık, Ibadetlerimizi resmileştirdik, Siyaseti maskaralaştırdık, Makamdan korktuğumuz kadar Allah'dan korkmadık, Yiyeceklerde HELAL-HARAM aramadık, faizi alış veriş çeşidine çevirdik, Rüşvet, adam kayırmayı normalleştirdik, Tevbeyi ve Ölümü unuttuk, Kul hakkı yemeyi peynir ekmekten saydık, Cinsel sapkınlıkları bayağılaştırdık. Alimle, hoca ile ve Din ve dini duygularla alay ettik, Yalanı, iftirayı, dedikoduyu ve gıybeti günahtan saymaz olduk, Zulme sessiz kaldık, zalimi destekledik yada mazluma yardım etmedik, Kafirlere özendik, Müslümanları küstürdük, İhlas ve Takvayı terkettik, fetvaya uymadık, nefsimize göre yeni din anlayışı geliştirdik ve dini sosyal dolgu malzemesi durumuna indirgedik, Akrabalık bağlarını kestik, komşuluk hukukunu çiğnedik, sılayı rahimi rafa kaldırdık, Daha nice hatalar, günahlar, isyanlar işledik. İşledik vede işlemeye devam ediyoruz. Namazı hacıya hocaya bıraktık Camileri terkettik...
Rabbimiz muhafaza buyursun Allah cc. şu ayetteki acı uyarı çerçevesi kapsamına girmiş gibi duruma geldik.
"Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. "( Araf Süresi:179)
Benimde katıldığım yönleri var düştüğümüz yanlışlar ile ama doğrusunu Allah bilir.