Bugünlerde en sık o kelimeyi duyuyor, farkında olsak yada olmasak yine en çok o kelimeyi konuşuyoruz.
Tüm toplum adeta ağız birliği yapmışçasına bu kelime ile yatıyor bu kelime ile kalkıyor. Hayatın her anında o kelime ile karşılaşıyoruz.
Televizyonda, radyoda, gazetede, çarşıda-pazarda, dolmuşta, berberde vs. her yerde o kelime karşımıza çıkıyor. ‘Süreç’
Tek başına kullanmadığımız bu kelime bazı kesimlerde ‘umut’ bazı kesimlerde ise ‘derin endişeler’ uyandırıyor. ‘Çözüm Süreci’, ‘İmralı Görüşmeleri’, ‘Barış Süreci’ ve ‘İhanet Süreci’ en çok öne çıkan adlandırmalar. Süreç kelime olarak Türk Dil Kurumu sözlüğünde ‘Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi’ olarak tanımlanmış.
Hükümetin ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ olarak başlattığı süreçte bazı adımlar atıldı. Ülkenin ‘kürt sorunu’ değil ‘terör sorunu’ olduğunu söyleyenler atılan adımları kardeşliği bütünleştirici değil aksine daha da ayrıştırıcı çalışmalar olarak değerlendirdi.
Şubat ayı başında yapılan valiler toplantısında Başbakan Erdoğan valilere süreç uyarısı yaparak “Milletimizle daha yakınlaşmalı ve iklimin değiştiğini hissettirmelisiniz. Devletin yumruğunu temsil eden vali profili bitmiştir. Çözüm sürecinde size çok iş düşüyor” mesajı vermişti. O toplantıdan üç hafta sonra Vali Celalettin Cerrah Osmaniye’deki şehit yakınları ve gazilerle bir araya gelerek sorunlarını dinleyip istek ve önerilerini aldı.
İlk kez bir Vali ile toplantı yapmanın şaşkınlığını yaşayan şehit yakınları ve gaziler sorunlarını ifade etmekte zorlansa da Vali’nin babacan tavrı onları rahatlattı. Kendilerine önem verilmediğini düşünen şehit yakınları ve gaziler söylemeseler de önemsenmek ve değerli olduklarını hissetmek istiyorlardı. Şehir içi ulaşımda dolmuşlara ücretsiz binmekte büyük sıkıntı yaşamalarına ise şaşırmamak elde değildi. Vali, emniyet ve jandarmaya hemen talimat vererek gereğinin yapılmasını istedi.
Vali Cerrah, her yıl ramazan ayında şehit yakınları ve gazilerle iftarda bir araya gelse de bunun yeterli olmadığı ortaya çıktı. Bundan sonra daha sık bir araya gelineceği mesajı ise önemliydi. Bir gazinin çözüm sürecine ilişkin eleştirisi ve beklentisi sanki hepsinin ortak düşüncesi gibi salonda büyük kabul gördü ve alkış aldı. Yaşanan süreçle ilgili gazinin ‘hakkımı helal etmiyorum’ tepkisinin toplantı öncesinde öngörüldüğünü düşünüyorum. Onlar bu vatan için bu millet için bu bayrak için gazi oldular, bir yakınlarını şehit verdiler. Acılarını millet olarak paylaş sakta acının en büyüğünü onlar yaşadı. Ne yapılırsa yapılsın onların kaybettikleri bir daha geri gelmeyecek. Bunun için onlara minnet ve şükran duymak hepimizin görevi. Süreci eleştiren gazinin akan kanın durması için bunlar yapılmalı ama bizler rencide edilmeden, incitilmeden yapılsın bunlar beklentisi son derece önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu.
Gazinin eleştiri ve isteğine Valinin cevabı oldukça anlamlıydı. Vali, devlet Pkk ile masaya oturmaz diyerek onların yüreğine su serptiği gibi süreçle ilgili de devletin bakışını dile getiriyordu. Ateş topunun elinde olduğunu çok iyi bilen Vali, süreçle ilgili yüreği en çok yananlarla yüz yüze gelmiş ve onları dinliyordu. Süreç ile ilgili ciddi tartışmaların yapıldığı bir dönemde, en çok şehit veren iller arasında yer alan Osmaniye’de bu toplantının yapılması birazda cesaret işi olsa gerek. Sürece ilişkin en ağır eleştirileri yapan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketinde, BDP’nin olaylı Karadeniz gezisinin yaşandığı bir dönemde, milliyetçi hassasiyetleri yüksek olan bir şehirde hem de basının önünde bu toplantıyı yapmak herkesin yapabileceği bir şey değil.
Toplantı bana göre amacına da ulaşmıştı. Ancak bir gün sonra bir internet sitesi, gazinin ‘hakkımı helal etmiyorum’ sözünü alarak Vali Cerrah söylemiş gibi gösterdi ve buda sosyal medyada geniş yankı buldu. Kurgulanan iftira toplumda büyük ses getirirken Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet hemen harekete geçti. Olay olan haber, kasıtlı olarak çarpıtılmış ve sadece bir iftiradan ibaretti. Bu sebepten olsa gerek Vali bir gün sonra Kadirli’de şehit yakınları ve gazilerle bir araya geleceği toplantıya katılmadı. Vali, ortaya çıkabilecek polemiklere ve tartışmalara fırsat vermemek ve belki de daha önemlisi süreçle ilgili yapılmak istenenlere zarar verilmemesi için doğru ve yerinde bir karar aldı.
Vali Cerrah’a ait olmayan bir sözün Vali’nin sözü gibi gösterilmeye çalışılması maksatlı olduğu kadar sürecin bundan sonra da ne kadar zor geçeceğinin, iftira ve bilgi kirliliği yaşanacağının açık bir göstergesi. Yeni valiler kararnamesinin konuşulduğu şu günlerde bunun çözüm sürecini ve Vali Cerrah’ı doğrudan hedef aldığı ortada. Birilerinin başlattığı ‘hakkımı helal etmiyorum’ iftira kampanyasını sosyal medya aracılığı ile daha çok yayılmasını sağlayanlar acaba Vali’den bir helallik isteyecekler mi?
Selam, saygı ve muhabbetle…
Tüm toplum adeta ağız birliği yapmışçasına bu kelime ile yatıyor bu kelime ile kalkıyor. Hayatın her anında o kelime ile karşılaşıyoruz.
Televizyonda, radyoda, gazetede, çarşıda-pazarda, dolmuşta, berberde vs. her yerde o kelime karşımıza çıkıyor. ‘Süreç’
Tek başına kullanmadığımız bu kelime bazı kesimlerde ‘umut’ bazı kesimlerde ise ‘derin endişeler’ uyandırıyor. ‘Çözüm Süreci’, ‘İmralı Görüşmeleri’, ‘Barış Süreci’ ve ‘İhanet Süreci’ en çok öne çıkan adlandırmalar. Süreç kelime olarak Türk Dil Kurumu sözlüğünde ‘Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi’ olarak tanımlanmış.
Hükümetin ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ olarak başlattığı süreçte bazı adımlar atıldı. Ülkenin ‘kürt sorunu’ değil ‘terör sorunu’ olduğunu söyleyenler atılan adımları kardeşliği bütünleştirici değil aksine daha da ayrıştırıcı çalışmalar olarak değerlendirdi.
Şubat ayı başında yapılan valiler toplantısında Başbakan Erdoğan valilere süreç uyarısı yaparak “Milletimizle daha yakınlaşmalı ve iklimin değiştiğini hissettirmelisiniz. Devletin yumruğunu temsil eden vali profili bitmiştir. Çözüm sürecinde size çok iş düşüyor” mesajı vermişti. O toplantıdan üç hafta sonra Vali Celalettin Cerrah Osmaniye’deki şehit yakınları ve gazilerle bir araya gelerek sorunlarını dinleyip istek ve önerilerini aldı.
İlk kez bir Vali ile toplantı yapmanın şaşkınlığını yaşayan şehit yakınları ve gaziler sorunlarını ifade etmekte zorlansa da Vali’nin babacan tavrı onları rahatlattı. Kendilerine önem verilmediğini düşünen şehit yakınları ve gaziler söylemeseler de önemsenmek ve değerli olduklarını hissetmek istiyorlardı. Şehir içi ulaşımda dolmuşlara ücretsiz binmekte büyük sıkıntı yaşamalarına ise şaşırmamak elde değildi. Vali, emniyet ve jandarmaya hemen talimat vererek gereğinin yapılmasını istedi.
Vali Cerrah, her yıl ramazan ayında şehit yakınları ve gazilerle iftarda bir araya gelse de bunun yeterli olmadığı ortaya çıktı. Bundan sonra daha sık bir araya gelineceği mesajı ise önemliydi. Bir gazinin çözüm sürecine ilişkin eleştirisi ve beklentisi sanki hepsinin ortak düşüncesi gibi salonda büyük kabul gördü ve alkış aldı. Yaşanan süreçle ilgili gazinin ‘hakkımı helal etmiyorum’ tepkisinin toplantı öncesinde öngörüldüğünü düşünüyorum. Onlar bu vatan için bu millet için bu bayrak için gazi oldular, bir yakınlarını şehit verdiler. Acılarını millet olarak paylaş sakta acının en büyüğünü onlar yaşadı. Ne yapılırsa yapılsın onların kaybettikleri bir daha geri gelmeyecek. Bunun için onlara minnet ve şükran duymak hepimizin görevi. Süreci eleştiren gazinin akan kanın durması için bunlar yapılmalı ama bizler rencide edilmeden, incitilmeden yapılsın bunlar beklentisi son derece önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu.
Gazinin eleştiri ve isteğine Valinin cevabı oldukça anlamlıydı. Vali, devlet Pkk ile masaya oturmaz diyerek onların yüreğine su serptiği gibi süreçle ilgili de devletin bakışını dile getiriyordu. Ateş topunun elinde olduğunu çok iyi bilen Vali, süreçle ilgili yüreği en çok yananlarla yüz yüze gelmiş ve onları dinliyordu. Süreç ile ilgili ciddi tartışmaların yapıldığı bir dönemde, en çok şehit veren iller arasında yer alan Osmaniye’de bu toplantının yapılması birazda cesaret işi olsa gerek. Sürece ilişkin en ağır eleştirileri yapan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketinde, BDP’nin olaylı Karadeniz gezisinin yaşandığı bir dönemde, milliyetçi hassasiyetleri yüksek olan bir şehirde hem de basının önünde bu toplantıyı yapmak herkesin yapabileceği bir şey değil.
Toplantı bana göre amacına da ulaşmıştı. Ancak bir gün sonra bir internet sitesi, gazinin ‘hakkımı helal etmiyorum’ sözünü alarak Vali Cerrah söylemiş gibi gösterdi ve buda sosyal medyada geniş yankı buldu. Kurgulanan iftira toplumda büyük ses getirirken Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet hemen harekete geçti. Olay olan haber, kasıtlı olarak çarpıtılmış ve sadece bir iftiradan ibaretti. Bu sebepten olsa gerek Vali bir gün sonra Kadirli’de şehit yakınları ve gazilerle bir araya geleceği toplantıya katılmadı. Vali, ortaya çıkabilecek polemiklere ve tartışmalara fırsat vermemek ve belki de daha önemlisi süreçle ilgili yapılmak istenenlere zarar verilmemesi için doğru ve yerinde bir karar aldı.
Vali Cerrah’a ait olmayan bir sözün Vali’nin sözü gibi gösterilmeye çalışılması maksatlı olduğu kadar sürecin bundan sonra da ne kadar zor geçeceğinin, iftira ve bilgi kirliliği yaşanacağının açık bir göstergesi. Yeni valiler kararnamesinin konuşulduğu şu günlerde bunun çözüm sürecini ve Vali Cerrah’ı doğrudan hedef aldığı ortada. Birilerinin başlattığı ‘hakkımı helal etmiyorum’ iftira kampanyasını sosyal medya aracılığı ile daha çok yayılmasını sağlayanlar acaba Vali’den bir helallik isteyecekler mi?
Selam, saygı ve muhabbetle…