Değerli okurlarım. Evet hacc mevsimi geldi. Lakin bu yıl salgın hastalık (korona) vesilesi ile müminler hac farizasını yapamayacaklardır.
HACC bu sene sembolik olacak.
Hakikaten üzüldüm. Tabiki bu Allah cc bir takdiridir. Tüm dünya halkı küçücük bir virüsün karşısında acziyet içerisindeler.
Hal böyle iken ailece 2004’ yılına hacca müracaat etmiştik. Birinci yıl çıkmadı, ikinci yıl yani 2005 yılında ismimiz listedeydi ve büyük bir heyecanla HACC hazırlığımızı yapıyorduk. Çalıştığım kurumun odasının kapısı çalındı ve içeri yeğenim geldi. Buyur gel dedim. Kahvemizi içerken bana bir paket uzattı. Hayırdır medeni halinde değişiklik mi var davetiyemi getirdin dedim. Evet davatiye getirdim kutsal yolculuğa çıkıyorsun. Bu davetiye benim medeni halimin değişikliği değil senin asıl medeniyete vasıl olacağın yolculuğun davetiyesi olarak kabul et dedi. Paketi açtım içerisinde iki kitap vardı. Aldım kabul ettim ve hakikaten kitaptan çok istifade ettim.
Evet değerli okurlarım hac bu sene sembolik olarak yapılacak sınırlı hacı kabul edilecek. Hacca gidebileceklere kolaylıklar diliyorum, giremeyenlere de en kısa zamanda gitmelerini ve Allah cc’dan sabır-ı Cemil niyaz ediyorum.
Bu gün benim önemli gördüğüm ve hacca gitmeden önce okuduğum haccın hakiki manasını anlamaya çalıştığım Ali Şeriati’nin HACC kitabının özetini sizlerin istifadesine sunuyorum.
“Hac, temelde kişinin Allah'a doğru yükselmesidir. Âdem'in yaratılış felsefesinin sembolik bir gösterisidir. Biraz daha açıklayacak olursak hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterilmesidir, bir "yaratılış gösterisi", bir "tarih gösterisi", "birlik gösterisi", İslami düzen gösterisi" ve bir "ümmet gösterisi."
Bu gösteride şu unsurlar vardır: Allah, sahnenin yöneticisidir. Gösterilen tema, rol alan kişilerin hareketleridir. Âdem, İbrahim, Hacer ve Şeytan başlıca karakterlerdir. Sahneler Mescidü'l Harâm, haram bölge (mıntıka-i haram), Mes'a (Safa-Merve arası), Arafat, Meş'ar (Arafat'la Mina arasında hacıların gece kaldığı ve şeytan taşlamak için taş topladığı yer) ve Mina'dır. Önemli semboller, Kâbe, Safa, Merve, gündüz, gece, güneş ışığı, güneşin batışı ve kurbandır. Kostüm ve makyaj, ihram, halk ve taksirdir.
Son olarak da bu gösterideki rollerin tek oyuncusu bir kişidir; yani sen!
Erkek ve kadın, genç ve yaşlı, siyah veya beyaz, ne olursan ol gösterinin en önemli özelliğisin. Allah'la Şeytan arasındaki karşılaşmada Âdem, İbrahim ve Hacer'in rolü senin tarafından oynanır.
Her yıl dünyanın her tarafından gelen Müslümanlar bu büyük "gösteri"de yer almaya teşvik edilir. Herkes eşit kabul edilir. Hiçbir ırk, cinsiyet ve sosyal statü ayrımı yapılmaz.
Mikat: Kefene Girilen Nokta
Gösteri Mikat'ta başlar. Bu noktada aktör (insan) elbiselerini değiştirmelidir. Niçin? Çünkü kişinin elbisesi, kendisi kadar karakterini de örter. Bir başka deyimle, kişi elbise giymez fakat gerçekte elbiseler onu gizler.
Elbiseler, model, tercih, mevki ve farklılığı sembolize eder. İnsanlar arasında "ayrılığa" neden olan suni sınırlar çizer. Pek çok durumda insanlar arasındaki ayrışma, "ayrıcalığı" doğurur. Daha açık bir deyimle "biz" değil, "ben" kavramı ortaya çıkar. "Ben", ırkımı, kabilemi, sınıfımı, grubumu, mevkiimi, ailemi, değerlerimi anlatmada kullanılır, bir insan olarak "beni" değil.
Şimdi elbiseni çıkar. Onları Mikat'ta bırak. Düz, beyaz kumaştan yapılmış kefeni giy. Herkes gibi giyineceksin. "Aynılık" ortaya çıksın. Bir, parçacık halinde kalabalığa katıl, bir damla olarak okyanusa dal.
Sahne, hüküm günü gibidir. Bir ufuktan diğerine bir "beyazlar seli" akar. Herkes kefen giymektedir. Cesetler Mikat'ta bırakılmış ve ruhlar buraya gelmiştir. Ne isimler, ne ırklar, ne de sosyal mevkiler bu büyük birleşimde bir farklılık meydana getirmez. Eşsiz bir birlik havası hâkimdir. Allah'ın birliğini ilan eden bir insan gösterisidir bu.
İbrahim'in sahnesi Mina'dasın şu anda; İbrahim gibi davranmak üzeresin. O, oğlu İsmail'i kurban etmek için getirmişti. Senin İsmail'in kim veya ne? Mevkiin mi? Şerefin mi? Mesleğin mi? Paran mı? Evin mi? Çiftliğin mi? Araban mı? Aşkın mı? Bilgin mi? Sosyal sınıfın mı? Sanatın mı? Elbisen mi? Hayatın mı? Gençliğin mi? Güzelliğin mi? Hangisi...
Lebbeyk: Sömürü ve Despotizmden Allah'a Yükselme
Allah'a koş! İhramlıyken, "lebbeyk" de. Allah seni çağırıyor. Artık O'na cevap verme ve tamamen itaat etme zamanıdır: "Lebbeyk [buyur] Allah'ım lebbeyk; hamd ve nimet senin için, mülk de senin için. Senin ortağın yok, lebbeyk!"
Dünyanın sömürücü, dolandırıcı ve despotik süper güçlerini reddeden insanlar bağırıyorlar: "Lebbeyk, Allahumme lebbeyk!" Düşün ey insan; manyetik bir alanda bir demir parçacığı gibisin! Mirac'a giden yolun üzerinde göğe doğru uçan milyonlarca beyaz kuşun arasında sanki...
Hacc: Kâbe'ye Değil, Allah'a Doğru Hareket!
Sonsuzluğa doğru varmaya karar verdikten sonra hacca başlarsın. Hacc, Kâbe'ye doğru değil, Allah'a doğru sonsuz bir harekettir. Kâbe artık hiçbir şeyin yapılamadığı son değil, başlangıçtır.
Mekke'ye gelmeden önce kendi ülkende sürgün hayatı yaşayan bir yabancıydın. Ama şimdi, Allah'ın ailesine katılmaya çağrıldın. İnsanlık, dünyanın en kıymetli ailesi bu eve çağrılır. Bir fert olarak eğer kendini düşünüyorsan, kimsesiz, evsiz ve barınaksız bir yabancı olduğunu hissedeceksin. Bu nedenle, benliğinden gelen eğilimleri at; işte o zaman Ev'e girip aileye katılmaya hazırsın demektir.
Tavaf: Tevhid Fikrinin Kristalize Hareketi
Bu [tavaf], tüm dünyanın bir benzeridir. Bir parçacığın (insanın) yönlendirilişini içine alan tevhid fikri üzerine kurulmuş düzenin bir örneğidir. Allah varlığın ortasındadır; bu bir günlük geçici dünyanın odak noktasındadır. Fakat sen olduğundan olman gerekene doğru durum değiştiren hareketli bir parçacıksın. Eğer hâlâ kendinleysen, tavaf eden insan çemberinin gerçek bir parçası değilsin. Irmağın içinde değil, kenarında duran bir misafir gibi oluyorsun. Ama kendilerinden kopanlar canlıdırlar ve toplumca hareket etmektedirler.
Senin İsmail'in kim veya ne?
İbrahim'in sahnesi Mina'dasın şu anda; İbrahim gibi davranmak üzeresin. O, oğlu İsmail'i kurban etmek için getirmişti. Senin İsmail'in kim veya ne? Mevkiin mi? Şerefin mi? Mesleğin mi? Paran mı? Evin mi? Çiftliğin mi? Araban mı? Aşkın mı? Bilgin mi? Sosyal sınıfın mı? Sanatın mı? Elbisen mi? Hayatın mı? Gençliğin mi? Güzelliğin mi? Hangisi... Ben bilemem. Fakat sen kendini bilirsin. Kim ve ne olursa olsun, beraberinde buraya kurban etmek için getirmelisin.
Sana hangisini olduğunu söyleyemem, ama yardımcı olmak için bazı ipuçları verebilirim; inancını ne zayıflatıyorsa, sorumluluk kabul etmekten ne geri çeviriyorsa, çağrıyı duymana ne ve gerçeği itiraf etmene ne engel oluyorsa, "kaçma"ya ne zorluyorsa, rahatın için bahaneler bulmana ne yol açıyorsa, seni kör ve sağır ediyorsa... işte odur kurban edeceğin!
Hacdan Sonra: Makam-ı İbrahim'desin Artık
Şimdi Makam-ı İbrahim'de duruyorsun ve O'nun rolünü oynayacaksın; O'nun gibi yaşayacak ve inancının Kâbe'sinin mimarı olacaksın. İnsanları içinde yaşadıkları bataklıktan kurtar. Ayağa kalkmalarına yardım et ve onlara yön ver. Onları hacca çağır, tavaf etmeye çağır. İbrahim'in niteliklerini kazanmak için tavaf etmeye çağır. İbrahim'in niteliklerini kazanmak için, tavafa katılıp bencilliğini bırakarak temizlendikten sonra yolunu izlemek için Allah'a söz verdin. Allah şahidindir.
Ülkeni güvenlik ülkesi yap, çünkü emin bölgedesin (Mıntıka-i Haram).
Zamanını saygıdeğer bir zamana (Zaman-ı Haram) çevir, her zaman ihramlıymışsın gibi.
Yeryüzünü kutsal mescid (Mescid-i Haram) yap, çünkü kutsal mesciddesin.
Çünkü, yeryüzü Allah'ın mescididir.