Ey benim içimdeki ben. Evvelimiz ve ahirimiz hayat bizimdir diyorsun. Dünyaya çıplak geliyorsun... Ruhlar aleminden çıktık yola, Rahmanın emri ile Rahimde verdik mola, geldik bu rüya alemi gibi kısa fani dünyaya ve hep birlikte giderek toplanacağız mahşerdeki o ebedi alanda.
Makam-mevki, mal-mülk, çoluk-çocuk, eş, arkadaş, dost sahibi oluyorsun. Gençlik, güzellik, dinçlik, azim, güç- kuvvet veriliyor. Akıl-zeka, irade sahibi oluyorsun. Sonra birer birer bu nimetler elinden alınıyor. Yaşlanıyorsun; gençliğin,
güzelliğin, gücün, kuvvetin gidiyor elden. Azmin, iraden aklın, zekan da
yavaş yavaş tükeniyor. En sonunda ölüm geliyor. Her şeye "elvada "diyorsun. Bütün bu nimetler sana emanet. Olarak verilmişti. Emaneti Gerçek sahibine teslim
ediyorsun. Tekrar çıplak olarak geri
dönüyorsun Rabbine. Yalnız bir kefen alırsın o da kabirde çürür. Mahşerde çıplak olarak diriltilirsin.
Şimdi düşün yarın için hazırlığın nedir?
Evet ya neticede değerli okurlarım, biz insan oğlu çok fakiriz, Bizim elimizde ebeden sahip olduğumuz hiç bir şeyimiz yok. Hal böyle olunca biraz düşünelim lütfen, hani tefekkür hali derler ya; Allah aşkına neyimiz var neye güveniyoruz. Bakarmısınız her şeyimiz emanet. Kıyamadığımızı tenimiz, her gün taradığımız saçımız, kıyafetimiz, uzun vadeli planlarımız, hayallerimiz. Evimiz, arabamız, bağımız, bahçemiz.
Bize her verilen emanet ve geri alınacak, dünyaya çıplak geldik ve çıplak gideceğiz. Nasip olursa bizi bir kefene saracaklar amma ve lakin oda bedenimiz gibi mezarda kalacak. Bunca plan proğram hayaller veyahutta kavgalar bir kefen için mi değmiyor değmez.
Allah hepimizi yarın için hazırlananlardan eylesin. Ebedi olan bedenimizde emanet olarak bize bir mücevher gibi nezih, naif gönül bahçemizin menbaı ruhumuz ile hem hal olmaktır. Fani kalan dünyada hoş sada, baki alemde ruhumuz ile sahibinin emri ilahisine layık yaşatmaktır. Asıl olan ise Rabbımızın insanlık makamına layık gördüğü kulluk makamında yaptığımız amellerimiz, yani eylemlerimiz, yani muamelattır.