Ramazan ayı içerisindeyiz ve ikinci on günlük dilimi yaşıyoruz. Yani Ramazan ayının ortasını idrak ediyoruz.
Ramazan, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtulma ayıdır.
Arapça'da afv kökü¸ "rüzgârın eşyaları ve binaları yok etmesi¸ silip süpürmesi¸ kökünü kazıması" anlamına gelir. Terim olarak af¸ "kötülük ve haksızlık edeni¸ suç veya günah işleyeni bağışlama¸ cezalandırmaktan vazgeçme" anlamınadır. Affetmek¸ her insanın yapması gereken en iyi iş¸ kötülüğe kötülükle karşılık vermenin aksine; yanlışı¸ hata sahibini hoş görmek ve bağışlamaktır. Tabii ki bu¸ kötülüğe rıza göstermek değildir. Affetmek¸ yanlış yapanı şımartmamalı¸ yanlışını sürdürme yahut tekrar etmesine yol açmamalıdır.
Affetmenin olabilmesi için¸ ortada bir suç¸ günah ve hatanın olması gerekir. Unutma temel özelliğine sahip olan insan¸ hata edebilir¸ yanlış yapabilir¸ günah işleyebilir. Allah cc donanımlı bir şekilde yarattığı insanı¸ hata ve günahları içerisinde bırakmamış¸ tevbe ettiği takdirde onu hep affetmiştir. Zaten Yüce Allah¸ çokça affedip bağışlayan¸ yarlıgayan isimlerin sahibidir; Afüvv¸ Gâfir¸ Gafûr¸ Gaffar¸ Settâr¸ Tevvâb gibi. Yüce Allah¸ işlenen günahın ne olduğuna bakmadan affedebilir. Yeter ki sahibi ondan pişmanlık duysun¸ vazgeçsin¸ bir daha işlemesin ve Yüce Allah'tan affını dilesin.
"Biliniz ki Allah'ın cezalandırması çetindir ve yine Allah'ın bağışlaması ve esirgemesi sınırsızdır." Maide suresi 98
Affetmek¸ günahtan dolayı cezalandırmaktan vazgeçmektir. Mağfiret ise¸ günahın örtülüp¸ kişinin tevbe etmesinden dolayı sevapla mükâfatlandırılmasıdır. Bu yüzden mağfiret¸ Allah hakkında daha çok kullanılır. Affetmek¸ azabı düşürmektir; mağfiret ise günahı örtüp rezil rüsvay olmaktan sahibini korumaktır. Affetmek¸ cismânî cezayı düşürmektir¸ mağfiret rûhânî cezayı düşürmektir. Afv¸ "örtmek" anlamına gelen "setretmek"ten daha kapsamlıdır.
Yüce Allah'ın¸ cezalandırma gücü var iken kullarını affetmesi¸ onlara merhametinin¸ onları sevdiğinin¸ onlara kıyamadığının bir göstergesidir. Affetmek büyüklüktür. Aynı zamanda bu¸ yanlış yapanlar hatalarından vazgeçirip doğruların adamı olmaya teşviktir. Aksi takdirde her hata yapan cezalandırılmış olsaydı¸ hatasız insan olmayacağına göre¸ yeryüzünde insan kalmazdı.
Diğer bir deyişle affedici olmak¸ Yüce Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmanın bir tezahürüdür. Affetmek¸ Yüce Allah'ın affına mazhar olmanın da bir vesilesidir. O'nun peygamberleri de öyleydi. O'nun son peygamberi Efendimiz aleyhisselam¸ Mekke'de kendisine ve ashabına olmadık işkence ve eziyetleri edenleri affetmiştir.
"İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya¸ yoksullara¸ Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır¸ çok merhametlidir."Nur Süresi 22
Affetmek¸ her insanın yapması gereken en iyi iş¸ kötülüğe kötülükle karşılık vermenin aksine; yanlışı¸ hata sahibini hoş görmek ve bağışlamaktır. Tabii ki bu¸ kötülüğe rıza göstermek değildir. Affetmek¸ yanlış yapanı şımartmamalı¸ yanlışını sürdürme yahut tekrar etmesine yol açmamalıdır.
Hatasız insan olmaz. Hatasız dost arayan dostsuz kalır. Affetmek büyüklüktür¸ büyük bir erdemdir. Affetmek¸ hata yapanlara yeni bir fırsat vermektir. Onların hatalarını anlayıp¸ ondan vazgeçmeleri¸ tekrar aynı hatayı yapmamaları için tanınmış bir fırsattır.
“Hatasız Kul Olmaz Hatamla Sev Beni.”