2007 yılında kurulan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi kısa zamanda büyük gelişim gösterdi.
Hızlı bir fiziki yapılanmanın yaşandığı OKÜ’de akademik ve idari kadro oluşumu ise aynı hızla devam ediyor.
OKÜ’nün bugününü değerlendirirken dönüp 2007 yılı öncesine de bakmak gerekiyor.
Osmaniye’nin gelişimi için şehre üniversite kurulması gerektiği her kesim ortak düşüncesiydi.
Toplumda üniversitenin öğrenci sayısına göre şehre sağlayacağı ekonomik katkı konuşuluyordu.
Bir tek fakültesi bile olmayan koca şehir sadece bir meslek yüksek okuluna sahipti.
Durum böyleyken neden üniversite olamıyoruz diye konuşup durduk yıllardır.
Her ile üniversite kurulmasının ardından bir anda hazırlıksız yakalandık.
Kuruluş aşamasında Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, görevlendirme ile OKÜ rektörü oldu.
Osmaniyeli olan Akınoğlu büyük beklentiler olmasına rağmen amfiye adını vermekten öteye bir varlık gösteremedi.
2008 yılında Prof. Dr. Orhan Büyükalaca’nın OKÜ’ye rektör olarak atanmasının ardından üniversitede hızlı bir gelişim süreci başladı.
Osmaniye’nin geleceği ve bölgenin şekillenmesine göre üniversitenin de yapılanması gerektiğine inanan rektör işe stratejik plan hazırlayarak başladı.
Hayaller peşinde koşmayan rektör yıl yıl gerçekleşebilir büyüme hedefleri koydu.
Doğru planlama ve yapılanma süreci kısa zamanda sonuç verdi ve üniversiteye peş peşe fakülteler kuruldu.
Üniversitenin sağlıklı büyümesinin şehirle bütünleşmeden geçtiğine inanan Büyükalaca, üniversitenin kapılarını şehre açık tuttu.
OKÜ’de yükselen binaları, laboratuarları ve yapılan spor tesislerini gördükçe geleceğe daha güvenle bakıyorum.
Akademik kimliğinin yanı sıra mütevazı yapısı, çalışkanlığı ve üretkenliği ile Orhan Hoca’nın OKÜ ve Osmaniye için büyük şans olduğunu düşünüyorum.
Yeni kurulan bir üniversite olmamıza rağmen artık büyük üniversitelerin sahip olduğu imkânlara sahip olan bir üniversitemiz var.
Bundan da mutlu olmak ve gurur duymak gerekmez mi?
OKÜ’nün 2012-2013 akademik yıl açılışına katılan YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Buzpınar’ın rektörümüz için kullandığı ifadeleri duyunca yüreğim kabardı.
Hemşehrimiz olan Buzpınar, YÖK’ün yeni rektör ataması sürecinde devlet kurumlarından gelen raporlarda yeni kurulan üniversiteler içinde en başarılı rektörün Orhan Büyükalaca olduğunu açıkladı.
Bu bilgiyi bizler gibi rektörümüzde ilk kez orada duydu.
Bu kolay bir şey değil.
Bu kendiliğinden olacak bir şeyde değil.
Osmaniye olarak üniversitenin gelişim sürecinde ne kadar katkımız oldu. B
aşka illerde işadamları ve sivil toplum kuruluşları tarafından yaptırılan binalar üniversiteye devredilirken biz bir arpa boyu bile yol alamadık.
Sadece Ensar Vakfı’nın öncülüğünde başlayan İlahiyat Fakültesi binası kazandırılması çalışması var.
Öğrenciler için hangi sosyal alanları, dinlenme ve eğlence mekânlarını hazırladık.
OKÜ yönetimi ildeki her kurum ve kuruluşla işbirliği yapmaya can atıyor.
Bazı STK’larla yapılan ortak çalışmaların güzel sonuçları ortaya çıktı.
Geçtiğimiz hafta 5. Korkut Ata Kültür ve Spor Şenlikleri dolayısıyla 3 gün boyunca üniversitedeydim.
Radyo 80’in şenlik alanındaki canlı yayınlarından dolayı çok sayıda öğrenci ve vatandaşla görüşme fırsatım oldu.
Onların duygu ve düşüncelerine köşemde yer vereceğim.
Selam, saygı ve muhabbetle…
Hızlı bir fiziki yapılanmanın yaşandığı OKÜ’de akademik ve idari kadro oluşumu ise aynı hızla devam ediyor.
OKÜ’nün bugününü değerlendirirken dönüp 2007 yılı öncesine de bakmak gerekiyor.
Osmaniye’nin gelişimi için şehre üniversite kurulması gerektiği her kesim ortak düşüncesiydi.
Toplumda üniversitenin öğrenci sayısına göre şehre sağlayacağı ekonomik katkı konuşuluyordu.
Bir tek fakültesi bile olmayan koca şehir sadece bir meslek yüksek okuluna sahipti.
Durum böyleyken neden üniversite olamıyoruz diye konuşup durduk yıllardır.
Her ile üniversite kurulmasının ardından bir anda hazırlıksız yakalandık.
Kuruluş aşamasında Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, görevlendirme ile OKÜ rektörü oldu.
Osmaniyeli olan Akınoğlu büyük beklentiler olmasına rağmen amfiye adını vermekten öteye bir varlık gösteremedi.
2008 yılında Prof. Dr. Orhan Büyükalaca’nın OKÜ’ye rektör olarak atanmasının ardından üniversitede hızlı bir gelişim süreci başladı.
Osmaniye’nin geleceği ve bölgenin şekillenmesine göre üniversitenin de yapılanması gerektiğine inanan rektör işe stratejik plan hazırlayarak başladı.
Hayaller peşinde koşmayan rektör yıl yıl gerçekleşebilir büyüme hedefleri koydu.
Doğru planlama ve yapılanma süreci kısa zamanda sonuç verdi ve üniversiteye peş peşe fakülteler kuruldu.
Üniversitenin sağlıklı büyümesinin şehirle bütünleşmeden geçtiğine inanan Büyükalaca, üniversitenin kapılarını şehre açık tuttu.
OKÜ’de yükselen binaları, laboratuarları ve yapılan spor tesislerini gördükçe geleceğe daha güvenle bakıyorum.
Akademik kimliğinin yanı sıra mütevazı yapısı, çalışkanlığı ve üretkenliği ile Orhan Hoca’nın OKÜ ve Osmaniye için büyük şans olduğunu düşünüyorum.
Yeni kurulan bir üniversite olmamıza rağmen artık büyük üniversitelerin sahip olduğu imkânlara sahip olan bir üniversitemiz var.
Bundan da mutlu olmak ve gurur duymak gerekmez mi?
OKÜ’nün 2012-2013 akademik yıl açılışına katılan YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Buzpınar’ın rektörümüz için kullandığı ifadeleri duyunca yüreğim kabardı.
Hemşehrimiz olan Buzpınar, YÖK’ün yeni rektör ataması sürecinde devlet kurumlarından gelen raporlarda yeni kurulan üniversiteler içinde en başarılı rektörün Orhan Büyükalaca olduğunu açıkladı.
Bu bilgiyi bizler gibi rektörümüzde ilk kez orada duydu.
Bu kolay bir şey değil.
Bu kendiliğinden olacak bir şeyde değil.
Osmaniye olarak üniversitenin gelişim sürecinde ne kadar katkımız oldu. B
aşka illerde işadamları ve sivil toplum kuruluşları tarafından yaptırılan binalar üniversiteye devredilirken biz bir arpa boyu bile yol alamadık.
Sadece Ensar Vakfı’nın öncülüğünde başlayan İlahiyat Fakültesi binası kazandırılması çalışması var.
Öğrenciler için hangi sosyal alanları, dinlenme ve eğlence mekânlarını hazırladık.
OKÜ yönetimi ildeki her kurum ve kuruluşla işbirliği yapmaya can atıyor.
Bazı STK’larla yapılan ortak çalışmaların güzel sonuçları ortaya çıktı.
Geçtiğimiz hafta 5. Korkut Ata Kültür ve Spor Şenlikleri dolayısıyla 3 gün boyunca üniversitedeydim.
Radyo 80’in şenlik alanındaki canlı yayınlarından dolayı çok sayıda öğrenci ve vatandaşla görüşme fırsatım oldu.
Onların duygu ve düşüncelerine köşemde yer vereceğim.
Selam, saygı ve muhabbetle…