Değerli okurlarım yazıma başlamadan önce Ayasofya Cami için tarihi karar verildi ve ibadete açıldı. Ayasofya camisi ile ben ve diğer yazar arkadaşlarda çok yazdık çizdik Fatih Sultan Mehmet’ten bahsettik. Yapılan araştırmalarda ise halkımızın % 90’ı ibadete açılsın vakfa dönüştürülsün diye düşünüyordu. Karar verildi hak hakikati ile buluştu. Hayırlı olsun.
Biz üniversite yollarımızda “Fatih’in İstanbul’u Fethettiği Yaştasın” marşını dinliyorduk. Fatih’in kim olduğunu, ne yaptığını nasıl bir eğitim aldığını merak ediyor başarısının sırrının altındaki ilhamı ve onu örnek almaya çalışıyorduk.
Büyük insan Fatih, İtalya ve İtalyan kültürünü tanıyan nadir bir doğu hükümdarıydı ve kendi anadili olan Türkçe dışında Arapça, Farsça, İbranice, Keldanice, Slavca, İtalyanca, Yunanca ve Latince biliyordu.
Fatih ateşli silahlara karşı yoğun ilgi göstermiş, tarihteki ilk havan topu olduğu bilinen çizimlerini bizzat kendisi yapmıştır. Divan edebiyatında Fatih Sultan Mehmet, Avni mahlasıyla şiirler yazmıştır. Yine padişah, huzurunda felsefi tartışmalar yaptırıyordu. Çok yönlü yetişen Fatih hayallerinin peşine düşmüş bilgi ve azimli gayreti ile İstanbul’u fethedebilmiş çağ açmış çağ kapatmıştır. Eğitime tekniğe, bilgiye ve beceriye çok değer veren büyük Üstad Fatih bilim insanlarını mimarları mühendisleri katma değer sağlayan kişileri saraya davet etmiştir.
Şimdi ise eğitim ve öğretimde fikirde çok güzel planlar kuruluyor lakin fiiliyata bir türlü geçilemiyor. Örneğin bilgi ve yetenek ilkokul ortaokul derken köreliyor yeteceğe göre müfredat yapılamadığı için çocukların fıtratına yüklenen meziyetler maalesef körelip heba oluyor. Geçenlerde ÖSYM seçme sınavına benim oğlumda girdi. Sayısal/sözel/eşit ağırlık bölümlerinden girdiler. Özellikle meslek liseliler ile diğerleri aynı kulvarda yarıştılar. Hemşirelik ile makine bölümü, bilgisayar ile İmamhatip bölümü öğrenciler aynı soru ile muhatap oldu. 4+4+4 ile meslekler ile ilgili olarak zanaatkarlık ve sanatkarlık çırak, kalfa, ustalığın önü tıkandı. Kuyumcular tamirciler berberler mobilyacılar elaman eksikliğinden sanatlarını icra edemez oldu.
Nasılmı; aşağıdaki örmekte de görüleceği üzere yeteneğin heba oluşu, balığı kavağa çıkarmaya zorlandığının kanıtıdır diye düşünüyorum. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşa gelecek gençlerin yeteneği önemlidir, lütfen gölge olmayınız.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bayan müfettiş, bir okulu teftiş etmek için görevlendirilir:
Müfettiş okula gitmek için yola koyulur ancak yolda arabası hararet yapar ve aracı çalışmaz. Oradan geçen bir çocuk araca doğru yanaşarak yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorar.
Müfettiş: Araçlardan anlar mısın?
Çocuk: Babam tamircidir bende bazen ona yardım ederim.
Arabanın motoruna bir bakış attıktan sonra, alet-edevat çantasını ister. Çocuk bir kaç dakika uğraştıktan sonra, müfettişten aracı çalıştırmasını rica eder. Bu arada müfettiş bütün bu olanları dehşet içerisinde izliyordu. Araç tekrardan hareket etmeye başladı! Çocuğa teşekkür etti ve bu saatte neden okulda olmadığını sordu.
Çocuk: Bugün okulumuza müfettiş gelecekmiş ve öğretmenin dediğine göre benim sınıfın en tembel öğrencisi olmamdan dolayı evde kalmam gerekiyormuş.
Yetenekler böyle bitirilir. Zeka ve üreticilik sadece dersi anlamak ile alakalı bir şey değildir. Her şahsı, yeteneklerini ortaya çıkarabilmek için uygun ortama koymak gerekir. Aptallık diye birşey yoktur, sadece farklı yollar vardır...
Lütfen okullarda her çocuk ilgi alanı ve yeteneğine göre değerlendirilip ona göre eğitilsin. Bütün öğrencilere standart dersler verilmesin. Okulların duvarında ise şöyle yazalım.
“Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz” g