Reklamı Geç
Osmaniye
DOLAR8.4105
EURO9.9947
ALTIN489.99
Mustafa BARDAK

Mustafa BARDAK

Mail: [email protected]

Bilimsel ya da dinsel anlamda

Zihinsel anlamda aklını kullanabilenler, yani bu alanda engeli olan insanların; görüş ve düşünceleri ile yaşadıkları bilinmektedir.

Bilimsel alandaki verilerin kanıtlanmış olması ile hayata geçirilen olaylar ile dinsel inançlarla hareket edilen yaşantılar arasında bazı farklılıklar olabilir.

Aklın ve mantığın gördüğü şekilde hareket etme eylemine göre, İslam dininin de “mantık dini” olduğu söylendiğine göre, Müslümanların aklı ile mantığını kullanarak yaşamaları önem taşıyor.

Bilimsel anlamdaki veriler, inceleme ve araştırmalara göre gerekli bulgulara inanmak mı, yoksa inançlar üzerindeki  bazı batıl görüşlere göre yaşamanın mı önemli olduğu yönünde farklılıklar olabiliyor.

Aklın ve mantığın gösterdiğine inanmayanlar, bilimsel verileri de yok sayabiliyorlar.

Son günlerde denizlerde görülen “Deniz salyası” olayı ile ilgili araştırma ve incelemeler yapılıyor. İnsanların çoğunluğu denize girmekten çekinirken, denizlerde temizlik çalışmaları yapılırken, Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın “Deniz salyasının zararlı” olmadığı yönündeki açıklaması, insanların kafalarını karıştırmaya başladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın söylediği, bilimsel anlamda doğru olabilir miydi!?

Hadi diyelim, Koskoca Bakan yalan söylemiyor!.. Deniz üzerinde  oluşan kirlilik yani salyalar insanların gördükleri karşısında ne gibi duyguları beraberinde getirecektir!?

Bir kere o kirli görüntüye bakıldığında insanın midesi bulanır, denize girmekten var geçer. İnanç gereği bakıldığında ise kirli su da aptest bile alınmayacağına göre, deniz salyasının bulunduğu  yeri zararsız görme anlayışını anlamakta zorlanıyorum.

Bazı kişilerin “Deve sidiği içtiği” bunun da bazı hastalıklara iyi geldiği iddialarını anımsıyorum. Denizdeki bu kirlilikle ilgili olarak, “zararsız” gibi sözler kullanan anlayış ile biraz önce verdiğimiz örnek arasındaki farkı düşünüyorum.

Siyasetteki yaşananlara bakmam gerekirse, Muhalefet partilerinin “erken seçim” ısrarında bulunmaları ile iktidar partisi arasındaki atışmaların halkın kafasını karıştırmaktan başka işe yaramadığını görüyorum.

Muhalefet erken seçimde ısrarlı, diyelim seçim yapıldı ve ardından tek başına hükümet kurulamadığında ne olacak? Ortaklık Hükümeti kurulduğunu düşünelim. Bunların elinde sihirli bir deynek mi var ki; 19 yıldır yaşanan onlarca olumsuzluklar kısa süre de çözümlenecek?

Daha önce biri Hükümette Başbakan yardımcılığı görevi olmak üzere, birisi de Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde iki ayrı defa “Erken seçim” ısrarlarında bulunan MHP Genel Başkanı Bahçeli,  bugünlerde iktidar partililerden daha çok iktidarın devamından yana konuşmalar yapıyor.

Daha önceki yazılarımda gündeme getirdiğim gibi, erken seçim yapılmasına karşıyım; çünkü muhalefet partilerinin bugün içinde yaşanılan “enkazı kaldırabilecek” projelerini göremiyorum.

Demem o ki, gemiye su aldıran kaptan ile tayfaları batmaktan kurtarsınlar; çünkü halk görevi onlara vermiştir. Bu arada gemi  su almaya devam edip batarsa; sadece kaptan, tayfaları ve yolcularının batmakla kalmayacağını; o geminin isminin bile derin sulara gömülüp silineceğini aklı ve mantığını kullanan insanlar anlamalıdır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar