19 Eylül 2026, Cumartesi
DOLAR 42.2631
EURO 49.0719
ALTIN 5726.6
Hasan  Kazgı

Hasan Kazgı

Mail: [email protected]

Beyler Hanımları Hor Değil Hoşgörelim.

   Değerli okurlarım insanlık tarihi ile başlayan (Hz Adem ve Hz Havva) aile hayatında insanın fıtratı gereği hoşgörü, samimiyet, sevgi ve muhabbet olduğu gibi nefsani arzular ve şahsi ihtiras gibi sebeplerden dolayı anlaşmazlıklar çıkmaktadır. Bazı zaman kırıcı ve üzücü söz ve fiiller olagelmektedir. Bu gibi durumlarda saman alevi gibi olmamak durup düşünmek, susmak, bazı zamanda bir gözünü yumarak her şeyi görmemek ve aynı zamanda da bir kuşağı kapatarak her sözüde duymamak gerektiriyor. Bu yuvayı kuran iki kişiden birisi olan kadın içinde erkek içinde geçerlidir.

Dün sizlerle takdire şayan yaşanmış bir hikayede  yaptığı samimi davranışıyla takdire şayan hanımefendiden bahsetmiştim şimdide ailedeki münakaşa vesilesi ile çıkan olumsuz tartışmaya evin erkeğinin şikayeti üzerine harikulade yorum getiren adaletli yönetici (insan) dendiğinde ilk akla gelen Hz. Ömer kıssasını sizinle paylamak istiyorum.

Her evde olduğu gibi zamanın bahrinde  aile içinde zaman zaman tartışmalar oluyor, evin beyefendisi bundan ciddi şekilde de huzursuzluk duyuyordu. Gerçi kendisi bu tartışma­larda sessiz kalmıyor, her serzenişe bir cevap yetiştiriyordu. Ama yine de tatmin olmuyor, büyük bir haksızlığa uğradığını düşünüyordu. Hatta bunun, halife Hazreti Ömer'e şikâyeti gerektirecek bir durum olduğuna da inanıyordu.
 
Yine bir gün aynı şekilde bir tartışmaya girince aklına koyduğunu hemen tatbik etmek isteyerek doğruca halifenin evinin yolunu tuttu. Maksadı belliydi. Hanımın bu huysuz­luğunu bir bir anlatacak, böylece halifeden gelen ceza tavsi­yesini hem de olanca şiddetiyle evde uygulayacaktı.
 
İşte bunun için gelmişti halifenin kapışma kadar. Ancak o sırada garip şeyler oldu. Evden sesler geliyordu. Kulağını ister istemez kabartınca durumu anlamakta gecikmedi. Ha­lifenin hanımı da tıpkı kendi hanımı gibi sözler söylüyor, ha­lifeye sitemler yağdırıyordu. Herkesin titrediği koskoca hali­fe Hazret-i Ömer ise bunları sessizce dinliyor, yer yer cevap­lar veriyor; ama asla kızmıyor, kızma gereği de duymuyordu.
 
Durumu anlayınca vazgeçti kendi hanımını şikâyetten. Tam geriye dönmek üzere iken, açılan kapıdan halifenin se­si duyuldu:
 
-Ey Allah'ın kulu, nereye gidiyorsun, ben burada­yım, gel meselen ne ise sor.
 
-Şey., dedi. Şeyi söyleyecektim de.
 
-Neyi söyleyeceksen söyle, çekinme.

İster istemez açmak zorunda kaldı meselesini:
 
-Ben hanımımı şikâyete gelmiştim, gördüm ki senin hanımın da tıpkı benimki gibi sözler söylüyor, sitemler yağdırıyor. Sen ses çıkarmıyor, geçiştiriyorsun. Bunun için ben de vazgeçtim şikâyetten. Geri dönüyorum.
 
Burada hanımın hakkını açıklama gereği duyan halife, şöyle izah etti durumu:
-Bak, dedi bu hanımın bana olan iyilikleri, hizmetle­ri, sabır ve tahammülleri öylesine çok ki, bazen yaratılış­tan gelen bu hissîliklerine karşılık verip de kızmak gel­ miyor içimden.
 
Bundan sonrasını da şöyle sıraladı, Hazret-i Ömer:
-Benim evimi o bekliyor, o temizliyor, yemeğimi o hazırlıyor, çamaşırımı o yıkıyor, çoluk çocuğuma o bakı­yor. Daha sayamayacağım nice hizmetleri ve iyilikleri bı­rakmıyor ki onun yaratılıştan gelen hissîliklerine kızıp da kırıcı şekilde karşılık vereyim, kusuruna bakayım, yu­vamın huzurunu bozayım!
 
Dikkatle dinlediği bu açıklamalar şimşekler gibi çaktı beyninde. Düşünmeye başladı. Şimdi geriye iyice dönmüş, söylenerek gidiyordu evine. Kendi kendine diyordu ki:
-Ben Hazret-i Ömer'den daha büyük biri olamam. O hanımına öyle davranıyor, bana ne olmuş ki, ben alını­yor, ille de karşılık verip bir geçimsizlik sebebi olarak gö­rüyorum, yuvamın huzurunu bozuyorum? O nasıl anlayış gösteriyorsa benim de benzeri şekilde anlayış gösterip sabretmem gerek.
 
Daha da derinleştirmeye başladı düşüncesini:
 
-Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni.
Karar verdi kendi kendine:
-Ey şeytan! Bundan sonra boşuna vesvese verme ba­na, uymayacağım çünkü sana. Benim şaşmaz örneğim Allah'ın Rasûlünün (sav) halifesi Hazret-i Ömer olacaktır.

Ben, ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir miyim? Ne haber  muhterem beyefendiler? Umarım sizde ondan daha hiddetli ve şiddetli değilsinizdir?

Hal dili ile hakikati yaşayan hanımlara saygı sevgi ve hürmetlerimle.

aaaaa
Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar