Recep Şaban Ramazan derken bu manevi iklimi tüm deruni hislerimiz ile yaşıyoruz. Bu gün orucun ikisincisini tuttuk Allah kabul buyursun. Değerli okuyucularım aile büyükleri, ebeveynler bu gün sizler için bölgemiz evliyalarından büyük insanın tavsiyeleri, anne ve babasından ve kendisinden kusacaca bahsederek inanç turizmi açısından da önemine binaen bulunduğu yer ile ilgili olarak kısaca açıklama yapmak istiyorum. Biz çocuklarımızı güzelliği için Harika insan olmak durumundayız. Bakarmısınız anne ve babadaki örnek davranış; bahçe hoş, bahçivan güzel olunca böyle bostanlar yetişiyor. Yöre insanları çocuklarına genelde Beyazıt Bestami ismini koyuyor lakin Bostan olarak çağırıyorlar.
Beyazıt Bestami Hazretleri
Ebû Yezîd Tayfûr bin Îsâ Hazretleri, hicrî 161 (m. 777) senesinde İRAN Bistam’da dünyaya geldi. Babası Îsâ Efendi, gâyet dindar ve sâlih bir zât idi. Annesi de son derece iffetli, ahlâklı, hayâ sahibi, mütevâzı, ibadet ehli, sâliha bir hanımdı. Çokça duâ eder ve rakik kalbi Allah korkusuyla çarpardı. Hayatın değişen şartları ve acı-tatlı sürprizleri karşısında dâimâ Allâh’ın takdîrinden râzı olarak yaşar ve her ahvâlde Hakk’ın rızâsını kazanmaya çalışırdı.
Bâyezîd Hazretlerinin hârikulâde hâlleri, daha doğmadan başlamıştı. Annesi ne zaman ağzına şüpheli bir lokma alacak olsa bebek tepinmeye başlar, lokmayı ağzından çıkarıncaya kadar bu hareketi devam ederdi. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretlerinin, Câfer-i Sâdık Hazretlerinin torunu İmâm Ali Rızâ Hazretlerinden istifâde ettiği nakledilmektedir.
Bayezid-i Bestami’nin türbesi, Hatay'da Kırıkhan-Hassa yolunun Alabeyli Köyünün kuzey tarafında küçük bir tepe üzerinde Darb-ı Sak Kalesi içindedir. Diğer bir rivayette ise İran’ın Bistam’da olduğudur.
Osmaniye ilimizden karayolu ile Hatay/İskenderun Belen üzerinden Bir saat kırk dakika’dır. (Not Belen’de mola/doğa ve seyirtepesinde güzel manzara eşliğinde yemek yemeyi ihmal etmeyiniz.)
Bir kişi gelip bana öyle bir şey öğret ki, kurtuluşuma vesîle olsun deyince Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri şöyle buyurdu
Şu iki cümleyi aklında tut, ilim olarak bunu bilmen sana kâfîdir.
1) Hak Teâlâ sana şah damarından daha yakındır, her şeyi bilir ve görür. [O hâlde kendini dâimâ ilâhî kameraların altında bil.
2) Allah Teâlâ’nın senin ameline ihtiyacı yoktur. [Aksine senin O’na muhtaç olduğunun idrâki içinde amel-i sâlih işlemeye bak.
Ve bizlere tavsiyeleri;
Şu on şey, her mü’minin vazifesidir:
1) Farzları edâ, nâfilelere gayret.
2) Haramlardan ve şüphelilerden kaçınmak.
3) Allah için tevâzû göstermek.
4) Din kardeşlerine bâr olmayıp yâr olmak. [Yani din kardeşlerine yük olmayıp bilâkis onların yüklerini hafifletmek.]
5) İyi-kötü, herkese karşı dürüst davranmak, nasihat etmek. [Güzel bir İslâm karakteri sergilemek.]
6) Allah Teâlâ’dan kendisi ve ümmet-i Muhammed için mağfiret taleb etmek.
7) Her hususta Allah Teâlâ’nın rızâsını istemek. [Cenâb-ı Hak’tan, niyetlerimizi de amellerimizi de rızâsıyla te’lif etmesini niyâz etmek.]
8) Öfkeyi, kibri ve haddi aşmayı terk etmek.
9) Tartışma ve kabalığı bırakıp, nâzik ve zarif bir mü’min olmak.
10) Kendi kendine; “Ölüme hazırlan!” diye nasihat etmek.
Şu on şey de, kişiyi koruyan birer kaledir:
1) Gözleri muhâfaza etmek. [Zira kıyâmet günü gözlerin ne kadar hayır, ne kadar şer seyrettiği açıkça ortaya konulacaktır. Cenâb-ı Hak buyurur:
“Nihâyet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şâhitlik edecektir.” (Fussılet, 20)]
2) Dili zikre alıştırmak.
3) Nefs muhâsebesi yapmak. [“Hesâba çekilmeden evvel kendinizi hesâba çekiniz!” tâlimâtına uyarak her hâlini Kitap ve Sünnet ile mîzân etmek.]
4) İlimle amel etmek, bilerek yapmak, mârifetullah’tan nasîb alabilmek.
5) Edebi muhâfaza etmek. [Zira Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Aklım, kalbime; «Îman nedir?» diye sordu. Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek; «Îman, edepten ibârettir!» dedi.”]
6) Bedeni lüzumsuz dünya meşgûliyetlerinden uzak tutmak.
7) Zaman zaman yalnız kalıp ilâhî azamet ve kudret akışlarının tefekküründe derinleşmek.
8) Nefs mücâhedesinde bulunmak.
9) İbadeti ve Allah yolunda gayreti artırmak.
10) Her zaman ve mekânda Sünnet-i Seniyye’ye tâbî olmak…
Allah ondan ve sizlerden razı olur olsun