Anayasanın yenilenmesi, sıra dışı ve hassas bir iştir. Bu yüzden de uygun siyasi iklimi korumak ve kollamak gerekir.
Demokratik katılımcı ilkeleri pratiğe geçiren “sözleşmeci ve organik” yöntemle anayasa yapımı, “uzlaşma” ve “konsensüs” havasının hakim olduğu ılıman (yumuşak) iklimi gerektirir.
Anayasa dışı sebeplerle de olsa parlamento dışı ya da parlamento içi tansiyon yükseldiğinde ortaya çıkan ani iklim değişikliklerine bağlı kırılgan hava, bütün emeklerin boşa çıkmasına yol açabilir.
Bu yüzden, “anayasa çalışmaları” için gerekli siyasi iklimi sıkıntıya sokabilecek adımlardan kaçınmak gerekmektedir.
Bize özgü bir niteleme olarak literatüre soktuğumuz “sivil anayasa” söyleminin adına yakışır bir hazırlık süreci geçirmesi şarttır.
Aksi halde, hazırlık aşamasından formel aşamaya sirayet eden bakiye tartışma tortuları ilerleyen etapta zincirleme sorunlar doğurabilir.
Dolayısıyla da, Meclisin öncülüğünde anayasa yapım çalışmalarının, toplum nezdindeki meşruiyetinin yüksek düzeylerde tutulması şarttır.
“Anayasa çalışmaları” herkesin gözü gibi baktığı çok özel bir alan olmalı, Meclisin yaptığı olağan yasama işlemleriyle aynı kefeye konulmamalıdır.
“Anayasa Uzlaşma Komisyonu”, yeni anayasa yapım çalışmalarının mutfağı rolünü uygun iklim şartlarında başarılı sonuçlandırabilir.
Daha da önemlisi, “toplum sözleşmesi” mantığına ve sivil inisiyatif esasına dayalı anayasa çalışmalarında, başta STK’lar olmak üzere kişisel ve kurumsal katkıların ciddiyetle dikkate alınması şarttır.
Meclisteki katkı havuzlarında biriken sözlü ve yazılı görüşlerin analiz edilmiş bilgiler halinde kullanıma sunulması ve değerlendirilmesi tarihi öneme sahip nitelikli bir iştir.
Bu bağlamda, TBMM adına kurum içi lokomotif konumundaki “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” yeni anayasa çalışmalarının katılım üssü işlevine de sahiptir.
Aktif katılım imkanlarının devrede olduğu ve vatandaş ilgisinin devamlı diri ve canlı tutulduğu bir süreç sonunda hazırlanacak yeni anayasa teklifi, sonraki aşamalarda ivme kazanarak yoluna devam edecektir.
Kısacası, yeni anayasa yapımında kritik önem taşıyan konulardan birisi de uygun siyasi iklim şartlarını muhafaza etmektir.
24. Dönem TBMM, tarihi sorumluluğunun gereği yeni bir anayasa yapamazsa, Türkiye’de siyaset kurumu ciddi itibar kaybeder.
Böyle bir tablo ise, siyaset yelpazesinin neresinde yer alırsa alsın hiç kimsenin istemeyeceği bir sonuç olacaktır.