23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılmasıyla Türk milleti egemenliğini ilan etmiş oldu.100. kuruluş yıl dönümü olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Bu müstesna ve Türk Milleti için anlamlı günün, ülkemiz, milletimiz ve çocuklarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Gazi Mustafa Kemal ile tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. 23 Nisan 1920’ vatan toprağının amansız bir şekilde dört bir tarafının işgal edildiği, aziz milletimiz için hayati bir dönemde, Türk Milletinin yeniden dirilişinin, Milli iradenin, bağımsızlığın, Aziz Milletimizin hür bir şekilde temsilinin, İstiklal Harbimizin aynı zamanda bağımsızlığımızın sembolüdür.

İşte bu kudretli ruh ile milli irademize kasteden güçleri bertaraf etmenin, çocuklarımıza daha huzurlu, sağlıklı ve güvenli bir gelecek bırakmanın çetin mücadelesi verildi ve verilmeye devam edecektir.
Değerli okurlarım; yıllardan beri süre gelen sen ben kavgasının artık bize bir şey vermediğini görüyoruz. Büyük Osmanlı İmparatorluğu, diğer kurulan Türk devletleri gibi kuruldu, büyüdü, gelişti, geriledi ve yıkıldı. Bizim burada geleceğimiz olan çocuklarımızın refahı ve mutluluğu için bir olmamız gerekiyor. Osmanlı’nın yıkılışı ile ilgili hepimizin bildiği üzere siyasi, hukuki, iktisadi, içtimai ve eğitimde maalesef çok yara alınmıştı. Bu yara Kangren oldu ve nihayetinde tüm topraklarımız işgal altında, İstanbul’da İngilizler, Anadolu’da Fransızlar, İtalyan hele bilmek kimler söz sahibi durumundaydı.
Biz Türkiye’nin çeşitli il ilçe ve kasabasında kurtuluş günlerini kutluyoruz. Mesela Adana’da, Maraş’ta, Antep’te ve dahi Osmaniye’de. Sahi şehrimiz kimlerden kurtulmuştu. Fransa’nın Osmaniye’de ne işi vardı. Biz buna bakalım. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve 100 yıl oldu. Bu devlet kurulurken tarihi kitapları okuduğumuzda olumlu olumsuz bazı bilgileri görüyoruz. Özellikle Osmanlı’nın son zamanlarındaki entrika gün yüzü gibi ortada. Biz biz olalım birlik olalım. Geçmişimizi sorgulayalım ama siyasi içtimai, iktisadi eğitim ve kültür birliğinde hem hal olalım. İçimizde bizden görülen hainler ve dışarıdan gelenlerin başını ezmeye çalışalım yoksa çok Ali Kemal’lerin akrepliğinden kurtulamayız.
Ali Kemal denen ingilizlere ajanlık yapan ve İngiliz bir bayanla evlenen zat mülkiye mezunu eğitimci yazar Fransız uşağı 14 Ocak 1919'da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilâf Partisi'nin genel sekreter oldu. 4 Mart 1919'da kurulan Birinci Damad Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı), bu hükümetin iki ay sonra istifasının hemen ardından kurulan ikinci Damad Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı (İçişleri Bakanlığı) görevini üstlendi.
Bu görevde iken Kuva-yi Milliye ve Mustafa Kemal Paşa aleyhine peş peşe emirler yayınladı. İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin kurucularından birisi oldu.
Sınıfta öğrencilere Fransa'daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor, kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu.
Şu an İngiltere Başbakanı Boris Johnson Osmanlı İmparatorluğu'nun son maarif nazırı ( Eğitim Bakanı), dahiliye nazırı (İçişleri Bakanı), hainliği tespit edilince linç edilen Ali Kemal'in torunu Stanley Johnson'un oğludur.