Uyuşturucu Bağımlılığı: Evlatlarımızı Kaybetmeyelim!
Dünyada hiçbir değer, çocuğumuzdan daha kıymetli değildir.
Bir anne ve babanın hayattaki en büyük mutluluğu, evladının sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir geleceğe sahip olduğunu görmektir. Çocuklarımız için çalışır, fedakârlık yapar, gerektiğinde kendi ihtiyaçlarımızdan vazgeçeriz.
Peki, bir gün en kıymetli varlığımızın bizi değil, bağımlısı olduğu uyuşturucu maddeyi tercih ettiğini öğrenirsek ne yaparız?
İşte bu soru, yalnızca bağımlılıkla mücadele eden ailelerin değil, toplumun bütün kesimlerinin üzerinde düşünmesi gereken hayati bir meseledir.
Bizler evlatlarımız için her türlü fedakârlığı göze alırken, onların bütün zamanlarını, sağlıklarını, imkânlarını ve geleceklerini bağımlı oldukları maddelere feda etmelerini seyredemeyiz.
Böylesine ağır bir tabloyu yalnızca kötü kaderle açıklamak mümkün değildir.
Uyuşturucu bağımlılığı, bireyin olduğu kadar ailenin ve toplumun da geleceğini tehdit eden ciddi bir halk sağlığı sorunudur.
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI AİLELERİN ORTAK MESELESİDİR
Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılık, artık görmezden gelebileceğimiz bir mesele değildir.
Özellikle gençlerin zararlı maddelerle karşılaşma ihtimali, ailelerin ve eğitim kurumlarının dikkatini artırmasını gerektiriyor. Bağımlılık riski yalnızca belirli mahallelerle, gelir gruplarıyla veya sosyal çevrelerle sınırlı değildir.
Bugün herhangi bir ailenin kapısını çalabilecek bir tehlikeden söz ediyoruz.
Bağımlılık geliştiğinde yalnızca madde kullanan kişinin sağlığı zarar görmez. Aile içi ilişkiler bozulabilir, eğitim hayatı aksayabilir, ekonomik sorunlar ağırlaşabilir ve sosyal bağlar zayıflayabilir.
Bu nedenle bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca güvenlik güçlerinin görevi olarak değerlendiremeyiz.
Aileler, öğretmenler, sağlık çalışanları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kamu kurumları birlikte hareket etmelidir.
Uyuşturucuyla mücadelede önleyici eğitim kadar erken müdahale, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri de önemlidir.
AMATEM ve ÇEMATEM gibi merkezlerin sunduğu hizmetlerin ihtiyaçlara uygun biçimde güçlendirilmesi, tedaviye ulaşımın kolaylaştırılması ve bağımlılıkla mücadele eden ailelerin yalnız bırakılmaması gerekmektedir.
Çünkü bağımlılık yaşayan bir insanı yalnızca suçlayarak veya toplumdan dışlayarak iyileştiremeyiz.
Bağımlılık, bilimsel yöntemlerle ele alınması gereken, tedavi ve uzun süreli destek gerektirebilen bir sağlık sorunudur.
İnsanlarımızı kaybetmek yerine onları yeniden hayata kazandırmanın yollarını aramalıyız.
Geçmişte de uyuşturucu maddelerin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkileri görülmüştür. Bağımlılık, bireylerin karar verme becerilerini, sağlıklarını ve yaşamlarını olumsuz etkileyebilir.
Uyuşturucu ticaretinin uluslararası suç örgütleri için önemli bir kazanç alanı oluşturması ise meselenin yalnızca bireysel tercihlerden ibaret olmadığını göstermektedir.
Türkiye'nin bulunduğu coğrafya, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi önemli bir güvenlik meselesi hâline getirmektedir.
Ancak bu mücadelede yalnızca uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi yeterli değildir.
Asıl hedefimiz, hiçbir gencimizin bağımlılık batağına düşmemesi olmalıdır.
DİJİTAL ÇAĞDA TEHLİKE EVLERİMİZE KADAR ULAŞIYOR
Yaşadığımız çağ, bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı bir dönemdir.
Bir zamanlar günlerce araştırılarak öğrenilebilecek bilgilere bugün birkaç saniyede ulaşabiliyoruz.
Ancak teknolojinin sağladığı bu büyük kolaylık, beraberinde yeni riskler de getiriyor.
İnternet ve sosyal medya ortamları, gençlerimizin eğitimine ve gelişimine katkı sağladığı gibi, onları zararlı içeriklerle ve suç amaçlı kişilerle karşı karşıya da bırakabiliyor.
Uyuşturucu maddelerin dijital ortamlar üzerinden pazarlanmasına yönelik girişimler, ailelerin ve ilgili kurumların dikkatle takip etmesi gereken tehditler arasındadır.
Bir akıllı telefonun ekranından dünyaya açılan çocuklarımızın hangi içeriklerle karşılaştığını bilmek, onları baskı altında tutmak anlamına gelmemelidir.
Önemli olan, güvene dayalı iletişim kurabilmektir.
Çocuğumuzla konuşabiliyor muyuz?
Sorunlarını bize anlatabiliyor mu?
Arkadaş çevresinde yaşadığı bir sıkıntıyı paylaşmaktan korkuyor mu?
Kendisine zararlı bir madde teklif edildiğinde nasıl davranacağını biliyor mu?
İşte ailelerin üzerinde durması gereken temel sorular bunlardır.
Çocuklarımızı yalnızca yasaklarla koruyamayız. Onlara bilgi vermeli, güven duygusu kazandırmalı ve gerektiğinde yardım isteyebilecekleri bir aile ortamı oluşturmalıyız.
Bağımlılık belirtileriyle karşılaşıldığında paniğe kapılmak, şiddete başvurmak veya çocuğu aşağılamak yerine uzman desteğine yönelmek gerekir.
Çünkü tedavi sürecinde aile desteği büyük önem taşır.
Bir gencin hayatını kurtarmak, yalnızca onu uyuşturucudan uzaklaştırmak değil, yeniden umutla geleceğe bakmasını sağlamaktır.
GÖNÜLLERİN AYNASI: TUTSAK OLMA, ÖZGÜR YAŞA
Hayatım boyunca uyuşturucu ve her türlü bağımlılıkla mücadele konusunda edindiğim bilgi, tecrübe ve gözlemleri toplumumuzla paylaşmayı önemli bir sorumluluk olarak gördüm.
Bu düşünceden hareketle “Gönüllerin Aynası Bağımlılar Dünyası – Tutsak Olma / Özgür Yaşa” adlı kitabı hazırladım.
Amacım, bağımlılık tehlikesine dikkat çekmekle birlikte ailelere, gençlere ve bu sorunla mücadele eden insanlara yol gösterebilecek bir kaynak ortaya koymaktı.
Kitapta uyuşturucu ve bağımlılık yapan maddelerin zararlarının yanı sıra korunma, tedavi ve rehabilitasyon konularına da yer vermeye çalıştım.
Aile içi iletişimin, sevginin, anlayışın ve dayanışmanın önemini özellikle vurguladım.
Çünkü bağımlılıkla mücadelede yalnızca maddenin zararlarını anlatmak yeterli değildir.
İnsanın neden bağımlılığa yöneldiğini, hangi sorunlarla karşılaştığını ve yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşması için nasıl desteklenebileceğini de anlamamız gerekir.
Bu çalışmanın hazırlanmasında desteklerini esirgemeyen Esenler Kaymakamı Yüksel Ünal'a, kaymakamlık çalışanlarına, Türkiye Yeşilay Cemiyetine, çizimleriyle katkı sağlayan Vacip Örger'e ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Hasan Gökçeoğlu'na teşekkür ediyorum.
Gençlerin spor aracılığıyla yeniden hayata tutunmalarına katkı sağlayan Murat Koçalan ve Cafer Çataltaş'a, Osmaniye Valiliği sosyal hizmet uzmanı Murat Sak'a ve çalışmalarımıza destek veren herkese şükranlarımı sunuyorum.
Bu süreçte sabırla yanımda bulunan eşime ve çocuklarıma da teşekkür ediyorum.
Kitabımı, hayatımın her aşamasında emekleri bulunan, beni yetiştiren anneme, babama ve hocalarıma ithaf ediyorum.
Değerli okuyucularım,
Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele, yalnızca bir kişinin veya kurumun üstlenebileceği bir sorumluluk değildir.
Her aile bilinçlenmeli, her okul önleyici çalışmalara önem vermeli, her kurum üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.
Bağımlılıkla mücadele eden insanları dışlamak yerine tedaviye yönlendirmeli, iyileşme yolculuklarında yanlarında olmalıyız.
Unutmayalım ki bir gencimizi bağımlılıktan kurtarmak, yalnızca bir hayatı değil, bir ailenin umutlarını ve toplumumuzun geleceğini de korumaktır.
Evlatlarımızı uyuşturucuya teslim etmeyelim. Onları sevgiyle, bilgiyle, dayanışmayla ve bilimsel destekle koruyalım.
Gayret ve çalışmak bizden, yardım ve başarı Rabbimizdendir.