Düzce üniversitesi Sanat Tasarımı Ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yusuf Parlak Ile Atölyede Usta öğretici Ve Yönetici Olarak Görev Yapan şerife Güven Koordinesinde çalışılıyor. Parlak Ve Güven Kağıtların Yapılış Sürecini Ve Atık Kağıtların Sanata Dönüştürülme Sürecini Anlattı.
Ankara’da bulunan bir kağıt atölyesinde geleneksel yöntemlerle lifli bitkiler ve tarımsal atıkları işleyerek el yapımı kağıt üreten Yusuf Parlak, kağıtların üzerine yapılan sanatını gelecek nesillere aktarıyor.
Geleneksel yöntemlerle lifli bitkiler ve tarımsal atıkları işleyerek el yapımı kağıt üretilen geri dönüşüm atölyesinde dönüştürülen kağıtlar, gelecek nesillere aktarılıyor. Düzce Üniversitesi Sanat Tasarımı ve Mimarlık Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yusuf Parlak ile atölyede usta öğretici ve yönetici olarak görev yapan Şerife Güven koordinesinde çalışılıyor. Parlak ve Güven kağıtların yapılış sürecini ve atık kağıtların sanata dönüştürülme sürecini anlattı.
"Atık kağıtları sanatsal kağıtlara dönüştürüyoruz"
Katıldıkları İslam Sanatları fuarından sonra atık kağıtların sanatsal kağıtlara dönüşmesi için atölye kurduklarını belirten Parlak, "Ankara’da İslam sanatları fuarına katıldık burada Hamamönü sanat sokağı yeniden canlandırma faaliyetleri gerçekleştiriliyordu. Sıfır atık ve sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde tarımsal atıkların ve atık kağıtların sanatsal kağıtlara dönüştürülmesi ile ilgili projelerimize başladık. Hamamönü’nde geleneksel kağıt atölyesini kurduk. Atölyemizde okul grupları, gezmeye gelen misafirlerimizi, geleneksel asitsiz kağıtların üretimi noktasında workshop çalışmaları düzenlediğimiz bir atölye oldu" diye konuştu.
"Bin yıla yakın bozulmadan gelecek nesillere aktarabiliyoruz"
Geleneksel yolla oluşturulan kağıtların diğer kağıtlardan daha uzun ömürlü ve doğal olduğuna değinen Parlak, "Endüstriyel kağıtların pişirme esnasında ve oluşumunda kısa lifli ağaçlar kullanılmaktadır. Kimyasal pişirme ve kimyasallarla yapıştırma işlemi uygulanmakta bu da kağıtların 50-100 sene içerisinde bozulmasına ve parçalanmasına neden olmakta. Bizim kağıtlarımız ise uzun lifli bitkilerden tamamen doğal yöntemlerle yapılıyor. Üzerinden yüz yıllarda geçse bile, bin yıla yakın bozulmadan gelecek nesillere aktarabiliyoruz. Geçmişteki ecdadımız kağıtları doğal yöntemlerle yapmışlar ve günümüze kadar eserleri bizlere ulaştırmışlar, biz de aynı şekilde üretmekteyiz" ifadelerine yer verdi.
"Ham madde olarak uzun lifli bitkilerden pamuk, keten ve kenevir kullanıyoruz"
Tarımsal atıkları, endüstriyel olarak değil de geleneksel kağıtlarda kullanılacak şekilde üretmeyi planladıklarına değinen Parlak, şöyle konuştu:
"Ham madde olarak uzun lifli bitkilerden pamuk, keten ve kenevir kullanıyoruz. Bunun dışında tarımsal atıklardan muz ağacı gövdeleri ve pirinç sapları kullanmaktayız. Bu tarımsal atıklar normalde endüstriyel alanda çok fazla kullanılmamakta. Özellikle pirinç sapları bulunduğu yerde içerisinde ağır metal içerdiği için hayvanlara yedirilememekte, saman gibi kullanılmamakta, tamamen anız niyetine yakılmaktadır. Bu hem toprak verimliliğini düşürmektedir, aynı zamanda atmosfere de zararı vardır. Fakat biz bu ham madde ile kağıt yapabiliyoruz. Bununla alakalı yapmış olduğumuz projelerde var. Bu tarımsal atıkları da yine endüstriyel değil, geleneksel kağıtlarda kullanılabilecek şekilde üretmeyi planlıyoruz."
"Biz doğal pişirme yöntemleri kullanıyoruz"
Kağıt yapım sürecini anlatan Parlak, "İlk önce hasat etme dönemi var. Ham maddelerimizi ya kendimiz hasat ediyoruz ya da bunu satan yerler var. İplik sektöründe kullanılırken havaya uçan uçarı pamukları biz kağıt yapımında kullanıyoruz. Bunun dışında yine paçavra dediğimiz farklı materyaller var. Tekstil sektöründe yapılan atıklar var, bunları tekrar kağıda dönüştürebiliyoruz. Ham maddeyi tedarik ettikten sonra bunun pişirme işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Endüstriyellere göre doğal pişirme yöntemleri kullanıyoruz. Endüstriyellerde kimyasal pişirme yapılırken, biz meşe külü yakıp meşe külünü bir gün suda bekletip o suyla da kağıdımızı pişiriyoruz ve içerisinden lignini uzaklaştırmış oluyoruz" şeklinde konuştu.
"Renk verme işleminde, doğal boyalardan faydalanıyoruz"
İçerisinde asit barındırmayan ham madde ile boyama işlemini gerçekleştirdiklerini söyleyen Parlak, "Kağıda ağartmayan beyazlatma işlemini yapıyoruz. Bu da kağıdımızın uzun ömürlü olmasına neden oluyor. Sonrasında kağıt hamuru oluştuktan sonra teknelerimize sularımızı koyuyoruz. Renk verme işleminde yine kök boyalar ve doğal boyalardan faydalanıyoruz. İçerisinde asit barındırmayan ham maddelerle boyama işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Renk verme işleminden sonra tekneye aldığımız kağıdımızı elekler yardımıyla kağıda dönüştürüyoruz. Burada eleğimizin boyu kağıdımızın da aslında ölçüsünü belirliyor. Biz en küçük olarak A5 ölçüsünden başlayıp 70’e 100’e kadar el yordamıyla kağıtlarımızı oluşturuyoruz. Zaten bu kağıtlar bizim geleneksel Türk sanatlarında kullanılmak için yeterli ölçülerde oluyor" açıklamasında bulundu.
"UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras taşıyıcı listesindeyim"
Gelecek nesillere eserleri aktarmak için asitsiz kağıtlar üzerine sanatsal çalışmalar yaptığını açıklayan Parlak, "UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras taşıyıcı listesinde el yapımı kağıt ve ebru sanatı alanında yer almaktayım. Bu bağlamda biz de kağıtlarımızı üretmeye devam ediyoruz. Aynı zamanda biz tarımsal atıklardan oluşturulmuş asitsiz kağıtları üzerine eserler, sanat çalışmaları yaparak gelecek nesillere aktarma konusunda usta çırak ilişkisiyle talebeler yetiştiriyoruz. Aynı zamanda geleceğe kalıcı eserler bırakmış oluyoruz. Çok fazla eserim var ama açmış olduğum ikiye yakın bu atıklardan kişisel sergim var. Onun haricinde birçok karma sergiye katıldım" dedi.
"Dünyanın en büyük el yapımı kağıttan Türk bayrağını oluşturduk"
Dünyadaki en büyük el yapımı kağıttan, Türk Bayrağını oluşturduğuna vurgu yapan Parlak, şu ifadelere yer verdi:
"Kocaeli Seka Kağıt Müzesi’nde bir festival düzenlendi. Türk Kağıtçılık Günü anısına dünyanın en büyük el yapımı olan kağıttan Türk bayrağını oluşturduk. Türk bayrağımızı asitsiz kağıtlarla gelecek nesillere aktarmak için biz bu etkinliği de gerçekleştirmiş olduk. Özellikle küçük yaş gruplarına yapmış olduğumuz atölye çalışmalarında çocuklar kendi okullarında toplamış oldukları atık kağıtları getiriyorlar. Biz burada onlarla liflendirme işlemini yapıyoruz tekrar ve kağıda dönüştürüyorlar. Kağıdın bu kadar zahmetli ve bu kadar zor bir şey olduğunu görünce hepsinin tepkisi biz bundan sonra kağıdı daha dikkatli kullanacağız diyorlar. Bu şekilde de biz sıfır atık ve sürdürülebilir vizyonu kapsamında gelecek nesillerimize atığın ne kadar önemli olduğunu, sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunu aktarmış oluyoruz. Biz bu atölyeyi insanlara geleneksel kağıdı, kağıt yapımını ve sürdürülebilirliği anlatmak için kurduk. Okul gruplarını, aileleri, çocuklarıyla birlikte kendileri bu atölyemizde bekliyoruz. Gelip çocuklarına bu farkındalığı oluştursunlar, sıfır atığı, sürdürülebilirliği onları da aşılamış olalım."
"Kağıdın ne kadar kıymetli olduğunu yansıtıyoruz"
Şerife Güven ise Atölyeden ayrılanların kağıdın ne kadar kıymetli olduğunu anladıklarını belirterek, "Onların duygularına, heyecanına ortak oluyoruz. Buradan mutlu bir şekilde ayrılıyorlar. Biz burada çok güzel etkinlikler yapıyoruz. Kağıdın ne kadar kıymetli olduğunu yansıtıyoruz. Bu duyguya, heyecana ortak olmalarını ve herkesi sanatla tanıştırmayı istiyoruz" açıklamasına yer verdi.
Yorum Yazın