CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mecliste yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşlara “tasarruf” önermesine atıfta bulunarak “Tasarrufu önce saraydan başlatın” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada “Türkiye’de hiçbir şey düzelmez. Ne ekonomi ne ahlak ne erdem düzelmez.
Çürüme nerede? Açık ve net söylüyorum: Çürüme sarayda. Neron Roma’yı yaktı; Erdoğan da Türkiye’yi yakıyor.” Dedi.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu akaryakıt zamlarının vatandaşın cebinden çalınan para olduğunu kaydetti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de, grup toplantısında konuştu.
İsmet İnönü, iktidarı muhalefete devrettiği zaman da Merkez Bankası’nın kasasında 122 ton altın olduğunu belirten Kılıçdaroğlu
“Dolayısıyla bugün aradan 100 yıl geçmesine karşın bugün devleti yönetenlerin kapı kapı gezip para dilendikleri bir ortamı yaşıyoruz.
100 yıl önce hangi mücadeleyi verdik; 100 yıl sonra hangi noktadayız? Bunu bizi dinleyen bütün vatandaşlarımın unutmaması gereken bir gerçek olduğunu bilmelerini isterim” dedi.
24 Temmuz basın bayramına atıfta bulunan Kemal Kılıçdaroğlu
“ Basında sansürün kaldırılışının tam 115. Yıl dönümüydü dün. Hapishanelerimizde gazeteciler var. Merdan Yanardağ şu anda hapiste. Üstelik tutuklu yani mahkum değil.
Medya üzerindeki baskıları görüyoruz. Bunları yaşıyoruz. Dünyada basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 165. Sıradayız. Bu ayıp bile hangi noktada olduğumuzu gösteriyor.
Medyada bir özgürlüğün olmadığını da günlük yaşamımızda da olsa görüyoruz ve yaşıyoruz” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mecliste yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Akbelen’de direnen kadınlara alkış gönderelim”
“Akbelen’de kadınlar direniyor. Köylü kadınlar direniyor. CHP Grubu’ndan Akbelen’de direnen, ormanı için, ağacı için direnen o kadınlara buradan güzel bir alkış gönderelim lütfen. İki yıldır mücadele ediyorlar.
Dün güvenlik güçleri TOMA’larla engellemek istedi. Yahu neyi engelliyorsunuz? Ağacı korumak suç mu? Doğayı korumak suç mu? Onlar kendileri için değil o coğrafyada yetişen evlatları için mücadele ediyorlar. Dolayısıyla onların mücadelesi, toplumun her kesimine örnek olsun diyelim.
“Para yok ama harcıyorsunuz”
Haziran ayında 219 milyar lira bütçe açık verdi. Yani para yok ama harcıyorsunuz. Hazine’nin ödeyeceği kısa vadeli borç, vadesine bir yıldan daha kısa zaman kalan dış borç 207 milyar dolar. Tam bir rekor.
Hem dış borcu ödeyip hem de cari işlemler açığını finanse edebilmeniz için 207 milyar doların 270 milyar dolara çıkması lazım. Yani bir yıl içinde 270 milyar dolar para bulmanız gerekiyor.
Neden gidip el etek öpüyorlar, neden düne kadar şerefsiz dediklerinin saraylarına gidip ‘yahu biz ettik sen etme, ne olursun para ver’ diye dilenenlerin arkasındaki gerçek bu. Bütün bunlara rağmen hani olur bu kadar borç olur ama Merkez Bankası’nda da paranız olur. Yok.
Merkez Bankası’nda eksi 48 milyar dolar… Merkez Bankası’nın da rezervi böyle. Bunun yanında kur korumalı mevduat var. Bu yıl ve geçen yıl 117 milyar lira para ödendi kur korumalı mevduat sahiplerine.
Bunlar hem vergi ödemeyecekler hem paraları dolar bazında garanti altında. Türk lirasına güven tamamen kaybolmuş vaziyette yani ticari çöküş. Bankada hesapları olanların yüzde 67’si döviz üzerinden tutuyor parasını.
“Akaryakıt zamları vatandaşın cebinden çalınan paradır”
TBMM’ye bir ek bütçe getirdiler. 1.1 trilyon liralık bir bütçe. Saygın bir yatırım kuruluşu var. Bu bütçede bir hesaplama yapıyor. Diyor ki, ‘Zamlar ve ek vergilerden gelecek paranın tutarı, 265 milyar liradır.’ Oysa Mayıs’tan Haziran’a yani bir ayda devletin borcu tam 900 milyar lira arttı.
Mayıs’tan Haziran’a dövizdeki oynama nedeniyle devletin borcu 900 milyar lira arttı. Devletin yönetilmediğini artık hepimiz biliyoruz. Biz borç para vermek isteyenler de bu gerçeği biliyor.
O nedenle diyorlar ki, ‘Limanları vereceksin bana. Arsaları arazileri vereceksin bana. Ben çalıştıracağım.’ O zaman sana borç veririm diyor. Bu, devleti yönetememenin gerçek bir tablosudur.
Akaryakıt zamları, vatandaşın cebinden çalınan paradır. Bu gerçeği, hiç kimsenin unutmaması lazım. O nedenle biz, yapılan uygulamayı bir ekonomik soykırım olarak tanımlıyoruz.
85 milyonu bir avuç kişiye hizmet eder hale getirmek, bizim kabul edeceğimiz bir şey değildir. Dikkat ederseniz alınan önlemler arasında saray harcamaları dolayısıyla bir israf genelgesi yok. Sarayda her şey mükemmel.
“Erdoğan kime hizmet ediyor vatandaşa etmediği açık”
Hiç kimse biriktirdiği veya çaldığı servetin esiri olmamalıdır. Biriktirdiğiniz veya çaldığınız servetin esiriyseniz, siz ülkeyi yönetemezsiniz. Çaldıkları ve biriktirdikleri servet var. Servetlerin büyük bir kısmı yurt dışında ve şimdi ülkeyi yönetemiyorlar.
O yüzden soru şu: Bütün bunların karşılığına baktığımızda Erdoğan hükümeti kimlere hizmet ediyor? Vatandaşa hizmet etmediği açık. Zamlardan, vergilerden zaten açık. O zaman kime hizmet ediyor? Saydım bir daha sayayım.
Dolarla ihale alanlara hizmet ediyor. Dolarla fiyat garantisi alanlara da hizmet ediliyor. Dolarla devlete borç verenler… Bunlar da tabii paralarının karşılığını, faizini dolar olarak alıyor. Kur korumalı mevduat…
Az önce söyledim. 117,5 milyar liralık bir para ödendi. Ayrıca yurt dışından aldıkları krediler var. Özel sektörün, bazılarının. Aldığı kredilere verilen Hazine garantisi var. Çünkü yurt dışındaki borç para verenler, firmaya güvenmiyor.
O garanti de veriliyor bunlara. Başkasının kefaletini Hazine’nin sırtına yıkıyorsunuz. Bu da bizim ülkemizde ilklerden birisidir. Bütün bunların dışında yurt dışındaki enflasyonu da getirip 85 milyonun sırtına yıkıyorsunuz.
Bu tabloda şunu görüyorsunuz. İki farklı Türkiye var. Sarayın Türkiye’si, vatandaşın Türkiye’si.
“İktidar sahipleri kiralardaki artışı gördüler mi?”
Sarayın Türkiye’sine bakalım. Kimler var burada? Erdoğan ailesi var. Beşli çeteler var. Dört beş yerden aylık maaş alanlar var. İhale takipçileri var. Rüşvet alan büyükelçiler var. Ayda 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçiler var.
Rüşvet alanları meşrulaştıranların tamamı sarayın Türkiye’sinde. Sarayın Türkiye’sinde yaşayanların kira derdi diye bir şeyleri yok. Elektrik parası, doğalgaz parası, yakıt parası diye bir dertleri yok.
Sarayın Türkiye’sinde asla ve asla işsizlik diye bir dert yok. Herkes malı götürmekle meşgul. Sarayın Türkiye’sinde oturanlar, vatandaşın kanına ekmek doğrayanlardır. Onların alın terini sömürenlerdir.
Ev sahibiyle, kiracılar arasında kavgalar oldu, cinayetler işlendi. İktidar sahipleri gördüler mi kiralardaki artışları? Görmediler. Çünkü, sarayın Türkiye’sinde kira yok. Vatandaşın Türkiye’sini hepiniz biliyorsunuz.
“Tasarruf saraydan başlasın”
Devletin hazinesini düzeltmek istiyorsanız bu soyguna son vereceksiniz. Akıl var, mantık var, bilgi var, adalet var, dolarla verdiğin garantilerin tamamını Türk lirasına çevireceksin kardeşim bu kadar açık.
Tasarruf yapacaksan vatandaştan değil, saraydan başlayacaksın. Genelge çıkaracaksan saraydan çıkaracaksın.
Yorum Yazın