banner241

Terör sayılarının artması ile doğal olarak terörist sayısında da artış görülecektir. Terörü oluşturan, ortaya çıkaran ve besleyenlerin dolaylı ya da dolaysız olarak terörist olma olasılığı yaşamaktadır.

Teröristin bir silahlı olanı, bir de silahsız olanı vardır. Buna bir de ekonomik anlamda yeni ortaya çıkarılan terör ve teröristlerin eklendiğini öğreniyoruz. 

Ülkenin bölünmez bütünlüğüne, halkın can ve mal güvenliğine, devletin kolluk kuvvetleri ile yöneticilerin canlarına kast edenlerin, organizeli biçimde yapılması ve bunun kanıtlanması halinde eylemin adına “terör” bu eylemi gerçekleştirenlere de “terörist veya terör örgütü mensubu” olarak adlandırıldığını biliyorduk.

Sadece ülkemizde değil, farklı ülkelerde terör örgütlerinin eylemlerini öğrendiğimizde, ölü, yaralı ve maddi hasarları izlerken yüreğimizdeki insanlık sevgisi ile tepkilerimizi ortaya koyan bir millet olarak biliniyoruz.

Ülkemizde çeşitli eylemlerin gerçekleştirilmesinin ardından yapılan resmi kaynaklı açıklamalar neticesinde bir takım terör örgütlerinin ve bu örgütlerle ilgili önemli denilen isimleri duyduk ve duymaya devam ediyoruz.

Öncelikle “terör” olayını iyi incelemek ve kimler tarafından adlandırılmakta olduğunu araştırmamız gerekiyor.

Terör örgütü olarak adlandırılanların, Reklamlarını yaparak isimlerini vermek istemiyorum. Ancak silahlı şekilde eylem yaparak, canlara kıyan, maddi hasarlar oluşturan, bombalar patlatan terör olaylarını gerçekleştirenlere “terörist” diyoruz ya! İşte bu tanımlamaya katılıyorum!

Bu günlere geldiğimizde terör ile ilgili  değerlendirme ve yorumlarda da değişimler görmekteyiz. Yeni çıkan bir terör örgütü; “Gıda terörü!”

Bu ülkede eğer bir gıda terörü varsa, bu terörün teröristleri ve işbirlikçileri de olmalı!

Domates, Patlıcan, biber, patates, soğan ve benzeri sebzelerin fiyatları bir anda yükseliverdi! Geçtiğimiz yıllarda da kırmızı et fiyatları uçuşa geçmişti. Mevcut iktidar hemen ithalata yöneliverdi ve bir yöntemle yurt dışından et getirerek ülkemizde et fiyatlarına “çeki düzen!” vermeye çalıştı.

Et fiyatları bir anda normal seyrederken, Düziçi’nin Düldül dağı eteklerinde hayvanlarını otlatıp doğal et besiciliği yapan köylü vatandaşımın eti yerine, ne eti olduğunu bilmediğimiz “ithal et” almaya yöneldi vatandaşlarımız!

Suriye’de teröristlerle savaşıyoruz, Ülke sınırımızdaki tehlikeyi yok etmeye çalışıyoruz. ABD’nin ekonomik anlamdaki “Dolar çıkışına karşı” dik duruyoruz! Tarım politikamızdaki uygulamalarımızda ise, hayvan yemi olan samanı bile yurt dışından satın alıyoruz.

Kağıt fabrikalarımızı özelleştirdiğimiz firmalara; “Neden bu fabrikayı kapattın!?” diye sorma gereği duymadan, kağıt ithal ediyoruz.

Yeni yıl ile birlikte marketlerde başlatılan “poşet parası” uygulaması neyin nesidir!? Elektrik tüketim bedeli dışında, bir o kadar da “dağıtım bedeli” alınması neyin nesidir!? 35 yaşında Milletvekili seçilen birinin bir dönem vekilliği sonunda 39 yaşında emekli olması ile EYT’lilerin 9 bin gün prim ödediği halde emekli olamaması aynı ülkede “adaletli” bir uygulama mıdır!?

Milletin kendisi 65 yaşında, vekili ise 39 yaşında emekli olabilmesi adil bir uygulama mıdır!?

Bir ülkede “Adaletli uygulama” hayata geçirilmediği zaman, terör ve terörist sayısını azaltmak çok, ama çok zordur! Saygılarımla…
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner244

banner155