Osmaniye’de bu yıl 20.’ncisi düzenlenen “Ekmek ödüllü şiir yarışması”  Uzun soluklu yarışma gelenekselliğini artırarak sürdürmüş, uluslar arası boyutlarda da ses yaratmıştır.

Şiirlerin derecelendirilmesi olayı, alınıp satılan nesnelerin alınıp satılması olgusuyla birlikte mütalaa edilemez.

Kimi kez tek bir şiir beş bin yıl kalır tazeliğini korur. Bazen de binlerce şiir yazmış usta bir şair kendi Şiilerini kaldırır çöpe atar.

Önemli olan bir yarışmaya katılma heyecanını taşımak ve ileri yarışmalara daha bir coşkuyla katılma isteğinin yitirmemektedir.

Şiir ekmeğe benzer Krallar ve köleler onu yazarlar ve okurlar. Ona herkes muhtaçtır.

Ekmek ne kadar kutsal olursa olsun yerseniz tükenir, yemezseniz bayatlar.

Şiir okundukça tazelenir, sevildikçe çoğalır.

İnsan yüreklerinde bazen fısıltılarla dolaşır, bazen bayraklaşır.

Şiirin sayısız yorumları ve tanımları yapılır. Aşkında tanımı yapılmamıştır ama hiçbir yürekten aşk başını alıp gitmez.

Tüm katılımcılara eşit ve tanımlanamaz büyük bir değer vermek yarışmanın temel duygusu olmuştur.

Bir kişiye göre en çarpıcı olan şiir başka kişiye göre şiir bile olmayabilir. Bu açıdan bakarsak hiçbir şiiri tüm anlamıyla derecelendirmek çok güçtür.

Herhangi bir kişinin kendi özel isteklerine göre bu yarışmada seçkiler oluşturmasını düşünmek safça olur.

Az sonra kısa yaşamını vereceğim Mehmet Sarı ödül birinciliğini almakta fazlasıyla haklıdır.

Şiiri ayaklarımızı taşıyan çok sevdiğimiz şu Çukurova’ya derin bir özlemdir. Özellikle en güzel beyaz bulutlarımızı çarpıcı bir biçimde anlatmıştır.

1955 doğumlu Mehmet Sarı Andırın doğumlu olup; 1974 yılında Düziçi öğretmen Lisesini bitirmiştir.1981 yılında ülkemizi terk etmek zorunda kalmış ülkesine özlemini hep taşımıştır.

O günden bu yana Melbourne’da yaşamaktadır. Yapım işçiliği yapan Memet Sarı’nın Sahnelenmiş 5 oyunu, biri İngilizce yayımlanmış 11 şiir kitabı vardır.

Ayrıca 6 değişik antoloji Kitabında ve Yeniden Milli Mücadele, Berfin Bahar, Ekin Sanat, ABC, Toplumsal Kaynak, Kıyı gibi Dergilerde şiirleri basılmaktadır.

Çukurova şiirinde güzel ırmaklarımızı, bulutlarımızı anlatmaktadır.

“Baharda sis çökerdi koyaklarına
Çiy düşerdi sabahlarına
kavrulan sıcaklarında ağustosun
Güneş bir kızıl gülle gibi dikilirdi
süzülüp Düldül'ün tepesinden
bereketli topraklarının orta yerinde,
Gün fırına döner,
Ekmek gibi pişerdi insanların teni
yaşam telaşının işkencesinde...”’’
 
Derken onun içindeki Doğu Çukurova aşkı benliğimizi sarsmaktadır. Şiir çok akıcı bile yazılmış olmakla birlikte sıra dışılığını tümüyle korumaktadır.

Üç derece şiirler birbiriyle adeta yarışırken Usta şair Selahattin Ölmez’in şiirindeki ölmeyen aşk duygusu bizi uzak ellere alıp götürmektedir.

Sözcük seçimindeki titizliği iç kafiye ve rediflerdeki dans Selahattin Ölmez şiirine ayrı bir tarz kazandırmaktadır.

Üç yurtdışı katılım yarışmaya uluslararası bir kimlik kazandırma eğilimini gündeme getirmiştir. Avustralya’dan bir leylek uçuşu tadında şiir, Almanya’dan uzanan bir karanfil gölgesi şiir Osmaniye sanat hareketliliğine yitirtilmez bir estetik katmıştır.

Yıllardır katıldığım bu dedikodulardan uzak ve yıkıcı eleştiri almamış yarışmanın diğer şiirlerini de okuyucunun merakına bırakmak istiyorum.

Nice güzel yeni sürüm ekmek şiir ödülleri derken tüm katılımcılara ve emek veren her şiir dostuna başarılar diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155