Bir şehir yalnızca yollarıyla, binalarıyla, parklarıyla ve meydanlarıyla büyümez.
Bir şehrin gerçek gelişmişliği, insanlarının kitapla, bilimle, sanatla ve düşünceyle kurduğu bağda kendisini gösterir.
Osmaniye'nin bugün ihtiyaç duyduğu önemli adımlardan biri, vatandaşların ortaklığıyla kurulacak bir kültür kitabevi kooperatifidir.
Bu öneriyi yalnızca kitap satılacak yeni bir işletme kurulması olarak görmüyorum.
Benim düşündüğüm, çocukların kitaplarla tanıştığı, gençlerin düşüncelerini özgürce ifade ettiği, yazarların okurlarıyla buluştuğu, bilim ve sanatın gündelik hayatın parçası olduğu yaşayan bir kültür merkezidir.
Osmaniye'de böyle bir yapıyı kurabilecek insan birikimi, kültürel geçmiş ve dayanışma anlayışı vardır.
İhtiyacımız olan, bu birikimi ortak bir hedef etrafında buluşturmaktır.
Kitabevleri Sadece Kitap Satılan Yerler Değildir
Bir kitabevinin kapısından içeri girdiğinizde yalnızca raflara dizilmiş kitaplarla karşılaşmazsınız. Orada farklı düşünceler, farklı dünyalar ve yeni ufuklar vardır.
Kitapçının bir okura önerdiği eser, bazen o insanın hayatında yeni bir başlangıcın kapısını açabilir.
Bir çocuğun ilk kitabını seçmesi, bir gencin sevdiği yazarla tanışması veya bir araştırmacının yıllardır aradığı esere ulaşması, kitabevlerinin toplumsal değerini ortaya koyar.
Bu nedenle kültür kitabevlerine yalnızca ticari işletme gözüyle bakılmasını doğru bulmuyorum.
Türkiye'de kültür kitabevlerine, topluma sundukları hizmeti esas alan özel bir yasal statü kazandırılmalıdır.
Yerel kültürü geliştiren, okuma alışkanlığını yaygınlaştıran ve gençlerin sosyal hayata katılımını destekleyen bu mekânlar korunmalıdır.
Çünkü bir kitabevinin kapanması, yalnızca bir iş yerinin kapanması değildir. O şehirde yıllar içerisinde oluşmuş kültürel birikimin ve insan ilişkilerinin de zarar görmesidir.
Bugün internet üzerinden kitap satın almak oldukça kolay. Ancak bir kitabı elinize alıp incelemenin, kitapçıyla sohbet etmenin ve başka okurlarla aynı ortamda bulunmanın yerini hiçbir dijital alışveriş deneyimi tam anlamıyla dolduramaz.
Dünyadaki Örneklerden Osmaniye İçin Ders Çıkarmalıyız
Kültür kitabevlerinin korunmasına yönelik dünyada farklı uygulamalar bulunuyor.
Fransa'da bağımsız kitabevlerine yönelik LiR statüsü, belirli koşulları karşılayan işletmelere yerel vergi avantajlarından yararlanma imkânı sağlayabiliyor.
Bu sistemde kitap çeşitliliği, mesleki hizmet kalitesi ve düzenli kültürel etkinlikler önem taşıyor.
Almanya'daki Literaturhaus yapıları edebiyat etkinlikleriyle dikkat çekerken İngiltere'deki October Books ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Red Emma's, kooperatif temelli kitabevi modellerine örnek oluşturuyor.
Peki, Osmaniye neden böyle bir girişime öncülük etmesin?
Neden vatandaşların ortaklığıyla kurulan, ticari kazancı değil kültürel gelişimi önceleyen bir kitabevi kooperatifimiz olmasın?
Ben bunun mümkün olduğuna inanıyorum.
Üstelik bu girişim, doğru planlanır ve şeffaf biçimde yönetilirse Türkiye'nin başka şehirlerine de örnek olabilir.
Osmaniye Kültür Kitabevi Kooperatifini Birlikte Kuralım
Önerim oldukça açık.
Osmaniye'de okurların, öğretmenlerin, akademisyenlerin, yazarların, öğrencilerin ve kültür hayatına katkıda bulunmak isteyen vatandaşların ortak olabileceği bir kültür kitabevi kooperatifi kurulmalıdır.
Mevcut kitapçılarımız ve sahaflarımız da yılların getirdiği bilgi ve deneyimle bu girişime katkı sunabilmelidir.
Kooperatifin kuruluş sermayesi, kitap stoku, uygun mekân ihtiyacı ve işletme giderleri başlangıçta gerçekçi biçimde planlanmalıdır.
Günlük faaliyetler, emeğinin karşılığını alan profesyonel çalışanlar tarafından yürütülmelidir. Gönüllü katkılar ise bu çalışmayı güçlendirmelidir.
Bu yapı yalnızca kitap alınıp satılan bir yer olmamalıdır.
Her ay bir kitabın birlikte değerlendirildiği okur buluşmaları düzenlenmelidir.
Çocuklar için okuma etkinlikleri, gençler için yazarlık atölyeleri, akademisyenlerle bilim söyleşileri gerçekleştirilmelidir.
Osmaniye dışında yaşayan yazarlarımızın da çevrimiçi bağlantılarla katılabileceği programlar hazırlanmalıdır.
Böylece şehirde yaşayan insanların kültür ve sanatla düzenli olarak buluşabileceği bir ortam oluşturulmalıdır.
Bir çocuğun kitapla kurduğu bağ, Osmaniye'nin geleceğine yapılabilecek en değerli yatırımlardan biridir.
Osmaniye'nin Kurumları Bu Girişime Sahip Çıkmalıdır
Böyle bir kooperatifin kurulmasında vatandaşların iradesi ve ortaklığı esas olmalıdır. Ancak kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının desteği de önemlidir.
Osmaniye Valiliği, Osmaniye Belediyesi, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası, Osmaniye Barosu, akademik meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları bu girişime katkı sunmalıdır.
Valilik kurumlar arasında koordinasyonu destekleyebilir.
Osmaniye Belediyesi uygun mekân sağlanmasına ve kültürel etkinliklerin gerçekleştirilmesine yardımcı olabilir.
Üniversitemiz akademisyenleriyle bilim ve edebiyat buluşmalarına öncülük edebilir.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü, gönüllülük esasına dayanan öğrenci ziyaretleri ve okuma programlarının geliştirilmesine katkıda bulunabilir.
Meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız da bilgi birikimlerini, deneyimlerini ve imkânlarını bu çalışmaya aktarabilir.
Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim bir ilke var.
Kamu desteği sağlanırken kitabevinin kültürel bağımsızlığı mutlaka korunmalıdır.
Kitap seçimine, yazar davetlerine ve etkinlik içeriklerine herhangi bir siyasi veya idari müdahale olmamalıdır.
Mali hesaplar denetlenmeli, bağışlar açık biçimde kaydedilmeli ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı herkes tarafından görülebilmelidir.
Kültürün gelişmesi için güven kadar özgürlük de gereklidir.
Kitabevlerine Özel Vergi ve Sigorta Desteği Sağlanmalıdır
Kültür kitabevlerinin yaşatılabilmesi için yalnızca iyi niyet yeterli değildir. Ekonomik koşulların da bu işletmelerin sürdürülebilirliğini desteklemesi gerekir.
Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinde kültür kitabevlerini koruyacak özel bir yasal düzenleme yapılmasını öneriyorum.
Belirli kültürel ve mesleki ölçütleri karşılayan kitabevlerinin kitap satışından elde ettikleri kazançlar vergiden istisna edilmelidir.
Kültür kitapçılığı faaliyetlerine ilişkin diğer vergi ve harç yüklerinin kaldırılması da değerlendirilmelidir.
Elektrik ve su giderleri için kamu desteği sağlanmalıdır.
Çalışanların sigorta, sağlık ve emeklilik hakları eksiksiz korunmalı; SGK işveren primlerinin kamu tarafından karşılanmasına yönelik bir sistem geliştirilmelidir.
Ayrıca yayınevleri ve dağıtım şirketlerinin kendi internet satışlarında uyguladıkları fiyat politikalarının yerel kitabevleri üzerindeki etkisi dikkate alınmalıdır.
Önerim, kültür kitabevlerine ürün sağlayan yayınevi veya dağıtıcının, aynı kitabı kendi internet sitesinde yerel kitabevinin satış fiyatının altında sunmasını önleyecek bir düzenleme yapılmasıdır.
Bu yaklaşımın bağlı şirketler aracılığıyla gerçekleştirilen fiziksel kitap satışlarını da kapsaması gerektiğini düşünüyorum.
Böyle bir düzenlemenin rekabet hukuku ve tüketici hakları açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak temel amacımız, kültürel değer üreten bağımsız kitabevlerinin büyük satış ağları karşısında varlığını sürdürebilmesidir.
Yaşar Kemal'den Karacaoğlan'a Osmaniye'nin Kültür Hafızası
Osmaniye'nin edebiyat ve kültür alanında önemli bir birikimi bulunmaktadır.
Çukurova'nın edebiyat geleneği, Yaşar Kemal'in eserleri, Karacaoğlan'ın şiirleri, Âşık Feymani'nin halk ozanlığı ve Orhan Kemal'in edebiyat dünyası, oluşturulacak kültür merkezinin temel çalışma alanları arasında yer alabilir.
Osmaniyeli yazarlarımızın eserlerine özel bölümler ayrılmalıdır.
Kent tarihini anlatan kitaplar, yerel dergiler, sözlü tarih araştırmaları ve yeni yazarların ilk eserleri desteklenmelidir.
Gençlerimizin yaşadıkları şehrin tarihini ve kültürel zenginliklerini öğrenebilecekleri etkinlikler düzenlenmelidir.
Köy Enstitülerinin eğitim ve kültür birikiminden, geleneksel kıraathanelerimizin sohbet ve düşünce ortamından ilham alınabilir.
Hayal ettiğim kültür kitabevinde bir gün çocuklar kitap okurken başka bir köşede gençler şiir üzerine konuşabilmeli.
Bir başka gün Osmaniye'nin geçmişini araştıran bir tarihçi, kentimizin eski fotoğraflarını ve belgelerini vatandaşlarla paylaşabilmeli.
Bir akşam Karacaoğlan'ın şiirleri okunurken başka bir akşam Yaşar Kemal'in romanları tartışılabilmeli.
İşte benim görmek istediğim Osmaniye budur.
Hayırseverlerimiz Bu Kez Kitapta Yarışsın
Osmaniye, dayanışma kültürü güçlü bir şehirdir.
İhtiyaç duyulduğunda vatandaşlarımızın nasıl bir araya gelebildiğini hepimiz biliyoruz.
Şimdi bu dayanışmayı kültür ve kitap alanında da göstermeliyiz.
Hayırsever vatandaşlarımıza çağrım şudur:
Gelin, bu kez kitapta, bilimde, sanatta ve kültürde yarışalım.
Bir raf kitap bağışlayalım.
Bir çocuğun kitaplarla tanışmasına katkı sunalım.
Bir yazarın eserini okurlarla buluşturalım.
Bir gencin düşüncelerini geliştirebileceği ortamın kurulmasına destek olalım.
Kooperatife yapılan bağışlar ve sağlanan destekler şeffaf biçimde yönetilmelidir.
İşletme giderleri, yasal yükümlülükler ve gerekli mali yedekler ayrıldıktan sonra oluşan gelir fazlası yeniden kitap çeşitliliğine, kültürel etkinliklere ve eğitim çalışmalarına aktarılmalıdır.
Bu girişimin amacı ortaklarına yüksek kazanç sağlamak değil, Osmaniye'nin kültürel hayatına kalıcı bir değer kazandırmak olmalıdır.
Osmaniye Milletvekillerine ve Yerel Yöneticilere Çağrım
Osmaniye milletvekillerimizin kültür kitabevlerini koruyacak yasal düzenlemeleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşımasını istiyorum.
Yerel yöneticilerimizin de vatandaşların kuracağı kültür kitabevi kooperatifi için somut destek programları geliştirmesini bekliyorum.
Bu girişim herhangi bir siyasi görüşün, kurumun veya kişinin projesi olmamalıdır.
Osmaniye'nin ortak kültür projesi olmalıdır.
Çünkü kitapların siyasi partisi olmaz.
Bilimin, sanatın ve edebiyatın gelişmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bugün atacağımız küçük bir adım, yıllar sonra Osmaniye'nin kültür hayatında önemli bir dönüşümün başlangıcı olabilir.
Belki bugün kurulacak bir kitabevinde kitapla tanışan çocuk, yarın Türkiye'nin önemli bilim insanlarından biri olacaktır.
Belki orada ilk şiirini okuyan genç, geleceğin tanınmış şairlerinden biri haline gelecektir.
Belki de o mekânda düzenlenen bir söyleşi, bir insanın hayata bakışını değiştirecektir.
Bunların hangisinin gerçekleşeceğini bugünden bilemeyiz. Ancak kültüre yapılan yatırımın yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakları da ilgilendirdiğini biliyoruz.
Osmaniye'ye yalnızca yeni bir kitabevi kazandırmayalım. Osmaniye'nin geleceğine ışık tutacak, herkesin kendisini ait hissedebileceği bir kültür yuvası kuralım.
Ve bu yuvanın kapısı, okumak, öğrenmek, düşünmek ve üretmek isteyen herkese açık olsun.
Çünkü kitap okuyan bir şehir, geleceğini daha güçlü kurar.