Büyük Lider Değerli Komutan Fatih Sultan Mehmet Han ve İstanbul’un Fethinin başladığı günlerdeyiz. Yedi dil bilen ilim ve irfan sahibi Dahiyane bir buluşla sultanın mühendisleri Tophane'den Galata'nın arkasındaki tepeyi aşıp Kasımpaşa'ya ulaşan güzergaha döşenen yağlanmış yuvarlak ağaçlar üzerinden gemileri yürüterek kızaklı bir yol yaptılar. 22 Nisan sabahı imparator ve halk dehşet içinde 55 Türk gemisinin Haliç surlarında seyrettiğini gördüler.
Bir süre sonra surlarda gedik açıldı. Osmanlı toplarıyla yıkılan Bizans'ın hali, bilimsel bilgiyi üretmeyen, kendi teknolojisini geliştiremeyen milletlerin nasıl bir yenilgi tattıklarını gösteren en güzel örnektir. Surların gözleri önünde yıkıldığını gören Bizans imparatoru Sultan'a haber gönderek barış için yalvardı. Fatih "Ya ben bu şehri alacağım yahut da bu şehir beni alcak; sağ veya ölü, bütün istediğim şehir, boş bile olsa" diye muhteşem bir cevap verdi.
29 Mayıs Salı gününün ilk saatlerinde Türk taarruzu birdenbire bütün sur boyuca top atışlarıyla başladı. Türk askerleri üç taraftan surlara hücüm ettiler ve sonunda Topkapı ve Edirnekapı arasındaki dış surlara tırmanmaya başladılar. Neticede İstanbul fethedildi. Aynı zaman tam bir siyaset bilimci içerideki bizans entrikasına hizmet Edenleride takip ediyordu. Çandarlı Halil paşa Fetih esnasında hainlik yapıyordu ve Roma ile yazıştıgı biliniyordu. Fatih Sultan Mehmed, 1 Haziran'da ilk fermanını imzalıyor. Çandarlı'nın idamı. Onunla birlikte idama karşı çıkan bütün yeniçeri ağalarınıda idam ettirildi.
İstanbul’u Feth Eden Fatih Sultan Mehmet, demokrasi ve insan hakları gereği Anadolu ve Rumeli’nin değişik yerlerindeki yerleşim birimlerinde bulunan Lâtinler azınlığına kendisinden önce süregelen din ve vicdan serbestisini aynen tanımıştı. Amma ve lakin Bizanslılar bunu fırsat bildiler.
Seminerler, ve STK’lar birer okul haline getirilmişti. Üstelik Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan bütün cemaatlere aynı haklar tanınmış, böylece Osmanlı tebaasından çeşitli milletlerin açtıkları Cemaat okulları, kilise bünyesinde kurulan “Ruhban Okulu” niteliğinde olan küçük çaptaki bu birimler, zamanla gelişmeye, büyümeye, çoğalıp yaygınlaşmaya başlamışlar, giderek çehreleri değişmiş böylece birer örgün eğitim-öğretim kurumu olma yolunda ilk adımı atmışlardı. En önemlisi de himayesinde olduğu devletin politikası doğrultusunda, Osmanlı Devleti’nin aleyhine siyasi faaliyetlere de başlamış oluyorlardı. Bu gelişmeler sonucu, cemaat okulları dışında yabancı devletlerin sahneye çıkmasıyla, elçilik okullarını da aşan bir “yabancı okul” kavramı doğmuştu. Cemaat Okullarına etki eden Fransa, İngiltere, Amerika, İtalya gibi devletler, yasal dayanaktan yoksun, denetimden uzak kendi öğretim kurumlarını açmaya başladılar. Denetimi devlet tarafından yapılamaz boyuta geldi.
Düşünebiliyormusunuz 1917 yılında yalnızca İstanbul’da bulunan “83” İngiliz okulu, 1910 yılında Beyrut’ta (Osmanlı toprağı iken) “44” Rus okulu, 1894 yılında Elazığ’da “83” (1894 yılında Elazığ’ın küçüklüğü düşünülürse okul sayısının korkunçluğu anlaşılabilir) Protestan okulu, yine 1894’te Bitlis’te “22”, Diyarbakır’da “22”, Erzurum’da “24” Protestan Okulu ve yalnızca Latin misyonerlerin 700’ü aşkın okul açmaları başka nasıl açıklanabilir.
Yabancı Okullar, misyonerlerin Müslümanları ya da kendi mezhebinden olmayanları kazanabilmek için kullanılan, milletlerin imparatorluk bünyesinden kopmasını getiren, bağımsızlık fikrinin tohumlarının atıldığı, eğitimi maske gibi kullanan, siyasi faaliyetlere programlanmış kurumlardır” demek yanlış olmayacaktır.
Hülasayı Kelam;
Bilim ve teknolojinin yerli olması gerekiyor
(F 35 petroit ve ES 400 düzesi)
Tarım ve Hayvancılık
Eti, sütü, yoğurdu, arpayı, buğdayı samanı)
Eğitim öğretimde Yabancı okullar ve özel okullar mantar gibi türedi
Sanayi de Ağır sanayi Hamlesi; Otomotiv, motor, uçak vs.
Uzun lafın kısası yerli ve milli her konuda biz bize yeteriz. Üniversiteler bilim yuvası olacak eğitim laboratuvarları kurulacak öğrenciler eğitilecek ve mezun olanlara gerekli destek yapılacak ve bu gençlerin önü açılıp çalıştırılacak. Bunun başka yolu yok. Özelleştirme yeniden gözden geçirilmeli Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştaki çocuklar Diplomalı işsiz olmayacak. Çünkü yoğun bakımda kullanılan solunum cihazını imkan verildiğinde 15 günde üretebildiklerini ispat eden pırlanta, bayrağım gibi tertemiz alnından öptüğüm genç mühendislerimiz kendilerini ispat ettiler.