Güloğlu’ndan Akyar Caddesi için kent hafızası ve yerel demokrasi çağrısı

Osmaniye Demokrasi Platformu Başkanı Av. Muhammet Güloğlu, Akyar Caddesi’nin isim değişikliği tartışmasında kent hafızası ve halkın görüşünün dikkate alınmasını istedi.

Güloğlu’ndan Akyar Caddesi için kent hafızası ve yerel demokrasi çağrısı
Haberler'de Abone Ol

Osmaniye Demokrasi Platformu Başkanı Av. Muhammet Güloğlu, Akyar Caddesi’nin isminin değiştirilmesine yönelik tartışmaları kent hafızası, yerel demokrasi, tarihî değerlerin korunması ve halkın karar süreçlerine katılımı açısından değerlendirdi.

Akyar adının Osmaniye’nin idarî ve toplumsal tarihinde 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan yazılı bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken Güloğlu, Belediye Meclisinin karar verirken tarihî kayıtları, cadde üzerinde işyeri bulunan esnafın ya da orada ikamet eden hemşehrilerin görüşünü ve kentte oluşabilecek en geniş mutabakatı dikkate alması gerektiğini söyledi.

“Yerel yönetimin temelinde katılım vardır”

Yerel yönetimlerin yalnızca yol, altyapı, park ve benzeri fiziki hizmetleri yerine getiren idarî yapılar olmadığını belirten Güloğlu, yerinden yönetimin aynı zamanda halkın yaşadığı şehirle ilgili kararların oluşumuna katılmasını gerektirdiğini ifade etti.

Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda vatandaşların kamu işlerinin yürütülmesine katılma hakkının demokratik ilkelerden biri olarak kabul edildiğini hatırlatan Güloğlu, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13. maddesinde de hemşehrilerin belediye karar ve hizmetlerine katılma ve belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme haklarının düzenlendiğine dikkat çekti.

Aynı maddede belediyelere kültürel değerlerin korunması konusunda çalışma yapma ve bu çalışmalara üniversitelerin, meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak tedbirleri alma görevi verildiğini belirten Güloğlu, “Yerinden yönetimin varlık nedenlerinden biri, kentte yaşayan insanların yaşadıkları çevreye ilişkin kararların oluşum sürecine katılabilmeleri ve kentin ortak değerlerinin korunmasıdır” dedi.

“Akyar sıradan bir cadde isminden ibaret değil”

Akyar adının tarihî geçmişinin konuyu sıradan bir cadde isimlendirmesinden ayırdığını belirten Güloğlu, Osmaniye Belediyesinin resmî internet sitesinde yayımlanan “Osmaniye Tarihçesi”nde yer verilen salname kayıtlarına dikkat çekti.

Hicrî 1285, miladî 1868-1869 yıllarında Osmaniye kazasının Ağyar, Tecirli, Cerid ve Çendoğlu olmak üzere dört nahiyeden oluştuğunu, Ağyar nahiyesine bağlı yerleşimler arasında da Ağyar adının bulunduğunu belirten Güloğlu, bugün Akyar olarak yaşayan yer adının en az 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan yazılı bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti.

Osmaniye kazasının idarî teşkilatlanmasının önemli başlangıç noktalarından birinin Fırka-i Islahiye dönemi olduğunu hatırlatan Güloğlu, Osmaniye Belediyesinin resmî tarihçesinde Hacı Osmanlı köyü ve çevresinin merkez seçildiğinin, Cevdet Paşa ve Fırka-i Islahiye’nin çalışmaları sonrasında 2 Ekim 1865 tarihli padişah iradesiyle Osmaniye kazasının oluşturulduğunun belirtildiğini söyledi.

Güloğlu, birkaç yıl sonra Ağyar nahiyesinin kayıtlarda yer almasının Akyar adının modern Osmaniye’nin idarî şekillenmesinin ilk dönemlerinden itibaren bu coğrafyanın hafızasında bulunduğunu gösterdiğini kaydetti.

“Kent hafızası yalnızca tarihî yapılardan oluşmaz”

Yer isimlerinin de kent hafızasının taşıyıcılarından olduğunu vurgulayan Güloğlu, şöyle konuştu:

“Kent hafızası yalnızca tarihî binalardan, kalelerden, anıtlardan veya müzelerde muhafaza edilen eserlerden oluşmaz. İnsanların çocukluğundan itibaren duyduğu mahalle isimleri, bir yeri tarif ederken kullandığı cadde adları ve kuşaklar boyunca aynı isimle tanımlanan yerleşimler de bu hafızanın parçasıdır.”

Tarihsel bir gereklilik ve açık bir kamu yararı ortaya konulmadan yapılan isim değişikliklerinin yalnızca tabeladaki yazıyı değiştirmediğini belirten Güloğlu, insanların şehirle kurduğu zihinsel ve duygusal ilişkiyi de etkileyebileceğini söyledi.

Akyar adını taşıyan caddenin geçmişten intikal eden ismine ve bu ismin tarihî değerine sahip çıkılmasını kentlilik bilincinin göstergesi olarak değerlendiren Güloğlu, “Yaşadığı yerin geçmişini merak eden, mahallesinin ve caddesinin ismine sahip çıkan, şehri ortak bir miras olarak gören insan sayısının artması teşvik edilmesi gereken bir sonuçtur” dedi.

Sofya örneğini hatırlattı

Avrupa’daki uygulamalara da değinen Güloğlu, Osmaniye Belediyesinin Avrupa Birliği Şehir Eşleştirme Programı kapsamında birlikte çalıştığı Sofya Belediyesiyle program sonunda kardeş şehir ön protokolü imzalandığını hatırlattı.

Sofya’da 2026 yılında belediyeye ait alanların isimlendirilmesi ve yeniden isimlendirilmesine ilişkin düzenleme değişikliği yapılırken taslağın 30 günlük yazılı kamuoyu danışmasına açıldığını, vatandaşların ve kuruluşların görüş bildirmesine imkân sağlandığını ve etki değerlendirmesinin kamuoyuna sunulduğunu belirten Güloğlu, “Şehir eşleştirmelerinin ve uluslararası belediyecilik ilişkilerinin amacı iyi yönetim uygulamalarından yararlanmaktır. Karar alma yetkisinin varlığı ile o yetkinin katılımcı ve demokratik biçimde kullanılması ayrı düşünülmemelidir” dedi.

“Kanun üçte iki çoğunluk arıyor”

Konunun hukuki boyutuna dikkat çeken Güloğlu, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 81. maddesinde yeni bir cadde, sokak, meydan veya tesise isim verilmesi ile mevcut bir ismin değiştirilmesinin birbirinden ayrıldığını belirtti.

Yeni isim verilmesinde Belediye Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu yeterli görülürken, mevcut bir ismin değiştirilmesinde üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun arandığını ifade eden Güloğlu, kararın mülkî idare amirinin onayıyla yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü hatırlattı.

“Kanunun mevcut bir ismin değiştirilmesini daha ağır bir karar nisabına bağlamış olması dahi, bu işlemin sıradan bir isimlendirme işlemiyle aynı hukuki nitelikte değerlendirilmediğini göstermektedir” dedi.

Belediye Meclisine çağrı

Çağrısının öncelikle Osmaniye Belediye Meclisinin bütün üyelerine olduğunu belirten Güloğlu, meclis üyelerinin verecekleri kararlarla yalnız bugünü değil gelecekteki kent kimliğini de şekillendirdiklerini ifade etti.

Akyar Caddesi’nin isminin değiştirilmesine ilişkin teklifin Meclis gündemine gelmesi hâlinde; değişikliğin neden gerekli olduğunun, hangi kamu yararının amaçlandığının, Akyar adının tarihî niteliğinin ve cadde üzerinde işyeri bulunan esnafın ya da orada ikamet eden hemşehrilerin görüşlerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Yeni bir cadde veya bulvara istenilen isim verilebilir”

Mevcut tarihî bir ismin değiştirilmesinin tek seçenek olmadığını vurgulayan Güloğlu şu öneride bulundu:

“Nasıl şehrimize kazandırılan Devlet Bahçeli Bulvarı’na hemşehrimiz Devlet Bahçeli’nin adı verildiyse, şimdi de şehre kazandırılması istenen yeni bir isim için mevcut ve tarihî bir adı değiştirmek yerine yeni bir cadde veya bulvar oluşturulup bu isim oraya verilebilir. Böylece hem şehre yeni bir değer kazandırılır hem de geçmişten gelen kent hafızası korunur.”

Halk danışması önerisi

Gerek görülmesi hâlinde kimlik kontrolünün ve mükerrer katılımı önleyecek tedbirlerin sağlandığı, sonucu kamuoyuna açık ve denetlenebilir bir halk danışması veya temayül yoklaması yapılabileceğini belirten Güloğlu, böylece Belediye Meclisinin kentlinin iradesini de görerek karar verebileceğini söyledi.

“Hukuken karar verebilmek ile toplumun ortak hafızasına ilişkin bir kararı mümkün olan en geniş mutabakatı arayarak vermek aynı şey değildir” diyen Güloğlu, seçimle elde edilen çoğunluğun tarihsel ve kültürel değerlere ilişkin kararları herhangi bir katılım aranmaksızın alabileceği anlayışının yerinden yönetimin demokratik anlamını yalnızca seçim gününe indirgeyeceğini ifade etti.

Güloğlu, “Belediye yerinden yönetimdir. Yerinden yönetimin amacı yalnızca kararın yerelden verilmesi değil; yerel iradenin de karar sürecine taşınmasıdır. Belediye Meclisinin kanundan kaynaklanan karar verme yetkisinin bulunması, kentte mümkün olan en geniş konsensüsün oluşturulmaya çalışılmasına engel değildir” dedi.

Akyar konusunda tarihî kayıtların ortaya konulması; cadde üzerinde işyeri bulunan esnafın, orada ikamet eden hemşehrilerin ve Osmaniyelilerin görüşünün alınması; konunun üniversite, tarihçiler, sivil toplum kuruluşları ile Baro, Mimarlar Odası ve benzeri meslek kuruluşlarının değerlendirmesine açılması gerektiğini belirten Güloğlu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiğini söyledi.

Güloğlu açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Şehirler geçmişten devralınır, belirli bir dönem için yönetilir ve geleceğe bırakılır. Akyar Caddesi tartışması yalnızca Osmaniye’de bir caddeye hangi ismin verileceği tartışması değildir. Bu mesele, Türkiye’de kent yönetiminde demokrasinin, katılımın, kent hafızasının ve yerinden yönetim anlayışının nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin somut bir örnektir.”

İlyas SABANCI

İlyas SABANCI

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.