Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon, dezenflasyon, döviz kuru, vergiler, bütçe açığı ve 2027 ekonomi programına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Hazine ve Maliye Bakanı, Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak enflasyon, dezenflasyon, döviz kuru, bütçe açığı, vergi politikaları, büyüme ve Orta Vadeli Program (OVP) hakkında açıklamalarda bulundu.
Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin en büyük öncelik olduğunu belirterek, seçim sürecinde de dezenflasyon politikasının sürdürüleceğini söyledi.
Bir televizyon kanalında ekonomi gündemine ilişkin soruları yanıtlayan Mehmet Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirtti.
Dezenflasyon sürecinin devam edeceğini vurgulayan Şimşek, “Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Şimşek, dezenflasyonun fiyatların düşmesi değil, fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geldiğini belirterek, Türkiye’de enflasyonun 2024’ün ikinci çeyreğinden itibaren gerileme eğilimine girdiğini ifade etti.
Bakan Şimşek, enflasyonun yüzde 65 seviyelerinden yüzde 31,5’e gerilediğini belirterek, giyim, dayanıklı tüketim malları, gıda ve kira gibi birçok kalemde fiyat artış hızında belirgin yavaşlama görüldüğünü söyledi.
Türkiye’de enflasyonun model ve tahminlerde öngörülenden daha yüksek bir katılık gösterdiğini belirten Şimşek, özellikle hizmet sektöründe geçmiş enflasyona endeksleme etkisinin güçlü olduğunu söyledi.
Kira, eğitim ve ücretlerdeki geçmiş enflasyona bağlı fiyatlama davranışlarının enflasyonun düşüşünü yavaşlattığını belirten Şimşek, bir yıldaki enflasyonun yaklaşık 40 puanlık bölümünün sonraki yıla taşındığını ifade etti.
Şimşek, bu durumu “atalet” olarak nitelendirirken, enflasyonla mücadelede daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.
Küresel ve jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine de değinen Şimşek, özellikle savaş kaynaklı enerji ve emtia fiyatlarındaki artışların enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
Şimşek, savaşın yalnızca petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden etkili olmadığını, pirinçten kükürte, sülfürden polietilene kadar çok sayıda emtiada fiyat artışlarının yaşandığını söyledi.
Bakan Şimşek, Merkez Bankasının çalışmalarına atıfta bulunarak, savaşın etkileri olmasaydı Türkiye’de enflasyonun mevcut seviyesinden yaklaşık 7 puan daha düşük olabileceğini ifade etti.
Şimşek, mevcut koşullarda yıl sonu enflasyonunun yüzde 28-29 civarında olmasının beklendiğini, savaş etkisi dışarıda bırakıldığında ise bunun yüzde 21-22 seviyelerinde olabileceğini söyledi.
Orta Vadeli Program’a yönelik eleştirilere de yanıt veren Şimşek, OVP’nin kamu açısından politika ve bütçe boyutunda bağlayıcı bir çerçeve, özel sektör açısından ise yol haritası niteliğinde olduğunu belirtti.
Bütçe hedeflerinin OVP açısından en bağlayıcı hedefler olduğunu ifade eden Şimşek, geçmiş yıllardaki bütçe performansına ilişkin rakamları paylaştı.
2023 yılında bütçe açığı hedefinin yüzde 6,4 olduğunu, gerçekleşmenin ise yüzde 5,1 seviyesinde kaldığını belirten Şimşek, 2024’te yüzde 6,4’lük hedefe karşılık yüzde 4,7 açık verildiğini söyledi.
2025 yılında bütçe açığının yüzde 2,9’a gerilediğini aktaran Şimşek, 2026 için yüzde 3,5 olarak belirlenen bütçe açığı hedefinin ise yaklaşık yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti.
Şimşek, büyük arz şoklarına rağmen büyümenin OVP’de öngörülen yüzde 3,8 seviyesinden yaklaşık yüzde 3,3’e gerilemesinin sınırlı bir sapmaya işaret ettiğini söyledi.
Cari açık hedeflerinin de büyük ölçüde korunduğunu belirten Şimşek, kuraklık, zirai don ve savaş gibi öngörülemeyen gelişmelerin ekonomik tahminlerde önemli değişikliklere neden olabildiğini ifade etti.
Döviz kuru politikasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Türkiye için ideal kur rejiminin dalgalı kur rejimi olduğunu söyledi.
Dalgalı kur sisteminin ekonomik şokların absorbe edilmesine yardımcı olduğunu belirten Şimşek, mevcut koşullarda piyasanın yakından takip edilmesinin gerekli olduğunu ifade etti.
Şimşek, uzun süredir çalkantı dönemleri dışında Türk lirasına genel olarak rağbet bulunduğunu ve bunun piyasada TL’nin aşırı değerlenmesine yol açabildiğini söyledi.
Enflasyonun tek haneli seviyelere doğru gerilediği bir ortamda daha esnek bir kur rejimine geçilebileceğini belirten Şimşek, bunun için mevcut şartların henüz oluşmadığını ifade etti.
Türkiye’nin ihracat rekabetine ilişkin değerlendirmesinde Şimşek, rekabet gücünün yalnızca döviz kuruyla açıklanamayacağını söyledi.
Enerji maliyetleri, dış talep ve Çin’in küresel ticaretteki ağırlığının da Türkiye’nin ihracat performansını etkilediğini belirten Şimşek, özellikle Avrupa ve Orta Doğu’daki zayıf dış talebe dikkat çekti.
Şimşek, Türkiye’de sanayicilere, ihracatçılara, çiftçilere ve yatırımcılara yönelik uygun maliyetli finansman desteklerinin sürdüğünü söyledi.
Bakan Şimşek, yeni dönemde imalat sanayisine işletme sermayesi desteği sağlanacağını açıkladı.
Bu kapsamda 250 milyar liralık bir finansman paketi oluşturulduğunu belirten Şimşek, paketin 6 ay ödemesiz ve 36 ay vadeli olacağını söyledi.
Finansmanın TLREF artı 2 puan seviyesinden sağlanacağını belirten Şimşek, desteğin yaklaşık yüzde 27 seviyesindeki maliyetle imalat sanayisine işletme kredisi imkanı sunacağını ifade etti.
Şimşek, programın gelecek yıl daha da büyütülebileceğini belirterek, temel amaçlarının sanayinin üretim kapasitesini güçlendirmek olduğunu söyledi.
OVP’nin seçim ekonomisine yönelik olduğu yönündeki değerlendirmelere de yanıt veren Şimşek, 2027 yılı için bütçe açığı hedefinin yüzde 3,5 olduğunu hatırlattı.
Önceki OVP’de 2027 yılı için yüzde 3,1 olan bütçe açığı hedefinin yüzde 3,5’e çıkarılmasının milli gelire oranla yüzde 0,4’lük bir değişiklik anlamına geldiğini belirten Şimşek, bütçe açığının hedeflenen seviyenin altında tutulmasını amaçladıklarını söyledi.
Şimşek, yeni bir ekonomik şok yaşanmaması halinde bütçe performansının hedeflerden daha iyi gerçekleşebileceğini ifade etti.
2027 bütçesinde savunma sanayii ve sosyal konut yatırımlarının önceliklendirileceğini açıklayan Şimşek, savunma sanayii harcamalarının önemli ölçüde artırılacağını söyledi.
Şimşek, savunma sanayii harcamalarında yüzde 229’luk artış öngörüldüğünü belirtti.
Bakan Şimşek, bölgedeki savaş ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle savunma sanayiinin önceliklendirildiğini ifade etti.
Sosyal konut yatırımlarına da değinen Şimşek, önümüzdeki birkaç yılda 750 bin sosyal konut inşa edilmesinin planlandığını söyledi.
Sosyal konut için bütçeden ayrılan kaynağın 2026 yılında 100 milyar liradan gelecek yıl 250 milyar liraya çıkarılacağını belirten Şimşek, böylece kaynakta yüzde 150 artış yapılacağını ifade etti.
Vergi politikalarına ilişkin soruları da yanıtlayan Şimşek, şu aşamada kurumlar vergisi ve gelir vergisinde değişiklik planlamadıklarını söyledi.
Cari açığın yönetilmesi dışında dolaylı vergiler konusunda da yeni bir düzenlemenin gündemde olmadığını belirten Şimşek, “Şu an için gündemimizde yeni vergi yok” ifadelerini kullandı.
Şimşek, vergi gelirlerindeki artışın değerlendirilmesinde nominal GSYH artışının dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Gelecek yıl nominal GSYH’nin yüzde 30,3 artmasının, vergi gelirlerinin ise yüzde 36 yükselmesinin planlandığını söyledi.
Eşel mobil sisteminin gelecek yıl devam ettirilmesinin planlanmadığını belirten Şimşek, uygulamanın bu yıl sonuna kadar motorinde kısmi olarak sürdürüleceğini söyledi.
Motorinin taşımacılık ve tarım açısından önem taşıdığını belirten Şimşek, uygulama nedeniyle vergi gelirlerinden feragat edildiğini ifade etti.
Gelecek yıl eşel mobil uygulamasının sona ermesi ve kayıt dışılıkla mücadelede elde edilen kazanımların vergi gelirlerine olumlu katkı yapmasının beklendiğini belirten Şimşek, vergi ve sosyal güvenlik primlerinin milli gelire oranının 2023'teki yüzde 20,5 seviyesinden yüzde 24,5-25 seviyesine yükseldiğini söyledi.
Memur ve emekli ücretlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, ücretli kesimin alım gücünün korunmasının önemli olduğunu söyledi.
Şimşek, kamu çalışanları, memurlar ve emeklilere en az enflasyon artışı kadar zam yapılmasının sürdürüleceğini ifade etti.
Dezenflasyon ile büyüme arasında kısa vadede bir etkileşim bulunduğunu belirten Şimşek, orta ve uzun vadede ise fiyat istikrarı ile sürdürülebilir büyüme arasında çelişki olmadığını söyledi.
Yüksek enflasyon dönemlerinde büyümenin de zayıfladığını ifade eden Şimşek, dezenflasyon sürecindeki kısa vadeli yavaşlamanın ekonomik dengesizliklerin giderilmesi açısından gerekli olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin program döneminde dünya ekonomisinden bir miktar daha hızlı büyüdüğünü belirten Şimşek, savaş, küresel ticaret ortaklarındaki yavaşlama ve belirsizliklerin yatırım ve tüketim kararları üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Şimşek, önümüzdeki dönemde büyüme açısından dış konjonktürün belirleyici olacağını ve aşağı yönlü risklerin bulunduğunu ifade etti.
Yorum Yazın