banner182

Asıl oluşumu “Dünya emekçi kadınlar günü” olarak bilinen ve tarihsel anlamda önemli bir yeri olan 8 Mart tarihinde yapılan etkinlikler gündemi yeniden canlandırıyor.

Dünyanın Jandarması olarak bilinen ABD’nin New York kentinde 1857 yılında işçi kadınların haklarını aramak istemelerinin ardından, emperyalizmin gösterdiği şiddet ve ayrımcılık neticesinde yüzlerce kadının fabrikada yakılması olayı ile başlayan o anı anımsamak ve anımsatmak gerekiyor.

Kadın işçilerin başlattıkları emeğe saygı direnişindeki mücadele, yıllar sonrasında bir özel güne dönüştü. Kadınlara değer vermek; sadece mikrofon karşısına geçip konuşmakla veya dinleyenlere süslü sözler söylemekle olmuyor.

Avrupa ülkelerinde bile olmayan “Kadına seçme ve seçilme hakkı”nı veren Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anımsamanızı öneririm. Bu gün bile bazı Arap ülkelerinde kadınların otomobil bile kullanılmasının yasak olduğu, kadınların haklarını aramalarının söz konusu bile olmadığı ülkeleri düşünün. 

Günümüze gelindiğinde ise kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve öldürülme olayları ile birlikte ülkemizin bazı bölgelerinde devam eden “başlık parasına evlendirme” kadına sorulmadan aile içi verilen kararlar, sevdiği ile kaçtığı için “ölüm fermanının verilmesi” olaylarına neden çözümler bulunamıyor?

Şiddet ve ölümler, tecavüzler her geçen gün artarken, ülkenin yönetiminde söz sahibi olanların kullandıkları sözleri anımsayın.

Kadına tecavüz olayında “iyi hal” indirimini anımsayın. Kadına yönelik bazı çirkin olayların yaşanmasında o yerleşim birimindeki bazı kişilerin kimlikleri ön plana alınmak suretiyle haberlerinin yasaklanabildiği olayları anımsayın.

Bu ve benzeri olaylara karşı dün Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi, Osmaniye’mizde de kadınlar birlik olma yolunu deneyerek etkinlik yaptılar.

Asıl kutlanması gereken “emekçi kadınlar” olması düşünülürken, bazı kadınların dünkü etkinlikte sadece bulunmaları için geldiklerine tanık oldum.

Bir kadın elinde basılı ilanı dağıtırken; “Alın işte, öküzümüzden sonra gelen kadınların sorunlarını okuyun!” diye konuşurken, gözlerinde şiddet, yüreğinde erkeklere karşı nefret gözlemliyordum. Benim yanımda bulun bir kadın, o kadının bu davranışının doğru olmadığını bana anlatmaya çalışıyordu.

Kadınlar kendilerinin mücadelesini verirken, erkeklere karşı ve onları suçlayıcı biçimde değil de, yaşamın ortaklığında ve birlikte mücadele edilmesi ile sorunların çözümlenebileceğine vurgu yapmalıdır.

Erkekler kadınları ‘ikinci sınıf vatandaş’ görmemesi gerektiği gibi, kadınların da haklarını ararken, erkekleri öteleyici sözcükler kullanmadıkları sürece, barışık bir yaşamın süreceğine inanıyorum.

Televizyonlardaki görüntülere bakalım, uzaklara gitmeye gerek yok. Ülkemizde yaşanan olayları izlerken, kadınların yaşadıkları üzücü olayları kabul etmeyen biri olarak, yasaların gerektirdiği şekilde veya yöneticilerin yaşama geçirmek istedikleri yöndeki olayları da iyi okuyabilmek önem taşıyor.

Öz çocuğuna şiddet uygulayan, çamaşır makinesi atıp ölümüne neden olan bir kadın ile eşini öldüren bir erkek arasında bir fark görebilir misiniz?

Mutlu olabilmenin ve yaşayabilmenin yolu eğitimden geçiyor. Okumayan, okumadan uzak tutulan, tartışmaktan kaçınan, eğitimsiz kişilerin karşılıklı anlaşamamaları şiddete, ardından da ölümle sonuçlanabileceğini inkar edebilir miyiz?

Tüm kadınlarımızın üretime ve barış içerisindeki yaşama katkılarından dolayı kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155