1940’lı yıllar.Torosların(Andırın) bir dağ köyü.Bu köyde üç kız çocuklu Mehmet’le Ayşe’nin ailesi yaşamakta.

Gün gelir Mehmet askerliğini yapmak için Ankara’ya gider.Yazık ki askerliğini daha yarılayamadan bir kaza sonucu ölür.Cenazesi bile memleketine getirilemez.O zamanların deyişiyle;”ASKERDE KALIR!”

Geride de üç çocuğuyla Ayşe Gelin kalmıştır.

O yıllar yokluk,yoksulluk diz boyudur.Ne yapabilir bir başına Ayşe Gelin? En büyüğü beş yaşındaki üç kızından birini kayın babasına bırakır.Kendisi de diğer iki çocuğu ile baba evine sığınır.Uzun süre geçmeden de akrabalarından bir delikanlı ile evlenir.

Gelelim öykünün devamına;
Ayşe Gelin yeni kocasıyla yaşaya dursun,yanında götürdüğü diğer iki kız çocuğunu annesine bırakmıştır.Bu kızlardan biri öykümüzün kahramanı Asiye’dir.

Asiye diğer kardeşlerine göre daha gürbüz, güzel, alımlı-çalımlıdır. Zamanla gelişir,köyün de en güzel,dikkat çeken kızı olur.

Kız olur da(Üstelik güzel) seveni olmaz mı?Asiye aynı zamanda köyün delikanlılarından Hüseyin’e sevdalıdır.

Asiye’nin güzelliği oralarda bilindiği gibi,tee Çukurova’ya,Osmaniye’nin köylerine duyulur.O yıllarda yaylacılık,yaz göçümü hat safhadadır. Asiye’nin köyü de aşiretlerin göç yolu üzerindedir.

Osmaniye’nin bir köyünden Abdullah Ağa’nın delikanlı çağında oğlanları vardır.İçlerinden Hacı,çirkince biri olup,gençlik çağı bir hayli geçmiştir.Hacı’ya bizim Asiye’yi istemeye karar verirler.

Güvendikleri yerse,kendilerinin varlıklı,kız tarafının fakir olmasıdır.

Ancak bir sorun var,kız güzel,oğlan çirkin,ya beğenmezse?!

Aklı evveller ona da çare bulurlar.Derler ki;” Hacı’nın küçüğü İbrahim daha yakışıklı.Onu gösterir,gerdeğe Hacı’yı sokarız!”

Toroslar’a göre Çukurova,ekmeğin bol olduğu yerdir;”TAMAM” derler.Oğlanı görürler,beğenirler.Kız da beğenmiş sayılır.

O zamanın şartlarına göre düğün yapılır.Gelin oğlan evine getirilir.Şimdiki gibi arabaya damatla gelinin bindirilmesi mi var? Gelin ata bindirilip getirilir.Akşam olunca da damadımız Hacı gelinin odasına girer.

Girrer de damada bakınca gelinin gözleri faltaşı gibi açılır.Bağırır içerden;”BANA GÖSTERDİKLERİ ADAM BU DEĞİL! BEN BUNU İSTEMEM!” diye.

Sanki bu işi organize edenler bilmiyor ya! Hemen devreye girilir.Hep bir ağızdan;”KIZIM YANILIYORSUN.YOL YORGUNLUĞUNDAN OLMALI TANIYAMADIN,SANA GÖSTERDİĞİMİZ OĞLAN BU!” dedilerse de Asiye direnir.

Bakarlar ki olacak değil,bu iş hileyle olmuyor,kayınpeder devreye girer.Geline yalvarır yakarır,dizi dizi altınlar,sürüsüyle keçiler koyunlar,sulu tarafından tarla vereceğine söz verir.”YETER Kİ” der;”SEN BU İŞE HE DE.ELE GÜNE MALAMAT OLMAYALIM!”

Yine aracı olarak gün görmüş kadınlar devreye girer;”YAVRUM, EŞEĞE BİNMEK BİR AYIP,İNMEK İKİ.GEL ETME KABUL ET” derler.Zavallı Asiye çaresiz boynunu büker.Bir şey diyemez.

Kabul eder de bu hazin evlilik, Asiye’nin içinde acı anı olarak kalır.Yaşadığı sürece de köyünde boynu bükük bıraktığı sevdalısı Hüseyin’i düşünüp;”YÜCE DAĞ BAŞINDA BİR TOP KAR İDİM,YAĞMUR YAĞDI GÜNEŞ VURDU ERİDİM!” türküsü dilinden düşürmez.

Kayın babaya gelince,ömrünün sonunda kafasını evin taş duvarına vura vura öldüğü söylenir.Kim bilir,belki de Asiye’ye yapılan hilenin bedelidir!

Asiye’nin bu evlilikten çocukları olur.Oğlan-kız belli yerlere gelirler.Ancak kendisi genç denecek yaşta ölür.

O yaştaki ölüm nedeni,belki de yaşadığı,yanlış kişiyle evlilikti kimbilir…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155