HAC-1

HAC NİYETİYLE KÂBE’Yİ ZİYARET ETMEK :
Kur’an-ı Kerim’de insanlar için yeryüzünde kurulan ilk mabedin Mekke’deki mübarek  ev (Kâbe) olduğu (Âl-i İmrân, 3/96) buyrulmuştur. Kur’anda; Kâbe, “ el Beytü’l-harâm” (Maide,5/2), O’nu çevreleyen Mescid, “el Mescidü’l- harâm (İsrâ, 17/1), Mekke şehri de “Harem” (Kasas, 28/57) olarak nitelendirilip diğerlerinden farklı olarak ilâhî feyiz ve berekete, insanların manevî açıdan temizlenme ve arınmalarına mahal kılındığı, buraların korunmuş ve saygıya değer yerler olduğu belirtilmiştir. Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev, ilk mâbet Kâbe’dir.(Âl-i İmrân, 3/96). Kâbe için, Türk kültüründe, tarih boyunca “yüce tutulan, saygı gösterilen”  anlamındaki sıfatla birlikte “Kâbe-i Muazzama” terkibi en çok tercih edilen isim olarak öne çıkmıştır.(Hicaz Albümü, Diyanet İşleri Baş.Yayınları No:669, s.16-17, 21,24).
Hz. İbrahim zamanından beri, binlerce seneden beri, peygamberlerin, resûllerin, nebîlerin, evliyaların, ermişlerin, velîlerin, pirlerin, şeyhlerin, tarihî şahsiyetlerin, kralların, imparatorların, âlimlerin, müminlerin, yüreğinde Cenab-ı Allah sevgisi ve aşkı olan ve sağlık ve maddi durumu müsait olan tüm inançlı Müslümanların:
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk…!.”: “Buyur Allahım buyur ! Emrindeyim buyur !” diyerek ziyaret edip “rahmet” bekledikleri  Kâbe, Allah’ın evidir! Ve mümin kişinin, O’nun daveti üzerine bu kutsal mekanı ziyaret etmesi ve Hacı olması nasip olur.

Türk Şairi M. Süleyman Nahifî bu gerçeği ne güzel ifade etmiş:
Kime ki Kâbe nasib olsa Hüdâ rahmet eder!
Her kişi hânesine sevdiğin davet eder !

Hac, Yüce Tanrı’ya kulluk etmek görevleri arasında bulunan, sağlık ve ekonomik olarak durumu uygun olanlar için islâmın şartlarından olarak Mekke şehrindeki Kâbe’yi ve civarındaki kutsal sayılan özel yerleri, özel zaman içinde usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer merasimi  yerine getirmektir..Haccın, gücü yetenlere yani sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip olan müslümanlara farz olduğu; bunların ömründe bir defa hacca gitmesinin gerektiği  Kur’ân-ı Kerim’de ve Sünnet’te bildirilmiştir:  “Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır..” ( Âl-i İmran ,3/97 ) 
Hac, maddi ve manevî, dünyevî ve uhrevî, ferdi ve sosyal yanı olan bir ibadettir. O, bir yandan kulun Allah’a, peygamber’e, ahirete, kısaca tüm iman esaslarına gönülden bağlanmanın bir göstergesidir; ayrıca, bizlerin, samimiyet, sabır, kardeşlik, sevgi, fedakârlık, paylaşma v.b. ahlakî erdemleri kazandığımız ve tatbik imkânı bulduğumuz bir alandır. Hac, ömürde bir kere müslümanın yeniden doğması ve kutsal-manevi bir havuzda yıkanıp arınmasıdır.
Hz.Peygamber(s.a.s.); “Kim kötü işlerden ve Allah’a karşı gelmekten sakınarak hac yaparsa, günahlardan temizlenerek anasından doğduğu gibi tertemiz hale gelir.”(Buharî’den aktaran Dr.Faruk Görgülü,a.g.e.s.273) müjdesini vermiştir.

Herhangi bir sebeple Hacca gidemeyenlerin veya birden fazla gidemeyenlerin umre yapmak niyetiyle de Mekke ve Medine’yi ziyaret etmeleri fazileti yüksek bir ibadettir. Umrenin faziletiyle ilgili olarak Resûl-i Ekrem(s.a.s.) : “ Umre, daha sonraki umreye kadar,  ikisi arasında işlenen günahlar için kefârettir. Allah katında makbul haccın karşılığı ise Cennettir.” buyurmuştur. ( Buhari, Umre, 1) Ayrıca “Kim Allah için hacceder de (Allah rızasına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, (kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner.”(Buhârî, Hacc,4) buyurmuştur.

GELECEK HAFTA CUMA SOHBETİ YAZIMIZDA KABE HAKKINDA BİLGİ VERİLECEKTİR

HAC


Lebbeyk Allâhümme  lebbeyk diyerek,
Mîkâp noktasında ehram giyerek,
Halimiz arz etmeye geldik Allah’ım,
Boynumuz bükük, başımızı eğerek …

Niceleri geldi bu Yüksek Huzuruna,
Bakmayasın diye dünyevî kusuruna,    
Nûh Nâciyullâh, Halilullâh, Resûlullâh,
Çekmişler Sancağı Kâbe’nin Sûruna …

İlk ibadethâneye Kâbe’ye gidelim,
Tanrı Evini huşûyla tavaf edelim,
Atom, galaksiler, tüm varlık dönüyor,
Yürek yanık, göz yaşlı biz de dönelim …
   
Önceden Hacer-i Evset selâmlanır,
Tavafta gerekli dualar kelâmlanır,
Yedi şaftı tam ikmal ettikten sonra,
İbrahim Makamında namaz kılınır …

Usûldür sonra kana kana Zemzem içmek,
Merve-Sefâ arası sây yapmaya geçmek,
Peygâmber “Hac’ta Arafât farz” demiştir,
Şarttır kâfilelerle ol  yollara düşmek …
   
Milyonlarca ehramlı yakarıyor Pirine,
Arafât dönmüş tam bir Mahşer yerine,
İnsan anlıyor ki, Evrende bir zerre,
Ey gönül dönüş burada bir Tanrı erine!

Burada vakfe, Allah’a derin yakarıştır,
Ruhlardan topluca semâya haykırıştır,
Göz yaşlarıyla, hem yanık yürekleriyle,
Mü’mince, mânen  Yüce Tanrı’ya varıştır!
   
Akşamdan sonra Müzdelife’ye varılır,
Burada da o derin vakfeye durulur,
Namazlarla, dualarla zikir edilip,
Rab’den af dilenip nefse hesap sorulur!

Sabaha karşı Mina’ya ol akın başlar,
Milyonlarca hacı üç gün şeytan taşlar,
Gönül mahzun, dil suskun, yürekler ezik,
Gözler sulu, durmadan akıyor yaşlar!
   
Nihayet kurban kesilir, tıraş olunur,
Ehramdan çıkılıp giysiye dönülür,
Gözler dönmüştür Medine cihetine,
Ayrılmadan veda tavafı yapılır!

Medine’ye varmadan şüphesiz olmaz,
Resûl’e gitmeyen kalp hiç huzur bulmaz,
Mescid-i Nebevî’de namaz kılmadan,
Muammer OYTAN’ın programı dolmaz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner155