banner155

banner244

06.04.2020, 14:06

Yazar olmak zor!..

Yazar olmak ya da olabilmek, veya olmaya çalışmak zor anıları da beraberinde getiriyor!

Yazar isen eğer; çevrendeki, bölgendeki, ülkendeki ve dünyada olup biten olaylara kayıtsız kalamıyorsun! Hele de yaşananları gördüğünde, bilgi sahibi olduğunda bunları yazamadan yaşamanın bir anlamının olmadığını düşünüyorsun.

Toplumdaki her bireyin görüş, düşünce ve inançlarına saygı duyarak yaşamaya çalıştığın yerkürede, kendilerince sana tepki gösterip saygısızca davrananlar için yine sabırlı olmak için yüreğini zorluyorsun!

Özellikle kirletilen siyaset ile koltuklarının sıcaklığını bırakmak istemeyip “kirli siyaset” yapanlara kızıyorum.

Halkın arasında dolaşmak, onların sorunlarını dinlemek ve dile getirebilmek için parmaklarını dakikalarca oynatarak güzelliklerin yaşanması uğraşı içerisinde olabilmenin mutluluğu ile bilgisayarımın başına geçiyorum. Gerisi mi, gerisi olumlu veya olumsuz tepkilerin hesabını yapmıyorum!

Konuştukları ve savundukları gibi yaşamayanlar, sözcüklerindeki her harfin ağırlığını ölçüp tartmadan konuşanlara kızıyorum!

Bilirsiniz; “Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir!” tümcesini.

Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs tehlikesinin Türkiye’deki ilk vakası 10 Mart tarihinde görüldü. İlerleyen günlerdeki ölümler ile vaka sayıları katlanarak çoğalmaya başladı.

Mart ayı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de “Dert-ölüm” ayı olarak tarihteki yerini aldı. İlk ölüm 18 Mart günü yaşanırken, vaka sayısının da 98 kişi olduğunu öğreniyoruz.

Mart ayının son gününe gelindiğinde ölüm olayı 214, vaka sayısı ise 13 bin 531’e yükseliyor. Mart ayındaki 13 günlük sürede 214 vatandaşımızı kaybettik.

Nisan ayındaki ölüm ve vaka sayısı artışını sürdürdü. Dün (6 Nisan) itibarı ile 574 ölüm ile vaka sayısının ise 27 bin 69 olduğunu üzülerek yazıyorum.

Yaşanan olumsuzlukları yazamadan duramıyorum, olayları okurlarımla paylaşmazsam yüreğime hesap veremeyeceğimi düşünüyorum.

Merkezi iktidar ile yerel iktidar arasındaki; “Yardımlaşma-Dayanışma” adı ile parasal katkı istenmesi olayındaki siyasal sürtüşmeler ile farklı tepkilerin ortaya atılmasının şimdi, günü olmadığını düşünenlerdenim.

Değişik isimlerle alış-veriş ve hizmetler sırasında alınan vergilerin, belli zamanlarda toplanan “Yardım” paralarının ihtiyaç günlerinde kasadan çıkarılması önemli!

İktidar halka hizmet amaçlı olarak; otoyol, köprü, tünel ve hastane yaptırıyor. Ancak; bu hizmetler için vatandaş yine para ödediği gibi, “Garanti verilmesi” nedeni ile verilen sayının azlığının garantiye tamamlanması için yine ödeme yapılıyor.

Bir insan lokantaya gittiğinde, yemediği yemeğin ve içmediği ayranın parasını nasıl öder, Allah aşkına bir mantık kullanarak düşünelim!

Koronavirüs nedeniyle İtalya ve İspanya halkı zor günler yaşıyor. İnsanlık adına onlara yardım etme sorumluluğu duymak ta güzel.

Ancak, Türkiye’de halktan para toplamak için IBAN numarası verilirken, Devletin en üst düzeyinden; İtalya ve İspanya’ya uçakla gıda kolileri göndermesi, vatandaşı düşündürüyor!

En önemlisi de; bazı siyasilerin TV ekranlarındaki konuşmalarındaki beden dilleri hiç hoşuma gitmiyor! Bu virüs sınavından başarı ile çıkılması umudu ile, sağlıklı günler dilerim…

Yorumlar (0)