banner244

banner155

07.04.2020, 02:54

Salgını Birlikte Savalım

   Bu salgın hastalık hakikaten tüm dünyada olduğu gibi bizleride çok korkuttu. Bununla beraber toplum ve birey olarak negatif etkisinin yanında pozitif etkilerinide yadsıyamayız. İnsanların vicdan muhasebesi, toplumsal olguların değerlendirilmesi, hijyen ve hastalıkla ilgili kurallara daha fazla uyması, ve ülkelerin olağanüstü tedbirler almasına vesile oldu. Korkuyla birlikte alınan tedbirler ve insanların uyarılara riayet etmesiyle eşgüdümlü olarak bunlar hastalığın beklenenden daha az yayılmasını sağladı. 
Diğer taraftan İnsanlar; sosyal medyada doğru ya da yanlış tüm bilgilerden aşırı derecede etkilendi. Korku ve kaygı aşırı arttı. Ülkelerin bu rakamları doğru açıklamadığı yönünde bilgiler fısıltıyla yayıldı. Ancak bütün ülkeler havaalanı ve sınır kapılarını kapattı olağan üstü tedbirler alarak elinden geleni yaparak oldukça dikkatli davrandı. 

   Hastalıkla ilgili aşırı takip, sürekli olup bitenlere gözlemler yapıldığından endişeli insanlar arttı. Hastalık endişesi taşıyan kişilerin ruh sağlığı olumsuz yönde etkilendi. Herkes aşırı bir alarm durumuna geldi. Salgın hastalıkların beklenmedik ve yaşamı tehdit eder yapısı korku ve kaygı uyandırıcı olmakla birlikte bireylerin yaşamsal faaliyetlerini değiştirmelerine, rutin yaşantısının dışına çıkmasına ya da kısıtlamalarına neden oldu. Rutin demek güven demektir. İnsanlar kendi rutininin dışına çıktıklarında kaygı duygusu artış göstermektedir. Sosyal medyadaki bilgi kirliliği insanları aşırı şekilde kaygılandırıp endişe ve panik nöbetlerine sebeb oldu. 

   Bu virüsün henüz kesin bir tedavi yönteminin olmaması, belirsiz ve tehdit uyandırması insanlarda stres, panik atak, koronafobi, davranış bozukluk, uykusuzluk gibi psikolojik sorunlara neden olduğunu toplum olarak görüyoruz. Belirsizlikten dolayı karamsar düşünceler hakim olduğundan depresif bozukluğa sebep verebilir. Her tedbir dozunda güzeldir. Devletimizin ilgili birimlerince paylaşılan güvenlik ve sağlık önlemlerini takip etmenin yeterli olduğu kanaatindeyim.

   Ellerimizi zaten düzenli yıkayıp dezenfekte ediyorsak (%99’u müslüman ülkemizde abdestimizi alarak namazımızı kılabiliyorsak) ya da güvenli mesafeleri korumaya özen gösteriyorsak, insanlar üzerinde geçerliliği ispatlanmamış ek güvenlik önlemlerini uygulama baskısı oluşturmak, sadece kaygı seviyemizi artıracaktır. Hissedilen kaygıyı değersizleştirmeden, gerekli önlemleri gerektiği biçimde alarak ancak kaygıyı da abartmadan ve toplumsal bir panik haline getirmeden yaşamamızın herkese daha yararlı olabileceği günlerden geçiyoruz. 

   Değerli okurlarım dayanışma içinde olması gereken bu günleri en az zararla geride bıraktığımız ve tatsız bir anı olarak hatırladığımız günlerin çabuk gelmesi temennisiyle sağlıklı günler diliyorum.
“Evde Kal Türkiye”

Yorumlar (0)