banner244

banner155

12.10.2019, 13:44

Pazartesi

Bugün yeni bir haftanın ilk günü, Pazartesi’nin gelişini Pazar’dan anlayamıyorsak, yeni günün nasıl geldiğinin de farkına varamamış olabiliriz.

Bugünlerde gündem Suriye topraklarındaki Mehmetçiğin operasyonu konuşuluyor. Buradaki gelişen olaylar ve yabancı ülkelerin Türkiye’nin bu harekatı ile ilgili tavırlarını da sizler yakından takip ediyor olmalısınız.

Dost bildiğimiz ülkeler, halkları için katkılarda bulunduğumuz bazı ülkelerin de bize karşı bu günlerdeki hareketleri ve sözlerini yine duyuyor olmalısınız.

Benim en çok anlatmak istediğim ve yıllardır benim gibi bir çok yazar çizerin anlatmaya çalıştığı, “Amerika’dan dost” olamayacağı yönündeki sözlerinin bir kez daha görülmekte ve yaşanmakta olduğu yönündedir.

İnanç yönünden ortak paydamız olan bazı Arap ülkelerinin davranışları ile ilgili yorumları da sizlerin düşüncelerine bırakıyorum.

Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığı söylenir, ama bizim bazı yöneticilerimiz ise yabancı hayranlığında, hatta Arap ülkelere karşı olan saygılarında bir türlü aklı selim düşünmeyi başarmış değiller.

Bu olaylarla ilgili ne kadar yazmış olsak bile bazıları kendi bildiklerinin doğru olduğu iddiası ile tutumlarında değişime gitmemeyi uygun görmeyi sürdürüyorlar.

Ülke olarak zor bir süreçten geçmekteyiz, bu sürecin içerisine bizi girdirmek isteyen Amerika yönetiminin ne yapmaya çalıştığını, bir gün dost, bir gün düşman kılığında karşımıza çıktığını anlamak zorundayız.

Amerika hiçbir zaman bir ülkede yaşayan halkın mutlu, huzurlu ve tok karın yaşamasını istemez. Her an savaş, iç karışıklık ve huzursuzluk çıkarmak için elinden geleni yapar.

Ürettikleri silahları satabilmek için de özellikle geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerde denemeler yaparak işe başlar.

Dikkat ederseniz uzun yıllardır Amerika’nın gözü Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarını ele geçirmek için Arap ülkelerinde karışıklık çıkarmayı projelerinin başına getirmiştir.

Arap-İsrail savaşlarının tarihlerine bir göz atarsak bunu daha iyi anlayabiliriz.

Ortadoğu ülkelerindeki karışıklıklardan nemalanan Amerika, bu harita üzerinde müttefik olarak nitelendirdiği Türkiye’yi işin içine çekebilmek için yıllardır uğraş veriyor.

En son yaptıkları hareketlere baktığımızda bunu daha net anlamak olası.

Suriye’deki terör örgütüne tırlar dolusu silah gönderen Amerika, bunu açıkça söyleyebiliyorsa, nasıl bizim müttefikimiz olduğunu söyleyebiliyor, bir diğer konuda bizimkiler buna nasıl inanıyor!?

Bizim askerimiz Amerika yönetiminin isteklerine göre mi hareket edecek, yoksa kendi bildiği yöntemle mi kararlarını verip eylemlerini gerçekleştirecek!?

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı başlatırken, ülkemizi işgal eden emperyalist ülkelere karşı; “Manda ve himaye kabul edilemez!”dememiş miydi!

Aradan geçen onca yıl sonrasında dönüp yine Atatürk’ün söylediği sözleri anımsadık. İpin ucunu Amerika’nın eline verip, onların istekleri doğrultusunda ekonomimize yön veren yöneticilerimiz sayesinde bu günlere geldik.

Biz bize yeten bir ülke iken, bugün birlik ve beraberlik içerisinde olmayan bir halkın yaşadığı Amerika’nın bize yaptıklarına bakın!

Bakın bizler yine birlikte tek yürek olduk, ama emperyalizmin oyunlarına gelmemek, getirilmenin farkına varılması da ülkemizi yönetenlerin tavırlarına bağlıdır. Saygılarımla…
 

Yorumlar (0)