Anayasa Uzlaşma Komisyonu, yeni anayasa teklif taslağını kaleme alma aşamasında hatırı sayılır bir süreci başarıyla koordine etti ve yine kayda değer çalışmalara imza attı. Ancak, öyle anlaşılıyor ki, henüz yol yarılanmadı bile. 2012 Yılı sonu itibariyle, basına yansıyan açıklamalara bakılırsa, sadece “23 madde” üzerinde uzlaşma sağlanmış durumda.
TESEV Demokratikleşme Programı çerçevesinde yayımlanan Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporları’nda çalışmaların yol haritası ve seyri ihtiyatlı bir iyimserlik havası içinde ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Aynı kuruluş tarafından geçtiğimiz Eylül Ayında yayımlanan “Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler” başlıklı Saha Araştırması çarpıcı değerlendirmeler ve sonuçlar içermektedir. TESEV için KONDA tarafından gerçekleştirilen alan araştırmasında, toplam 2699 kişiye yeni anayasayla ilgili beklenti, kanaat ve eğilimleri sorulmuş. Bu Raporun başlangıcında yapılan değerlendirmeye göre, ideal anayasanın kürt sorununu çözeceği yönündeki beklenti en dikkat çekici saptama olarak vurgulanmıştır. En çok kırılmanın görüldüğü nokta ise kürtlerin talepleriyle ilişkili konular olduğu ifade edilmiştir. Genel tercihler ve beklentilere göz önüne alındığında, ideal bir anayasanın çözeceği düşünülen ilk sorun %53,4 oranıyla kürt meselesi olmuştur. İkinci sırada ise “ekonomik mesele” gelmektedir. Bu örneklemden yola çıkarak, yeni anayasa hazırlıklarıyla ilgili toplumun somut beklentileri ve algılarının, olguların ötesine geçmiş durumda olduğunu söylemek mümkün. Çünkü yeni anayasa hokus-pokus ile tüm kronik sorunlara pratik çözümler getirecek bir “sihirli değnek” olmayacaktır.
Söz konusu Raporda, görüşülen kişilere anayasa hazırlık çalışmaları sizin istediğiniz şartlara uygun mudur? Şeklinde yöneltilen soruya sadece % 17 “evet”, %33 kısmen cevabı verildiği; buna karşılık % 49.9 oranında hayır cevabı verildiği ifade edilmiştir. Ayrıca yeni anayasanın yürürlüğe girmesi için hem TBMM hem de referandum onayını gerekli görenlerin oranının % 74 olduğu tespit edilmiştir. Yeni anayasa süreci izleme raporlarında yer alan analizlerden herkesin çıkarması gereken ciddi dersler vardır. Sivil inisiyatifle toplumsal meşruiyeti yüksek bir anayasa yapalım derken algılar ile olgular ya da realite arasında bu derece uçurum ortaya çıkması itibar edilmesi gereken sinyallerdir.
TESEV Demokratikleşme Programı çerçevesinde yayımlanan Yeni Anayasa Sürecini İzleme Raporları’nda çalışmaların yol haritası ve seyri ihtiyatlı bir iyimserlik havası içinde ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Aynı kuruluş tarafından geçtiğimiz Eylül Ayında yayımlanan “Anayasaya Dair Tanım ve Beklentiler” başlıklı Saha Araştırması çarpıcı değerlendirmeler ve sonuçlar içermektedir. TESEV için KONDA tarafından gerçekleştirilen alan araştırmasında, toplam 2699 kişiye yeni anayasayla ilgili beklenti, kanaat ve eğilimleri sorulmuş. Bu Raporun başlangıcında yapılan değerlendirmeye göre, ideal anayasanın kürt sorununu çözeceği yönündeki beklenti en dikkat çekici saptama olarak vurgulanmıştır. En çok kırılmanın görüldüğü nokta ise kürtlerin talepleriyle ilişkili konular olduğu ifade edilmiştir. Genel tercihler ve beklentilere göz önüne alındığında, ideal bir anayasanın çözeceği düşünülen ilk sorun %53,4 oranıyla kürt meselesi olmuştur. İkinci sırada ise “ekonomik mesele” gelmektedir. Bu örneklemden yola çıkarak, yeni anayasa hazırlıklarıyla ilgili toplumun somut beklentileri ve algılarının, olguların ötesine geçmiş durumda olduğunu söylemek mümkün. Çünkü yeni anayasa hokus-pokus ile tüm kronik sorunlara pratik çözümler getirecek bir “sihirli değnek” olmayacaktır.
Söz konusu Raporda, görüşülen kişilere anayasa hazırlık çalışmaları sizin istediğiniz şartlara uygun mudur? Şeklinde yöneltilen soruya sadece % 17 “evet”, %33 kısmen cevabı verildiği; buna karşılık % 49.9 oranında hayır cevabı verildiği ifade edilmiştir. Ayrıca yeni anayasanın yürürlüğe girmesi için hem TBMM hem de referandum onayını gerekli görenlerin oranının % 74 olduğu tespit edilmiştir. Yeni anayasa süreci izleme raporlarında yer alan analizlerden herkesin çıkarması gereken ciddi dersler vardır. Sivil inisiyatifle toplumsal meşruiyeti yüksek bir anayasa yapalım derken algılar ile olgular ya da realite arasında bu derece uçurum ortaya çıkması itibar edilmesi gereken sinyallerdir.