Gazetecilik Bir Etiket Değil, Vicdan Meselesidir!
Gazetecilik...
Öyle herkesin eline kalem alıp yapabileceği bir iş değildir.
Hele hele kişisel hesapların görüleceği bir alan hiç değildir.
Bir kurumun kapısını çalarsınız.
Bir talebiniz olur.
Olumlu karşılanır ya da karşılanmaz.
Hayatın olağan akışıdır.
Ama istediğiniz olmayınca o kurumu hedef almaya başlıyorsanız...
Orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü gazetecilik başka şeydir.
Kişisel hesaplaşma başka.
*****
Dün yere göğe sığdıramadığınız bir insanı...
Bugün yerden yere vuruyorsanız...
Okuyucu elbette soracaktır.
Ne değişti?
O insan mı?
Yoksa beklentiler mi?
Elbette insanlar değişebilir.
Kurumlar hata yapabilir.
Dün doğru olan bugün yanlış olabilir.
Gazeteci de eleştirir.
Hem de en sert şekilde.
Ama elinde bilgi olacak.
Belge olacak.
Gerçek olacak.
Kamu yararı olacak.
Kişisel kırgınlık değil.
Kalem Satılık Değildir!
Gazetecinin sermayesi güvenilirliğidir.
Parası değil.
Makamı değil.
Çevresi değil.
Hele tanıdığı siyasetçiler hiç değil.
Bir iş insanı reklam vermeyebilir.
Bir yönetici talebinizi kabul etmeyebilir.
Bir kurum sizinle aynı düşünmeyebilir.
Bunların hiçbiri tek başına haber gerekçesi değildir.
Ama ortada yanlış varsa...
Kamu zararı varsa...
Belgeyle ortaya konulmuş bir usulsüzlük varsa...
İşte o zaman gazeteci görevini yapar.
Kim olduğuna bakmadan.
Hangi partiden olduğuna bakmadan.
Dostu mu, değil mi diye düşünmeden.
Çünkü gazetecilikte terazinin iki kefesi vardır.
Birinde gerçek.
Diğerinde vicdan.
Kişisel çıkarın o terazide yeri yoktur.
*****
Bir de yeni bir dönem başladı.
Yapay zekâ dönemi.
Bilgisayarın başına oturuyorsunuz.
Birkaç kelime yazıyorsunuz.
Karşınıza sayfalar dolusu metin çıkıyor.
Başlık hazır.
Haber hazır.
Açıklama hazır.
Hatta yorum bile hazır.
Ne güzel!
Teknoloji gelişsin.
Hepimiz yararlanalım.
Ama bir sorun var.
Yapay zekâ haber yazabilir. Gazetecilik sorumluluğunu üstlenemez.
Çünkü gazetecilik yalnızca cümle kurmak değildir.
Haber Yazmak Başka, Gazeteci Olmak Başka!
Bir internet sitesi açmak kolay.
Sosyal medya hesabı oluşturmak kolay.
Profiline gazeteci yazmak daha da kolay.
Peki ya haber yapmak?
İşte orası biraz farklı.
Bir olay meydana geldiğinde...
Önce araştıracaksınız.
Kim?
Ne?
Nerede?
Ne zaman?
Nasıl?
Neden?
Altı sorunun cevabını arayacaksınız.
Yetmeyecek.
Kaynağını kontrol edeceksiniz.
İddia ile gerçeği ayıracaksınız.
Hakkında haber yaptığınız kişinin de açıklamasını almaya çalışacaksınız.
Yanlış yaptıysanız düzelteceksiniz.
Çünkü bir insanın itibarı...
Bir kurumun güvenilirliği...
Bir ailenin huzuru...
Sizin yazdığınız birkaç cümleden etkilenebilir.
İşte gazeteciliğin sorumluluğu burada başlar.
*****
Gazeteci olduğunu söyleyen birini alın karşınıza.
Önüne bir olayın bilgilerini koyun.
Deyin ki...
“Şimdi bana bir haber yaz.”
Ama hazır metin olmadan.
Kopyala yapıştır yapmadan.
Önce olayı anlamasını isteyin.
Eksik bilgileri bulmasını isteyin.
Hangi soruları soracağını görün.
Sonra yazsın.
Başlığı nasıl atıyor?
Haberi nereden başlatıyor?
Neyi kesin bilgi kabul ediyor?
Neyi doğrulamaya ihtiyaç duyuyor?
İşte mesleki birikim burada ortaya çıkar.
Yoksa güzel cümle kurmak tek başına marifet değildir.
Bugün makineler de güzel cümle kuruyor.
Önemli olan o cümlenin arkasında durabilmek.
Gazeteciliğin Ölçüsü Vicdandır!
Yıllarını bu mesleğe veren insanlar var.
Sabahın köründe olay yerine gidenler...
Gecenin yarısında haber peşinde koşanlar...
Bir bilgiyi doğrulamak için saatlerce uğraşanlar...
Yanlış yapmamak için defalarca kontrol edenler...
Bunların emeğini görmezden gelemeyiz.
Gazetecilikte deneyim önemlidir.
Ama deneyim tek başına da yeterli değildir.
Otuz yıl çalışan da hata yapabilir.
Mesleğe dün başlayan da çok iyi bir haber çıkarabilir.
Ölçü yaş değildir.
Ölçü kıdem değildir.
Ölçü doğruluktur.
Tutarlılıktır.
Vicdandır.
*****
Bir de okuyucuya sözüm var.
Her gördüğünüz başlığa inanmayın.
Her sert eleştiriyi doğru kabul etmeyin.
Ama her sert eleştiriyi de kişisel hesaplaşma sanmayın.
Sorun.
Araştırın.
Belge isteyin.
Muhatabın görüşüne bakın.
Dün başka, bugün başka konuşuluyorsa nedenini merak edin.
Çünkü basın özgürlüğü önemlidir.
Ama o özgürlüğün yanında sorumluluk da vardır.
Gazetecinin görevi kimseyi memnun etmek değildir.
Kimseyi sebepsiz yere yıpratmak da değildir.
Görevi toplumu doğru bilgilendirmektir.
*****
Son söz...
Kalem güçlüdür.
Ama o gücü veren mürekkep değildir.
Okuyucunun güvenidir.
O güven bir günde kazanılmaz.
Yıllar ister.
Emek ister.
Sabır ister.
Bazen susmamayı...
Bazen de yeterli bilgi yoksa yayımlamamak için beklemeyi gerektirir.
Yapay zekâ gelişir.
Teknoloji değişir.
Gazeteler dijitalleşir.
Haberin şekli değişir.
Ama bir şey değişmemeli.
Gazetecinin vicdanı.
Çünkü...
Gazetecilik bir etiket değil.
Bir makam değil.
Bir çıkar kapısı hiç değil.
Gazetecilik emektir.
Gazetecilik sorumluluktur.
Ve hepsinden önemlisi...
Gazetecilik vicdan meselesidir.