Bombayı Radikal Gazetesi patlattı ve bir anda siyasi kulisler hareketlendi. Patlayan bomba, HAS Parti Genel Başkanı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş ile eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun AK Parti’ye geçeceğiydi…
Ortaya atılan bomba henüz bir iddia olsa da, hem AK Parti’de, hem Has Parti’de ve hem de eski Demokrat partililerde büyük bir heyecan oluşturdu.
AK Parti, anketlerin aksine “iki ileri bir geri” tavrıyla son zamanlarda iyice eleştirilir oldu. Özellikle Uludere’de 34 masum insanın katledilmesi, ardından parti içinde hiç de “insani” olmayan beyanlar da eklenince sıkıntı çekildi.
Darbecilere karşı dik duruşuyla gönüllerde taht kuran AK Parti, bir anda Özel Yetkili Mahkemeleri kaldırma çabasıyla herkesi şaşkınlığa uğrattı.
Cemaatle kol kola girilen seçim ve Ergenekoncularla mücadeleden sonra cemaatle arasındaki buzlar da bir başka tepki çeken konuydu.
Burada bir nüans farkını eklemeliyim.
Söz konusu cemaat olunca tepki de farklıydı elbet.
Bir kesim cemaatle çok sarmaş dolaş olmasını eleştirirken, bir başka kesim ise cemaatten soğumasını eleştiriyordu.
Ve bir türlü Yeni Anayasa konusunda “ciddi” gelişme kaydedilemiyordu.
Hem demokratikleşme yapılıyor, hem demokratikleşmeyi sekteye uğratacak adımlar atılıyordu.
Hem Yeni Anayasa çalışması yapılıyor, hem eski anayasanın antidemokratik maddelerine sarılarak savunma yolu seçiliyordu.
Demokratikleşmeyi “sonuna kadar” götüreceği söylenmesine rağmen, tıpkı Ergenekon’daki gibi “cayma” gözleniyor, Kürtlerin talepleri ırkçı bir yaklaşımla reddediliyordu. Bunun için bahane terördü ama zaten 32 yıldır o bahaneyle hiçbir şey verilmiyordu. AK Parti’nin farkı olmalı, teröre rağmen, özgürlüklerin önü açılmalıydı.
Öte yandan AK Partili belediyelerle ilgili ciddi suçlamalar vardı ama hep “başka partili belediyeler” soruşturmaya uğruyor, el çektiriliyor, tutuklanıyordu.
Yerelde mağdur vatandaşa yapılan zulümler, AK Partili belediyelerce yapılıyordu ama genel merkezden “takdir”den başka bir şey yoktu.
Bütün bunlar anketlerin ötesinde AK Partinin gerçeğiydi.
***
AK Parti, büyük kongrede “farklı bir imaj” çizmek için şimdiden kolları sıvadığı anlaşılıyor. Kongre öncesi, kamuoyunun takdirini kazanan ve demokrat kimliğiyle öne çıkan isimlerin partiye kazandırılması umuluyor.
Bunun için ilk olarak kulislerde konuşulan ve bomba etkisi yaratan isim ise Kurtulmuş ve Soylu’ydu.
Bu demektir ki, arkası gelecek ve AK Parti, “üç dönem” için ayıklama yapmaya şimdiden başlayacak.
Ancak, sorun, bu iki ismin AK Parti’ye geçip geçemeyeceği ile ilgili.
Çünkü iki isim de “bir yerlere gelme” amacıyla siyaset yapanlardan değil.
Bir yerlere gelmek için siyaset yapanlar, getirenlerin emir eri olmaktan öteye gitmez. Bugüne kadar böyle oldu, bundan sonra da böyle olacaktır.
Bir siyasetçiyi pazarlayanlar, ondan nemalanmayı arzulayanlardır kuşkusuz.
Soylu ve Kurtulmuş için elbette bu söz konusu değil, onların isminden faydalanılacak ve parti, yeni görünüme kavuşacak.
Peki ne değişecek?
Ne Numan Kurtulmuş, ne de Süleyman Soylu “parmak kaldıran” milletvekillerinden olmayacaklar.
Olmayacakları da darbelere karşı durdukları tavırdan zaten anlaşılıyor.
Başını emme basma tulumba gibi sallayan, liderin ağzından çıkan her şeyi onaylayan ve “parmağını kaldır” dediğinde kaldıran, “indir” dediğinde indirenlerin, halktan aldığı vekâlet bile tartışılır.
Milleti temsil edenler, milletin aleyhine olacak uygulamalar için parmağını kaldırırken, yüreğinde meydana gelen depremlerle sarsılanlardır.
Ancak, sadece AK Parti değil, bugün siyaset sahnesinde olanlar, genel başkanın “parmak adamları” olmaktan kurtuldukları anda, “lider” konumuna yükseliyor, değilse de milletin gönlünde taht kurmaya başlıyorlar.
Başbakanın çok sevilmesi, aslında bu nedenleydi ama şimdi kendisi “parmak adam” istemeye başladı. Çünkü “güçlendi” ve güçlenen her insan gibi “saltanatını korumaya” alma çabası içine girdi.
Bu nedenle hiçbir AK Partili belediyenin şaibesi araştırılmıyor, soruşturulmuyor, gereken yapılmıyor.
Sırf bu nedenle demokratikleşmeden geri adım atılıyor, darbelerin araştırılmasında büyük rolü olan Özel Yetkili Mahkemelere ince ayar çekilmek isteniyor.
Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş, doğrusu birer değerdir ve demokrat kimlikleriyle de iki önemli isimdir. Üstelik de “tabanda” transferi büyük sevinçle karşılanan kişilerdir.
Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan Erdoğan, birçok şeyin farkında ve bu nedenle de Soylu’yla Kurtulmuş olmayı umuyor…
Twitimden seçmeler
Başbakan, milyarlık televizyon açan belediye başkanlarına “Aferin başkanım, malı iyi götürmüşsün” diyor mu merak ediyorum.
="http://www.twitter.com/naifkarabatak">www.twitter.com/naifkarabatak